Genç Türkiye, Sovyetler Birliği’ni Milletler Cemiyeti’ne aldırmıştı

5- Akşam ve Hakimiyeti Milliye, Eylül 1934. Ercan Dolapçı

Genç Türkiye, Sovyetler Birliği’ni Milletler Cemiyeti’ne aldırmıştı
23 Ekim 2014 Perşembe 08:52

20sovyetlermc

AKP’nin sayesinde BM Güvenlik Konseyi’ne alınmadık ama, 1934 yılında Atatürk’ün Cumhuriyeti, Milletler Cemiyeti’nin Konsey üyeliğine seçilmişti. Hatta, dost ülke Sovyetler Birliği’ni de üyeliğe kabul ettirdi

AKP’nin “sıfır sorun” sloganlı dış politikası yine duvara tosladı. Her fırsatta Atatürk dönemini karalayan AKP yönetimi, “Türkiye’nin dünya çapında itibarının yükseldiğini” söylüyordu ama bunun ne kadar boş olduğunu 16 Ekim 2014 günü yapılan BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği seçiminde gördük. 2015-2016 dönemi “Konsey geçici üyeliği” seçimlerinin ikinci turunda Madrid 120, Ankara ise yalnızca 73 oy alabildi. Üçüncü turdaki oylamada 60 oy aldı ve geçici üyeliğe 132 oyla İspanya seçildi. Aslında kaybeden Türkiye değil, AKP’nin ‘sıfır’lanan politikası oldu.

İSPANYA BİZİ DAVET ETMİŞTİ

Oysa bir zamanlar bunun tersi yaşanmıştı: Bugünkü BM’nin temelleri 10 Ocak 1920’de ABD öncülüğünde İsviçre’de atıldı. Amacı, milletler arasında yaşanacak sorunları barış içinde çözmekti. Ancak Batılı emperyalist ülkelerin çıkarlarını gözettiği için, Türkiye ve Sovyetler Birliği bunun dışında kaldı. Özellikle Musul meselesinde verilen olumsuz karardan sonra, Türkiye için MC gündemden düştü. Ancak Türkiye yine de MC’nin silahsızlanma ve mali konulardaki konferanslarına katıldı. Gerginliğin arttığı günlerde ise, Türkiye 13 Nisan 1932’de yapılan Cenevre Silahsızlanma Konferansı’nda, Milletler Cemiyeti ile işbirliğine hazır olduğunu bildirdi.

ATATÜRK'ÜN KESİN TALİMATI

Atatürk’ün kesin talimatı vardı: Teklif gelmeden üye olunmayacaktı! İspanya ve Yunanistan, Türkiye’nin Cemiyet’e üye olarak kabul edilmesi için teklif verdi. Milletler Cemiyeti bu teklifi 6 Temmuz 1932 günü Genel Kurul’da oybirliği ile kabul etti. TBMM bu kararı 9 Temmuz günü onayladı. 18 Temmuz 1932 günü de Türkiye üye oldu. Türkiye MC’ye girerken, Misakın 16. maddesinde öngörülen zorlayıcı önlemlerin, Sovyetler Birliği’ne karşı uygulanmasına katılmayacağı konusunda güvence verdi. Bu tarihi başarı, Türkiye’nin Batı dünyasında yerini kuvvetlendirdi. (Mehmet Perinçek, Atatürk’ün Sovyet Görüşmeleri, s.204)
BATI’YI KISKANDIRAN DOSTLUK
Türkiye’nin üyeliğe alınmasında en önemli neden, devrimci Cumhuriyet yönetiminin ciddi, saygın, barışçı dış politika uygulamasıdır. Bunun neticesi gelişen dünya koşulları içinde üyeliği gerçekleşti. Hem de Sovyetler Birliği ile birlikte. Türkiye, Atatürk’ün ölümüne kadar Sovyetler Birliği’yle ortak hareket etti ve Batı’yı kıskandıran bir dostluk ilişkisi içindeydi. Türkiye Sovyetler Birliği’nin de MC’ne alınması için büyük çaba harcadı. Her ortamda da bunu dillendirdi.
Bu baskı ve kararlı istek sonucu, müttefiğimiz SSCB, iki yıl sonra 16 Eylül 1934’te Milletler Cemiyeti’ne (13 Konsey üyenin 10’unun, 49 genel heyetin de 39’unun oyunu alarak) alındı. Türkiye de ertesi günü 3 yıllığına Milletler Cemiyeti Konseyi üyeliğine 48 oyla seçildi. Konsey 13 devletten oluşuyordu. Türkiye bir sonraki toplantıya da başkanlık etti.

