Hukuksuzlukları işleyenler hukukçulardır -(TAMAMI)

Tutuklu Milletvekili Mustafa Balbay’dan ‘son mektup’ Mustafa Balbay son savunmasında, ‘Varlığım Turk varlığına armağan olsun’ dedi. Balbay, ‘Silivri’de duşman İmralı’da...

Hukuksuzlukları işleyenler hukukçulardır -(TAMAMI)
15 Mayıs 2013 Çarşamba 11:42

Tutuklu Milletvekili Mustafa Balbay’dan ‘son mektup’

Mustafa Balbay son savunmasında, ‘Varlığım Turk varlığına armağan olsun’ dedi. Balbay, ‘Silivri’de duşman İmralı’da pişman uygulamasıyla barış olmaz’ diye seslendi

Ergenekon davasından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, esas hakkındaki mütalaaya karşı son savunmasını tamamladı. Silivri Cezaevi’ndeki duruşma salonunda görülen davada Balbay’ın yanısıra tutuksuz sanıklar CHP Milletvekili Sinan Aygün ve Ümit Oğuztan ile tutuklu Kemal Aydın da son savunmalarını tamamladı.

1960’da Adnan Menderes’in idam edildiğini, 1971 askeri darbesiyle de Deniz Gezmiş’in idam edildiğini ifade eden Balbay, “Menderes’in idamına ne hükümet ne de asker karar verdi. İdama Menderes’in kendi atadığı hakimler karar verdi. Menderes, belli bir yaşa gelen hakimleri emekli edip kendi görüşüne uygun hakimleri getirmek için yeni bir yasa düzenlemesi yapmıştı. Menderes yargılanırken bunu hatırlatınca Mahkeme Başkanı ‘Sizi buraya tıkan irade böyle istiyor’ diye cevap verdi” diye konuştu. Balbay, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın savcılık tarafından çağırılması üzerine yapılan yasa değişikliğiyle yargılanmasının önünün kapatıldığını dile getirdi.

‘İdamla yargılayacaktınız’

“Olağanüstü dönemlerin başlıca sembolü hukuksuzluktur” diyen Balbay, “Malesef o hukuksuzlukları işleyenler hukukçulardır. Bu mütalaayı hazırlayanlara soruyorum. İntikam duygusu yetmedi mi?” diye sordu. Bu sözler üzerine Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese araya girerek “Hakaret anlamına gelebilecek sözler kullanmayın” uyarısında bulundu. Balbay da “2005’te yasa değişmeseydi bizi idamla yargılayacaktınız. Öyle olsaydı son mektubumuzu da mı yasaklayacak mıydınız? Yapmayın, lütfen son savunmamızı kesmeyiniz” karşılığını verdi.

‘Ergenekon bana kondu’

2006 yılında yazdığı “Er er Ergenekon, gel her yere kon” başlıklı yazısını hatırlatan Balbay, “Sonunda geldi bana da kondu” dedi. Balbay, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılandığını belirterek şunları kaydetti: “İddia makamı benim gazeteciliğimin sicil amiri mi? Bizim için çok önem arz eden konular mütalaada suç olarak belirtiliyor. Buna göre ‘10.Yıl Marşı suç, Misak-ı Milli, Amasya Tamimi’ demek suç. Bu tür mütalaalarla yargı sistemi adalet değil, intikam üretiyor. Ankara’da yargı paketleri çıkarıp, ‘Silivri için değil ha’ demek intikam değil de nedir? Silivri’de düşman, İmralı’da pişman uygulamasıyla barış sağlanamaz. Eyleme bulaşmış elinde silah tutan ve silahlarıyla bu topraklardan giden barışçı olacak, bu salonda gazeteci, asker ve akademisyenler tutuklu olarak, terörist olarak yargılanacak. Bu tablodan ne adalet, ne hukuk ve ne de iç barışın çıkmayacağını herkes görebilir.”

‘Bir kanser armağan ettiniz’

Esas hakkındaki mütalaayı hazırlayan savcıları eleştiren Balbay sözlerine şöyle devam etti: “Ben ‘Bu kürsü de dar be’ desem, iddia makamı ‘darbe dedi’ diyecek. Einstein gelse bu mütalaanın denklemini çözemez. Bu mütalaa bir hukuk metni değil. Mütalaaya bakarken bir kişi iftira atarken bile daha dikkatli olur diye düşündüm. Geciken adalet, adalet değildir ama çok hızlı adalet de kaza yapar. Bizi TCK’nın en ağır maddesiyle yargılıyorsunuz ama savunma hakkımızı da kısıtlıyorsunuz. Gizli tanıklar vasıtasıyla Türk yargı sistemine bir kanser armağan edilmiştir. Aydınları katlederek değil, hapsederek yok edelim denilmiştir. Bu hedefi başaramayacaklarını düşünüyorum.”

Düşünceyi dinleme suçu

İddianamede, davada yargılanırken hayatını kaybeden Cumhuriyet gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk’la arasında geçen bir telefon görüşmesinin suç unsuru olarak gösterilmesini eleştiren Balbay, Selçuk’un kendisine “91 dönemini yaşıyoruz” dediğini anlattı. Balbay, Selçuk’a karşılık olarak “Öyle abi” demesinin ise “Düşünceyi dinleme suçu” olduğunu vurguladı.

Mütalaada İlhan Selçuk ve eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ile birlikte toplantılara katıldığının ve notlar aldığının öne sürüldüğünü anımsatan Balbay, “Bilgisayarımdan çıkan notlar hâlâ bana gösterilmedi. Ancak bu notlar bana ait değil ya da tahrif edilmiş notlardır. Notlardaki pekçok sözcük değişikliğe uğramış. Polis, ‘Okunur hâle getirmek için müdahale ettik’ diyor. 1998 ve 2006 yıllarına ait notlar, emniyette 3 buçuk dakikada hazırlanmış. Bu notlar macintosh bilgisayarda hazırlanmış deniyor. Ama polisin inceleme tutanağına göre Casper marka dizüstü bilgisayarda hazırlanmış. O da yanlış. Benim dizüstü değil masaüstü bilgisayarım var” ifadelerini kullandı. Balbay, Cumhuriyet gazetesinin 1950’li yıllarda Nazım Hikmet’e ‘Hain’ dediğini hatırlatarak “Bu bölüm iddianamede Nazım Hikmet’e ben hain demişim gibi yazılmış” dedi.

Tutuklu milletvekili

Balbay, milletvekili seçildiği halde hâlâ tahliye edilmediğinin altını çizerek “Demokrasi tarihimizde hapisteyken milletvekili seçilen kişilerin tümü demir parmaklıkların ardından çıkmıştır ve Meclis sıralarına gitmiştir. Dünyada hapiste milletvekili diye bir kavram yok. Tutukluluğumun 5. yılındayım. Ülkeme artık bir milletvekili olarak hizmet etmek istiyorum” diye konuştu. Balbay savunmasını “Kendimi hep Atatürk’ün, Atatürk devrimleriyle oluşan kuşakların hizmetçisi saydım. Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diyerek noktaladı.

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.