Türkiye’deki kuraklığın nedeni

Avrupa kıtasına trilyonlarca ton yağış getiren bulutlar, La Nina etkisiyle 20 paralel derecesi kadar kuzeye çekildiği için, Türkiye’nin orta ve güney enlemlerinde en az sekiz yıl kuraklık gerçekleşecektir İKLİMLENME...

Türkiye’deki kuraklığın nedeni
18 Eylül 2014 Perşembe 09:37

02-sekil1

Avrupa kıtasına trilyonlarca ton yağış getiren bulutlar, La Nina etkisiyle 20 paralel derecesi kadar kuzeye çekildiği için, Türkiye’nin orta ve güney enlemlerinde en az sekiz yıl kuraklık gerçekleşecektir

İKLİMLENME olayı, temelde levha tektoniği kavramını ilgilendirmektedir. Gulfstream adlandırması bu bakımdan büyük bir yanılsama içerir. Bu isimlendirmeden dolayı insanlar Gulfstream sıcak su akıntısının, kısaca Gulf denilen Meksika Körfezinden yola çıkarak ısındığını sanırlar. Tersine; akıntı körfezde etkin bir şekilde soğutulur. Çünkü körfezde “Antiller Deniz Tabanı Hendeği” yer almaktadır. Hendekler, yeryüzünde jeotermik gradientin (dipten ısınmanın) en düşük olduğu yerlerdir. Milyonlarca yıldan beri bu soğuk hendeklerin üzerinden akan sıcak sular, bir “okyanus yüzey nehri” gibi davranmakta ve derinlere dalamamaktadır.

Gulfstream’in ısıtılmasında öncelikle ekvatoral Güneş’in kızılaltı ışınlarının katkıları azımsanamaz. Ancak asıl ısıl kaynak, Atlantik Okyanusunun tabanındaki yarık volkanizmadır. (Şekil-1). Bu yarık, yaklaşık olarak 20.000 km uzunlukta olup, üzerinde bulunduğu sırt ise yaklaşık 3500-5000 m yüksekliktedir. Üzeri; doğu batı doğrultulu faylarla ve kuzey güney doğrultulu yarıklarla belli bir geometride bezenmiştir. Bunlara ek olarak okyanussal kabukta sistematik çatlaklar da vardır. Bu fayların ve çatlakların hidrostatik basınçla bir metre kadar açılmaları ve suyla dolmaları, gözlemlenmiş bir olgudur. Açık çatlaklara giren okyanus suyu ısıtılır. Yarıklarda ise lav ile okyanus suyu doğrudan temas halinde olup, okyanus suları buralarda dipten kaynatılmaktadır. Açıkçası Atlantik Okyanusunun tabanı, tam bir ısıtıcı ızgarası gibi çalışmaktadır. Farklı yönlerdeki baskın rüzgârlar sayesinde, kıtalar okyanuslarda üretilen yağmur bulutları ile sulanmaktadır.

KAYNAK,U., (2010) tarafından yapılan hesaplamalara göre, global bakışla, El Nino-La Nina olgusu, 42 yıllık bir periyodla çalışmaktadır. Daha küçük periyodlu parazitik salınımlar göz ardı edilmiştir. Son büyük El Nino etkinliği 1992 yılında yaşanmış olup, son üç yüz yılın en yüksek değerlerine ulaşmıştı. Bu etkinlikte Van Gölü ve diğer tektonik göller de yaklaşık olarak iki metre yükselmişti. Bu etkinliğin nedeni ise özellikle Galapagos ve Sheba+Oman gibi ekvatora paralel okyanus tabanı riftlerinin, yaklaşık altı-yedi metre kadar fazladan açılması olmuştu.

Oysa Global La Nina’da tam tersi olmakta ve ekvatoral “yarık volkan”lar büzüşmektedir. Bu olayın sürücü nedeni ise Yerkürenin de, bütün diğer termal yetkinliğe sahip gök cisimlerinde olduğu gibi, kendine özgü bir periyodla nefes almasıdır. Bu nefes alma olgusu çap değişimine neden olup, miktarı her 21 yılda bir, yaklaşık 80 cm’dir. Tam periyod 42 yıldır.

Son Global La Nina ise 1992 + (42/2) = 2013 başlangıç olmak üzere 2013-2016 arasında grafikte çukur yapmak durumundadır. 2013 ve 2014 Yıllarında, Türkiye’de yaşanılan kuraklığın nedeni Küresel La Nina’dır.

Küresel La Nina, 2013 yılında “ısıtmada minimum” etkinliğe ulaşmıştır. İşte bu nedenle Gulfstream akıntısının debisi duyumsanabilir miktarda azalmış olmalıdır. 2014 yılının ilk günlerine kadar da azalacaktır. Bu durumda görülmektedir ki son 300 yılın en şiddetli El Nino’su 1992-1995 yılları arasında yaşandığına göre, büyük bir olasılıkla en şiddetli La Nina’sı da 2013-2016 yılları arasında yaşanılmış ve yaşanılacaktır.

Önemle belirtmek gerekir ki bu iklimsel salınımlar, milyonlarca yıldan beri olagelmektedir. Ancak, birtakım batılı araştırıcıların yayınlarında görüldüğü üzere, “buzulların erimesi ve okyanus sularının tuzluluğunun azalması” sonucunda Gufstream akıntısının duracağını söylemek ve yayınlamak korkutucu olup, doğru değildir. Çünkü okyanus sularının ısıtılmasının kaynağında, Ay’ın yeryüzünde oluşturduğu (Wobble Effect) Med Yuvarlanması büyük rol oynarken, son yıllarda Güneşin Gücünde (Solar Force’da) gözlenen bir miktar artımın da etkisi vardır.

AVRUPA YAĞMURLARINDA GULFSTREAM’IN ROLÜ

Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün beş günlük tahmin haritalarından 14.10.2010 perşembe gününe ait olan tahmin gösterilmektedir. Bütün Türkiye yağışlıdır. Bu harita 2010 yılında henüz La Nina’nın başlamadığını gösterir. Türkiye’yi bu etkinlikte örtebilen bulut, en azından Balkanları ve Kafkasları da kaplamaktadır. Yaklaşık olarak kapladığı alan 4-5 milyon km² kadar olabilir. Uydu fotoğraflarında, kimi zaman 10 milyon km² lik olup, bütün Avrupa’yı kaplayan tek döngüye sahip bulutlara bile rastlanılmaktadır. Bu “kıta örten” ve batı rüzgârları tarafından taşınan bulutlar ise Gulfstream’in eseridir.

SEKİZ YIL BOYUNCA SÜRECEK KURAKLIK

AVRUPA’ya, saat yönünün aksine dönerek doğuya doğru ilerleyen ve trilyonlarca ton yağış getiren bulutlar, La Nina etkisiyle 20 paralel derecesi kadar kuzeye çekildiği için, Türkiye’nin orta ve güney enlemleri, bunu en azından sekiz yıl kadar süreyle kuraklık olarak yaşayacaktır.

Bu sürenin sonunda güney enlemlerimiz de normal düzeyde yağış almaya başlayacaktır.

Prof. Dr. Uğur Kaynak                                   

Kocaeli Üniversitesi Em. Öğr.Üyesi


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.