SOVYETLER'İN BİR ÜST BASAMAĞINDAYDIK!

Önemli bir gelişme de, Milletler Cemiyeti içinde yapılan Avrupa Komisyonu toplantısına Türkiye ve SSCB’nin katılması konusuydu. Fransa, hareretli şekilde buna tepki gösterdi. Türkiye, topraklarının yüzde 45’inin Avrupa’da olan SB’nin alınmasında ısrar etti.
Bu tepki kabul gördü ve 20 Ocak 1931 günü Türkiye ve SSCB Komisyon’a alındı. 1934’te, dünya koşulları değişmişti. Türkiye ve SSCB’nin önemi daha da arttı. Avrupa’da Almanya ve İtalya, Asya’da da Japonya militarist dış politika güderek; hızla silahlanıyor ve sağa sola tehditler savuruyordu. Japonya, Çin’in Mançurya bölgesini işgal etmiş, Rusya’yı da tehdit ediyordu. ABD, İngiltere ve Fransa, SSCB’ye bakışlarını değiştirdi. Bu tabloda Türkiye’nin de bastırmasıyla 180 milyonluk SSCB, MC’ye alındı. Bu dönemde Almanya ve Japonya üyelikten çıkmıştı. En önemli mesele dünya barışının korunmasıydı.
Bu durumu, Bulgar Gizli Servisi Türkiye Şefi yazar Dimtır Vandov şöyle açıklar: “Milletler Cemiyeti’nde SSCB’nin üye olması söz konusu olduğunda Türk diplomasisi ve basını her defasında SSCB’yi desteklemiştir. Belgelerin irdelenmesi, Türkiye’nin bu konuda özellikle 1934 yılının Nisan-Eylül aylarını kapsayan dönemde Batılı devletlere baskı yaptığını göstermektedir. Bu dönemde Türkiye Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, SSCB’nin Milletler Cemiyeti’ne üye olma hakkını savunmuş ve bunun zorunluluğunu konuşmalarında defalarca açıklamıştır.” (Dimitır Vandov, Atatürk Dönemi Türk-Sovyet İlişkileri, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2014, s.196.)

'ONURLU BİR DIŞ POLİTİKA'

Bu konuda araştırma yapan Şayan Ulusan şunları söyler: “Türkiye, MC’nin uluslararası etki ve yaptırımlarından 1932’ye kadar yararlanamamıştır. Bu süre zarfında da MC’ye üye olmak için herhangi bir talepte bulunmamış, bu talebin MC’den gelmesini tutarlı bir dış politikayla hissettirmiştir. 1932’ye kadar da MC’de olan gelişmeleri yakından takip etmiştir. Bunda cemiyetin toplantılara Türkiye’yi davet etmesi de etkendir. Her ne kadar Türkiye’nin MC’ye girmesi Batılıların etkisiyle gecikmişse de, Türkiye tutarlı ve onurlu bir dış politikayla cemiyete üye olmuştur.” (Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne Girişi, ÇTTAD, C. 7, Sayı: 16-17, 2008 Bahar-Güz, s.237-258)
Bu başarı dünyada da büyük yankı buldu. Türk Sovyet dostluğunun zaferi olarak nitelendirildi.

ATATÜRK'TEN LENİN'E:'SOVYETLER'E KARŞI HİÇBİR İTTİFAKA DAHİL OLMAYACAĞIZ'

Atatürk döneminde Sovyet dostluğu zirve yaptı. Atatürk, ilişkilere özel önem verdi ve vasiyet olarak da “Benden sonra ilişkileri sürdürün” talimatını verdi. Atatürk, Meclis’in açılmasından sonra ilk mektubunu Lenin’e gönderdi. Bununla başlayan ilişkiler askeri alanda da ilerledi. Sovyetler Birliği ilişkileri geliştirsin diye Ukrayna Sovyet Hükümeti Fevkalade Temsilcisi Mihail Frunze’yi Ankara’ya gönderdi.

