‘İleriye doğru kacış’ ve liselilerin isyanı


Yavuz Alogan

Yavuz Alogan

Okunma 18 Haziran 2016, 10:32

Dünya medyası ve yabancı internet siteleri ince imalarla ya da gayet kaba ifadelerle Saray’ın devrilmek üzere olduğunu, Erdoğan’ın günlerinin sayılı olduğunu yazmaya devam ediyor. Ailenin ve yakın çevrenin yozlaştığından, hapse girme ve hesap verme korkularından söz ediyorlar. Alman basını “diploma vakası”yla dalga geçiyor.
Benzetmek gibi olmasın ama düveli muazzamanın bazı yayınlarında Cumhurbaşkanı’na bir tür Manuel Noriega muamelesi yapıldığı çok net biçimde görülebiliyor. Elbette burası Panama değil, ülkemizi işgal edip zatı şahâneyi savaş esiri olarak tutuklamaları düşünülemez. Vermeyiz ayrıca, icabında kendimiz yargılarız.
Korku farklı davranışlara neden olur. Odaklanma yeteneğini tamamen kaybedip kendi perspektifinizde boğulacak kadar yukarılara çıkmışsanız korku gerilemenize değil, “ileriye doğru kaçış” denilen değişik bir tutum almanıza yol açar. Adnan Menderes mesela, iktidardan düşme ihtimali belirdiğinde böyle bir tutum alarak “tahkikat komisyonu” kurdurmuş, ülkede tam bir hegemonya kurmak için “vatan cephesi” örgütlemiş, muhalefet liderinin mitinglerine saldırılar düzenletip yurt gezilerini önlemeye çalışmıştı.
Bunlar da korkuya kapıldıkça bir yandan ideolojik altyapı faaliyetlerine ağırlık veriyorlar, diğer yandan laik kesimi sanki kışkırtmaya çalışıyorlar.
Birincisine örnek, “yeniden yapılanma” paketiyle danıştay ve yargıtayı, “Maarif Vakfı”yla da millî eğitim sistemini Saray’a bağlama çabalarıdır. Yargıçların ve eğitim öğretim kadrolarının iktidardaki dar kliğe biat etmesini sağlayacak uygulamalar Türkiye’de ilk kez görülüyor. Tam bir ideolojik ve siyasi hegemonya istiyorlar.
Kışkırtmalara gelince, devletin TRT’sinden namaz kılmayan yurttaşların “hayvan” olduğunu ilan ettiler; Melih Gökçek metroda pembe kadın vagonu uygulaması için anket yaptırdı. Mehmet Uçum adlı CB başdanışmanı kurucu iradeden arındırılmış anayasanın Aralık’ta Meclis’e gelebileceğini söyledi. Bu türden kışkırtmaları muhtemelen kadrolarına güven vermek, onları militanlaştırmak ve coşturmak, halkı alıştırmak için yapıyorlar. Zayıf olduklarını fark edenler güçlü görünmeye çalışır, korkuyu yenmek için meydan okuyarak atıp tutarlar.
Sadece “ileri doğru kaçış” değil, biraz tırsma hali de var. Mardin’de askerlerle iftarda biraraya gelmek, düğünde komuta heyetiyle fotoğraf çektirmek gibi “her şey yolunda” görüntüleri bu kategoride görülebilir.
Darbe olur mu, bilemem. Ancak liselilerin başlattığı mücadelenin, üniversite gençliğini de kapsayarak, bütün velilerin en geniş katılımıyla bir halk hareketine dönüşmesi AKP gericiliğine en büyük darbeyi vurabilir. Büyük mücadeleler okuldaki satranç odasının mescite dönüştürülmesi ya da müdürün öğrencilerin piyanosunu çalıp evine götürmesi gibi basit görünen olaylardan çıkar.
Liseliler durumun farkındalar. “Son dönemlerde ortaya çıkan ‘Proje Okulları’ uygulaması, ülkemizin bilimsel eğitimden taviz vermeyen ve sorgulama yeteneğini kazanmış nesiller yetiştirmeyi amaç edinen köklü liselerini karanlığa çekmeyi açık ve net bir şekilde hedeflemektedir,” diyorlar. Kardeşlerimizin mücadelesine destek olalım. Yaklaşan zaferimizin en önemli ve anlamlı mücadelelerinden biridir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.