Türk siyasetinin unutulmazı 91’inde

Tanju Cılızoğlu

Türk siyasetinin unutulmazı 91’inde
02 Kasım 2014 Pazar 09:31

20demirel
Süleyman Demirel, siyasetimizin unutulmayacak bir gerçeği... İncelenmesi gerekli, değeri ayrıntılarda saklı bir gönül adamı... Duygularıyla aklını değil aklıyla duygularını yöneten bir usta
Demirel, 91 yıllık cumhuriyet döneminin elli yılına damgasını vurmuş bir siyasetçi. 27 Mayıs Devrimi’nde 39 yaşında DSİ Genel Müdürü. Cumhuriyet döneminin gelmiş geçmiş en genç genel müdürü.
Isparta’nın İslamköyü’ndeki ilkokuldan başlamış. İTÜ’nün İnşaat Fakültesi’ni baraj mühendisi olarak bitirmiş. Amerika’da staj yapmış. Demirel, duygularıyla aklını değil aklıyla duygularını yöneten bir usta.
“Annemin çeşmeden su taşımaktan kolları uzamıştı” diyen ülkesinin sularının barajsızlık yüzünden denizlere akıp gittiğini gören Demirel ilkokula başladığında “Baraj” olayını hayaline taşımış.
Menderes başbakan. 27 Mayıs olduğunda ülkede kendisini seven, oğlunu kurban etmek isteyen fanatikleri var. Buna rağmen ülkedeki ihtilale bir uyum, sessizlik hakim. Yalnızca iki tepki var. Biri 3. Ordu Kumandanı Ragıp Gümüşpala diğeri Demirel’den.
İhtilalin ilk tebliğlerinden biri, ikinci bir emre kadar hiçbir devlet görevlisinin görevinden istifa etmemesi. Demirel, bu tebliğ yayınlanır yayınlanmaz istifasını vererek başkaldırıyor. Suskun Demokrat Parti tabanı bu başkaldırıyı unutmuyor.
‘MENDERES OLMAYACAĞIM’
27 Mayıs devrimi ülkeyi tekrar seçime götürme sürecini başlattığında kapatılan Demokrat Parti, Adalet Partisi adıyla kuruluyor. Genel Başkan Orgeneral Ragıp Gümüşpala ve Demirel de genel başkan yardımcısı.
Gümüşpala, 1964 yılında ölünce parti kurultaya gidiyor. Celal Bayar dahil Demokrat Parti’nin yönetici kadrosu Kayseri cezaevindeler. Oradan tabana işaret geliyor “Süleyman Demirel’i genel başkan seçin”. Biri Ispartalı Dr. Sadettin Bilgiç olmak üzere üç aday var. O kongreyi gazeteci olarak izledim. Demirel, delegeleri mıknatıs gibi çeken müthiş bir konuşma yaptı. Kayseri işaret etmese de seçim o konuşma ile kazanılırdı.
Demirel AP’nin başına geçince kolları sıvıyor. İlk iş, İnönü’nün Başbakan olduğu koalisyon hükümetinin bütçesine güvenoyu verdirtmemek. Amerika’ya başbakan giden İsmet Paşa, yurda hükümeti düşürülmüş olarak dönüyor. Bazı milletvekillerinin “İnönü’nün dönmesini bekleyelim” önerisine Demirel, “Demir tavında dövülür” diyerek yolunu yürüyordu.
Kurulan Ürgüplü koalisyon hükümeti ile ülke seçimlere gidecekti. Demirel çok ince ayar bir iç politika uyguluyor, ihtilalin sabrını taşırmadan yol alıyordu. Celal Bayar’ın kızı ise meclisin bir an önce Kayseri Cezaevi’ndeki siyasiler için af çıkarmasında ısrarcıydı. Demirel, Dr. Sadettin Bilgiç’in de desteği ile kendisini CHP ve ihtilalin ajanı olmakla suçlayanlara “Bana bakın, bende Menderes’i arıyorsanız bulamazsınız. Ben Menderes olmayacağım” mesajı veriyordu.
VEFA
Gençliğimiz Demirel’e karşı durmakla geçti. O günlerde Demirel’e katlanamayan bizler, sonra öyle siyasetçilere tanık olduk ki onlar Demirel’i yeniden düşünmemizi gerektirdi.
Yıl 1979... İsmet Paşa’nın son,
Ecevit’in ilk genel sekreteri Dr. Kamil Kırıkoğlu kansere yakalanmış.