'SUNİ DÜŞMANLIK SON BULDU'

Frunze’nin Ankara’dan ayrıldığı günlerde Mustafa Kemal Paşa, Sovyet Devrimi Lideri Lenin’e 4 Ocak 1922 tarihli bir mektup yazarak, ilişkilerin gelişmesinden duyduğu memnuniyeti bildirdi. Paşa, ‘Aziz Başkanım’ hitabıyla başladığı mektubunda şunları belirtti:
“Türkler ve Rusların, tarihi, yüzyıllarca süren kanlı savaşların görültüsüyle doldurduktan sonra, bu kadar çabuk ve bu kadar bütünsel bir şekilde uzlaşmaları, öteki milletleri şaşkınlığa uğratmıştır. Pek çoğu bu dostluğun suni olduğu ve şartlar gereği sağlandığı zannına kapılmışlardır, hâlâ da bu inançtadırlar ya da öyle gözükmektedirler. Ancak, iki halkın ne ölçüde birbirleriyle anlaşmak ve birbirlerini sevmek için yaratıldıklarını ve geçmiş havgaların yalnızca her ikisinde de yerleşmiş zalim iktidarların kışkırtmaları ile çıkmış olduğunu, son savaşta asker ve subayların birbirleriyle nasıl isteksizce savaştığını görmüş olanlar, birkaç sene önce oluşan yeni vaziyetin sürekli ve istikrarlı olduğunu söyleyeceklerdir. Zira, bu vaziyet tabii olandır ve eski istibdat tarafından sürdürülen suni düşmanlık ise son nefesini vermiştir.

'RUSYA'YA DAHA YAKINIZ'

“Türkiye Rusya’ya, bilhassa son birkaç ayın Rusya’sına Batı Avrupa’ya olduğundan çok daha yakındır. Memleketlerimiz arasında bir diğer ve daha mühim benzerlik, bizim kapitalizm ve emperyalizme karşı mücadelemizde yatmaktadır. (...) Türkiye hâlâ büyük devletlerin ve onların uydularının açık veya gizli, azgın saldırılarına hedef olmaya devam ediyorsa, bunun nedeni, her şeyden önce mazlum sömürge halklarına örnek olarak kurtuluşa giden yolu göstermesidir. (...) Sizi temin ederim ki, Sovyet Rusya’ya karşı doğrudan veya dolaylı olarak asla hiçbir anlaşmaya ve ittifaka dahil olmayacağız.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.12, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2003, s.209-211.)

'BARIŞA GAYRET SARFEDİYOR'

17 Eylül 1934 tarihli Türk gazeteleri manşetlerinden, komşumuz Sovyetler’in MC’ye alınmasını sevinçle duyurdu. Yorumlarda da Sovyet dostluğuna değinilerek, Türkiye ve Sovyetler’in dünya barışının sigortası olduğu vurgulandı. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras da, 18 Eylül günü MC oturumunda şu açıklamayı yaptı: “Sovyet Rusya’nın Milletler Cemiyeti azası bulunmasını yalnız bugün değil, öteden beri esasen temenni ediyorduk. Sovyet Rusya, MC’nin hikmeti vücudu olan sulh ve bütün milletlerin temel olarak bekledikleri itimat ve beynelmilel emniyet sahalarında devamlı gayretler sarf etmiş olan ve bugün de etmekte bulunan bir memlekettir.”
(Hakimiyeti Milliye, 19 Eylül 1934)

Kaynaklar:
1- Tevfik Rüştü Aras, Atatürk’ün Dış Politikası, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2003.
2- Dimitır Vandov, Atatürk Dönemi Türk-Sovyet İlişkileri, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2014.
3- Mehmet Perinçek, Türk-Rus Diplomasisinden Gizli Sayfalar, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2011.
4- Mehmet Perinçek, Atatürk’ün Sovyet Görüşmeleri, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2005.
5- Akşam ve Hakimiyeti Milliye, Eylül 1934.

Ercan Dolapçı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.