Hem Kemalist hem de sosyal demokrat olmaz

Reformcu sosyal demokrasinin, bugün Türk milletinin ihtiyacı olan devrimci program ilkelerini ve gerçekçi çözümleri üretemediği görülmektedir. Anlaşılması gereken bunun bir liderlik sorunu olmadığıdır. Bu durumda samimi Atatürkçülerin,...

Hem Kemalist hem de sosyal demokrat olmaz
08 Eylül 2014 Pazartesi 09:36

02kemalizm
Sosyal demokrasi-Kemalizm tartışmasında bugün ciddi bir kavram kargaşasının Atatürkçü kesimler arasında etkili olduğu görülmektedir.
Avrupa Birliği’nin Atatürk’ün batılılaşma hedefinin bir sonucu olduğu; Kemalizm’in de aslında sosyal adaletten yana olduğu ve dolayısıyla sosyal demokrasiyi hedeflediği ya da devletçiliği savunmanın Türkiye’yi içine kapalı (otarşik) bir ülkeye çevireceği türünden yanılsamalar Atatürkçü saflarda taban bulmaktadır.
CHP’nin sosyal demokrat kimliğini bir veri olarak kabul eden ancak bu partiyi yönetenlerin Kemalist mirası reddetme eğilimini bir hata olarak gören samimi Atatürkçülerin var olduğu görülüyor. Bu çevrelere göre, sosyal demokrasi Türkiye’nin sorunlarına çözüm olabilir ancak bu Kemalizm’in mirasından kurtularak değil, onunla bütünleşerek olmalıdır.
Çünkü Kemalizmin doğal evrimi sosyal demokrasiye varır. Sosyal demokrasi, Kemalizm’in mütemmim cüz’üdür. Bu tür görüş sahiplerinin ideoloji-program ilişkisini kurmakta güçlük çektikleri anlaşılmaktadır.
İDEOLOJİ-PROGRAM İLİŞKİSİ
Her program bir ideolojinin sonucudur. Tersinden söylersek, liberalizm, sosyalizm, sosyal demokrasi ya da muhafazakârlık türünden her ideoloji, hayata bir siyasi partinin örgütlü gücü ve o toplumun gündemine özgü programlara uyarlanmak suretiyle uygulanır.
Kemalizm-sosyal demokrasi tartışmasında hem Kemalist mirası sahiplenmek hem de sosyal demokrasiyi savunmak isteyenlerin iki yanlışı bulunuyor.
Birincisi, bir program olarak Kemalizm’den bir ideoloji olarak sosyal demokrasi çıkarmaya çalışılmaktadır. Kemalizm, yüz elli yıllık Türk demokratik devrim tarihinin içinden süzülmüş programın adıdır.
Bir ideoloji değildir ancak her programda olduğu gibi ideolojik kaynakları vardır. Feodalizmin dogmatik ideolojisine karşı Aydınlanma Çağı’nın devrimci liberalizmi (cumhuriyetçilik, laiklik, milliyetçilik) ve emperyalizme karşı varlığını sürdürmenin garantisi olarak sosyalizm (halkçılık, devletçilik, devrimcilik) Kemalist programın ideolojik arka planını oluştururlar.
CHP pratiğinde ise, ilişki tersinden kurulmaktadır. İdeolojiden çıkması gereken program, ideolojiyi doğurmaktadır.
İkinci olarak, ideoloji-program ilişkisi mantığına uygun bir biçimde kurulduğunda, Kemalist programın arkasında sosyal demokrat bir dünya görüşünün yattığı iddia edilmiş oluyor. Bu ise kötü niyet değilse cehaletten başka bir anlama gelmiyor.
Sosyal demokrasinin rolü
Sosyal demokrasi, 20. yy’da emperyalist karakter kazanmış ülkelerde işçi sınıfının reformcu beklentilerini karşılamak üzere ortaya çıktı. Batı’da sosyal demokrat partilerin programlarını bu ihtiyaç belirledi.
Sosyal demokrat bir ideolojiden hareketle üretilebilecek program seçenekleri arasında antiemperyalizm, kamu öncülüğünde kalkınma, feodalizmin sosyo-ekonomik ve kültürel kalıntılarıyla mücadele (demokratikleşme) ve devrimcilik türünden önceliklerin girmemesinin nedeni budur.
Türkiye gibi, 20. yüzyılda bağımsızlık ve egemenliğini emperyalizme karşı mücadele ederek kazanabilmiş ülkelerin, toplumsal şartlardan dolayı reformculuğa değil devrimciliğe yönelmeleri bir tercih olmanın ötesinde bir zorunluluktu.

Altı Ok’un devrimci yorumunun sulandırılması

1960’larda CHP, yükselen Türkiye İşçi Partisi (TİP) “tehlikesini” ancak ortanın soluna geçerse durdurabileceğini İnönü ve Ecevit’in ağzından birçok kez ilan etmişti. Ortanın solu yönelimi başlangıçta 1950’den bu yana yaşanan oy kaybını durdurmak ve yükselen emekçi dinamiğini yakalayarak iktidar olabilmek gibi sistem-içi bir taktik olarak başlamış olsa da, giderek İnönü’nün kontrolünden çıktı.
CHP, Ecevit ile batı tipi bir sosyal demokrat parti olmak üzere ideolojik bir dönüşüm yaşamaya başladı. Ancak sosyal demokrat ideolojiden çıkartılabilecek sosyal adaletçi program ile I. Meşrutiyet’ten bu yana Türk devrim hareketi içinden süzülmüş Kemalist program iki farklı dünya görüşü ve iki farklı toplumsal talep algısına dayandıkları için çelişmeye başladılar. CHP’nin 1976 programı ile bir modus vivendi (geçici uzlaşma) sağlandı.
OK SAYISI 12 OLDU
Altı olan ok sayısı on ikiye çıkartıldı ve İkinci Dünya Savaşı sonrası başlayan altı okun devrimci yorumunun sulandırılması bir adım ileriye taşındı. 1980’den sonra ise -özellikle SHP’de Erdal İnönü Deniz Baykal çekişmesinin yaşandığı 1989-1990-1991 kurultaylarında altı oktan artık kurtulmak gerektiği- tartışıldı.
Özetle, CHP’de Ecevit-Baykal-Kılıçdaroğlu çizgisi yaklaşık elli yıldır reformculuğu esas alan, kapitalist dünya piyasalarıyla bütünleşmeyi savunan, serbest piyasa totemine tapan bir ideolojik duruştan antiemperyalizm, devrimcilik, laiklik ve milliyetçilik gibi program ilkelerinin çıkmadığını görmekte ve o geçmişten kurtulmaya çalışmaktadır. Çünkü ideoloji programı belirlemekte, partilerin programları, onların ideolojilerinden çıkmaktadır.
SOSYAL YARDIM SANIYORLAR
Reformcu sosyal demokrasinin, bugün Türk milletinin ihtiyacı olan devrimci program ilkelerini ve gerçekçi çözümleri üretemediği görülmektedir. Anlaşılması gereken bunun bir liderlik sorunu olmadığıdır. Bu durumda samimi Atatürkçülerin, sosyal demokrasiyi bir sosyal yardımlaşma ve dayanışma ideolojisinden ibaret olarak görmeleri büyük bir hatadır. Atatürk döneminde sosyal yardımlar yapılması ya da Atatürk’ün sınıflar arasında keskin bir çatışmayı önleyecek politikalar izlemeyi önemsemesi, onu sosyal demokrat yapmaya yetmemektedir.

Yard. Doç. Dr. Atakan Hatipoğlu

Araştırmacı-Yazar


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.