Nutuk’u doğru anlamak

TÜRKİYE Cumhuriyeti tarihinin ana kaynaklarından olan Nutuk’u (Söylev) bugün bile doğru yere konumlandırabilmiş değiliz. Akademik birkaç çalışma dışında Nutuk’u ele alan kaliteli çalışmalara da rastlamak pek olanaklı değil....

Nutuk’u doğru anlamak
23 Ekim 2014 Perşembe 10:21

02-nutuk

TÜRKİYE Cumhuriyeti tarihinin ana kaynaklarından olan Nutuk’u (Söylev) bugün bile doğru yere konumlandırabilmiş değiliz. Akademik birkaç çalışma dışında Nutuk’u ele alan kaliteli çalışmalara da rastlamak pek olanaklı değil. Nutuk’u ele alan çalışmalar, Atatürk’ü ve Nutuk’u ya kutsallaştırmak ya da eseri değersizleştirmek ve sıradanlaştırmak için çabalamaktadır. Oysa bu iki yaklaşım da doğru değildir. Toplumumuz için de benzer şeyleri söyleyebiliriz. Nutuk’u sahiplendiğini iddia edenlerin büyük bir bölümü Nutuk’un ilk sayfasını dahi açmamış, onu evinin en güzel köşesine kutsal bir obje gibi yerleştirmiştir. Nutuk gibi önemli bir eseri yaşlısından gencine anlayıp değerlendirebilenlerin sayısı akademik camianın durumundan pek farklı değildir.

Şüphesiz ki burada Nutuk’un birkaç özelliğinden bahsedip eser hakkında bazı değerlendirmeler yapabiliriz. Öncelikle Nutuk, tarihi ve siyasi bir metindir. Atatürk, Nutuk’ta 1919-1927 yılları arasındaki gelişmeleri ele almıştır. 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Partisinin kurultayında da yaklaşık 37 saatte okumuştur.

Nutuk’un okunduğu tarihsel dönem oldukça önemlidir. 1927 yılına kadar yaşanan gelişmelere kısaca göz atmak meselenin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Bu döneme kadar, Milli Mücadele (1919-1922) başarıyla geride bırakılmış, ülkenin içine düştüğü durumun sebebi olan saltanat ve hilâfet makamı kaldırılmış (1922 ve 1924), cumhuriyet ilan edilmiş, sekülerlik açısından büyük bir öneme sahip olan Tevhid-i Tedrisat yasası çıkarılmış (1924), Tekke ve zaviyeler kapatılmış (1925), milletler arası saat ve takvim kabul edilmiş (1925), Medenî Kanun çıkarılmış (1926), Türk Ceza ve Borçlar Kanunu kabul edilmiş (1926)...

Ekonomik anlamda da devlet büyük atılımlar yapılmış: Demir yolları devletleştirilmiş (1924), Aşar vergisi kaldırılmış (1925), çiftçilere toprak dağıtılmış, kredi faizleri düşürülmüş, bankalar kurulmuş, Kabotaj Kanunu çıkarılmış... Yani alt yapı ve üst yapı anlamında çok büyük sıçramalar kaydedilmiş. Bunların yanında olumsuz birtakım gelişmeler de yaşanmış, örneğin 1925’te Şeyh Sait isyanı çıkmış ve Takrir-i Sükûn kanunu ilan edilmek zorunda kalınmış, 1926’da Atatürk’e suikast girişiminde bulunulmuş, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılmış, 1927’de İstiklal Mahkemeleri kaldırılmıştır. İşte Nutuk böyle önemli gelişmelerin ardından zamanlaması özenle tespit edilerek okunmuştur.

MİLLETE VERİLEN RAPOR

İçerik olarak Nutuk özellikle Milli Mücadele dönemi üzerinde yoğunlaşmıştır. Atatürk, Milli Mücadele sürecinde yaşananları en ince ayrıntısına kadar anlatmıştır. 1923 sonrası gelişmeler ise Milli Mücadele döneminin anlatıldığı kısımlara göre daha az hacimlidir. Atatürk’ün hem Milli Mücadele süreci hem de sonrasını titizlikle ve ayrıntılarıyla anlatması milletine bir rapor verdiğinin de göstergesidir. Nitekim Atatürk’ün, Nutuk’a “1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir” diye başlaması bunu kanıtlamaktadır. Demek ki Nutuk, aynı zamanda Mustafa Kemal’in, milletine yaptığı hizmetlerin bir arzıdır.

Dikkat edilirse Nutuk’un bir özelliği Meclis’te değil Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayında okunmasıdır. Bu durum Nutuk’u tarihi bir metin olduğu kadar siyasi bir metin olarak da değerlendirmemizi sağlar. Bu açıdan bakılırsa Atatürk’ün hem hanedandan hem de en yakın arkadaşlarından bazılarına büyük eleştiriler getirdiği görülmektedir. Hatta bu eleştirilerin dozu yer yer öyle yükselir ki mesele, adeta siyasi bir hesaplaşmaya döner. Örneğin, Vahdettin’e ve Damat Ferit’e Nutuk’un henüz ilk sayfasında ağır eleştiriler yapılır:

“Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükûmet âciz, haysiyetsiz ve korkak.”

Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere Atatürk; Vahdettin ve Damat Ferit’i oldukça net ifadelerde itham etmiştir. Atatürk yalnızca bu iki isme değil, en yakın arkadaşlarından bazıları da dâhil birçok isme çeşitli olaylardaki tutumları nedeniyle açık ya da örtük eleştirilerde bulunmuştur. Kazım Karabekir, Refet Bey, Rauf Bey ve Bekir Sami Bey bunlardan bazılarıdır.

Nutuk aynı zamanda emperyalist güçlerle hesaplaşmanın bir ürünüdür. 19. yüzyıldan itibaren gözünü Türk topraklarına dikmiş olan emperyalistlere karşı kazanılan haklı bir mücadelenin de kaleme dökülmüş şeklidir.

Atatürk, olayları ve günün şartlarını ele alırken büyük bilgi birikimi ve kültürü sayesinde meseleleri oldukça analitik değerlendirir. Ancak aynı durum Atatürk’ün Milli Mücadele yolculuğuna çıktığı bazı kişiler için pek söz konusu değildir. Atatürk bu durumu Nutuk’un henüz ilk sayfalarında ifade etmektedir:

“Milli Mücadele’ye beraber başlayan yolculardan bazıları, millî hayatın bugünkü cumhuriyete ve cumhuriyet kanunlarına kadar uzanan gelişmelerinde, kendi fikir ve ruh kabiliyetlerinin kavrayış sınırı bittikçe bana karşı direnişe ve muhalefete geçmişlerdir.”

Bu cümleler içinde geçen “fikir ve ruh kabiliyetlerinin kavrayış sınırı bittikçe bana karşı direnişe ve muhalefete geçmişlerdir” sözü oldukça dikkate değer. Çünkü bu söz aynı zamanda Atatürk’ün derin düşünce dünyasını ve ufkunu da göstermektedir. Gerçekten de Atatürk, Nutuk’tan da anlaşılacağı üzere Milli Mücadele’yi ve modern cumhuriyeti büyük bir bilgelik ve metodik yaklaşımla gerçekleştirmiştir. Bu süreç içerisinde bu derinliği ve aklı anlayamayan kişiler sonradan önüne bir engel olarak çıkmıştır.

GEÇMİŞ VE GELECEKTEN İŞARETLER

Günümüzde de aslında bu durum pek farklı değil. Bugün pek çok kimse “kendi fikir ve ruh kabiliyetlerinin kavrayış sınırı bittikçe”, Atatürk’e ve modern cumhuriyete saldırmaktadır. Saldırıların artan dozu saldıranların köksüzlüğü, vizyonsuzluğu ve çürümüşlüğünü daha fazla ortaya çıkarmaktadır.

Atatürk, Nutuk’ta yalnızca geçmişe dair değil aynı zamanda geleceğe dair de işaretler vermektedir. Cümlelerindeki vurgular, karakterinin kararlılığını ve hedefe odaklanmışlığını gösterir. Bu hedef cumhuriyetin temel ülkülerinden oluşmaktadır. Nutuk’un sonunda ise hepimizin ezbere bildiği “Gençliğe Hitabe” yer almaktadır. Atatürk, Gençliğe Hitabe’si ile Türk gençlerine bir tarih bilinci vermeye çalışmış ve gelecekte milletin ve devletin başına gelebilecek olumsuzluklara karşı o zamandan bir farkındalık yaratmıştır.

Nutuk’u ele alırken yapmamız gereken ilk iş onu doğru anlamaya çalışmak ve dönemi itibariyle değerlendirmektir. Sonuçta Nutuk, emperyalizme karşı kazanılmış büyük bir zaferin ve ardından modern bir toplum yaratmış olmanın haklı gururunun bir ürünüdür. Dahası Türk ve dünya tarihinin şekillenmesinde büyük bir rolü olmuş olan Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Türk ulusunun tarih karşısında bıraktığı önemli bir metindir. Yani, tarih yapanın tarih yazdığı bir belgedir.

Nutuk’un sahibi Mustafa Kemal Atatürk’ü ele alırken de benzer bir şekilde davranmalıyız. Onu ısrarlı yüceltmek ve göklere çıkarmak yerine, tam tersine yeryüzüne indirmeli ve (bilgelikle ve azimle çalışıldığı takdirde) milletin içinden böyle büyük insanların çıkabileceği fikrine bilincimizde yer edindirmeliyiz. Çünkü “hanedan” gibi, “saltanat” gibi ve bunlara “kulluk etmek” gibi birtakım kutsalları yıkmaya ömrünü vermiş bir insanın içinden çıktığı bir milletin, yeni kutsallar yaratma çabası gereksizdir. Hatta Mustafa Kemal’i anlamamaktır.

Hasan Gürkan

Uzman


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.