Kırıkoğlu, mecliste Demirel’i hep kıyasıya eleştirmiş bir muhalefet milletvekili. Kırıkoğlu, hastaneye yatar yatmaz Demirel arıyor. Çok yakını bir hastası ile ilgilenircesine her gün durumunu soruyor. Milletvekilliği yapmış, devlete doktor, başhekim olarak hizmet etmiş bir siyasetçinin son çare İngiltere’ye gitmesi gerekli ama buna ekonomik olanak yok. Demirel, Kırıkoğlu’nu bir KİT’e yönetim kurulu üyesi atıyor ve bu yolla İngiltere’ye yolluyordu.
Kırıkoğlu’nun hastalığı süresince gecelerimin çoğunu yanında refakatçi olarak geçirdim, anılarını yazdım. Kırıkoğlu Ecevit’in kendisini aramamasına tarifsiz üzülüyor, Demirel’in gösterdiği ilginin altında eziliyordu.
İstinye Devlet Hastanesi’nde son gecemizi yaşadık. Kırıkoğlu “Bana bir meyve suyu ver, bir tane de kendine al. Kapıyı kapat azıcık seninle konuşalım” dedi. Dediklerini yaptım ve bana şunları söyledi.
“Bu gece ilaçları almayacağım. Sabahın ışıklarını görebileceğimi hiç sanmam. Son ricalarım olacak. Anılarım mutlaka hemen yayınlansın. Sayın Demirel’e bu hastalığımda çok borçlandım. Ne yapacağımı bilemiyorum. Sizce ne yapmalıyım?”
“Biz dostlarınız yaşadıkça Demirel’e ödemeye gayret ederiz, çalışırız” dedim. Durdu düşündü. “Sizden ricam cenazem kalktıktan sonra münasip bir zaman içinde bu geceyi kendilerine aktarın.” O gece sabaha karşı 04.40’ta Kırıkoğlu yaşama veda etti.
DEMİREL AĞLIYOR
Cenaze kalktı iki gün sonra başbakanlığa özel kalem müdürüne telefon ettim “Rahmetli Kırıkoğlu’nun Sayın Demirel’e verilmek üzere bende bir emaneti var, randevu talep ediyorum” dedim. Başbakan Demirel ertesi gün saat 18.30’da beni Güniz Sokak’ta kabul edecekti. Daha önce bir iki kez basın toplantısında kendileriyle beraberliğimiz olmuştu.
Güniz Sokak’ta çalışma odasının kapısında karşıladılar. Kırıkoğlu’nun son gecesini anlatmaya başladım. Olayı Ecevit vefasızlığı, kendilerinin sevindiren ilgileri boyutunda aktardım. Bir ara baktım Demirel’in gözlerinden yanağına damlalar iniyor.
Sanırım ilk kez bir görüşmesinde Demirel’in ağladığını görenlerden biriyim. O buluşmadan sonra Demirel’le dostluğumuz ilerledi.
Demirel siyasetimizin unutulmayacak bir gerçeğidir. Kimsenin uzaktan layıkıyla tanınamayacağını Sayın Demirel’den öğrendim. İncelenmesi gerekli değeri ayrıntılarda saklı bir gönül adamıdır.  
Nice yaşlara...
‘ZAFER KAZANAN BİR KUMANDANI ARKAMDAN YÜRÜTMEM’
1964’te İnönü’nün hükümeti düşmüş... Anıtkabir’de yapılan ilk resmi tören... Demirel protokol gereği Aslanlıyol’da arkasında yürümesi gereken anamuhalefet lideri İsmet Paşa’nın yanına gelerek elini tutuyor, kendisiyle birlikte yan yana yürümesini sağlıyordu. O günü de birebir yaşan bir gazeteciyim. Kendisini başbakanlıktan düşüren oğlu yaşında genç bir siyasetçinin bu davranışı İsmet Paşa’yı şaşırtmıştı. Daha sonra çok tartışılan bu olayı rahmetli Çağlayangil’in anılarını yazarken kendisine sordum. Çağlayangil yazılmaması kaydıyla Demirel’in izahını açıkladı. “Ben anamuhalefet partisi genel başkanı İsmet Paşa’yı değil bu ülkenin Kurtuluş Savaşı’nı başarmış iki meydan muharebesi kazanmış bir kumandanı arkamda yürütmedim.”
Tanju Cılızoğlu


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.