CHP’lilere açık mektup

İşçi Partisi'nin Merkez Karar Kurulu Üyesi olmam nedeni ile, böyle bir mektubu yazmaya hakkım olup olmadığını Mart 2014 tarihinden bu yana düşünüyor ve kendi kendimle tartışıyordum. Aşağıda sunacağım nedenlerle, bu mektubu...

CHP’lilere açık mektup
25 Ağustos 2014 Pazartesi 09:42

02keceli

İşçi Partisi'nin Merkez Karar Kurulu Üyesi olmam nedeni ile, böyle bir mektubu yazmaya hakkım olup olmadığını Mart 2014 tarihinden bu yana düşünüyor ve kendi kendimle tartışıyordum. Aşağıda sunacağım nedenlerle, bu mektubu kaleme almak hakkımın bulunduğu ve CHP'ye büyük emekler vermiş bir insan sıfatıyla, Kurultay Delegelerini uyarmam gerektiği kanısına vardım:

Cumhuriyet Halk Partisi bana, babam Abdi Keçeli'den, amcalarım Avni Doğan, Nazım Kafaoğlu, Şevket Hokka Ömeroğlu, Kadir Çetin, Necati Erdoğan, Edip Boztepe, Şevket İmamoğlu ve benzerlerinden kalmıştır.

İsimlerini saydığım bu insanlar on yıl boyunca mallarını sebil ettiler. Sağlıklarını tehlikeye attılar. Böylece, " siz isteseniz hilafeti bile getirirsiniz. Ben bu orduyu yedek subaylarla da yönetitim" diyebilen Adnan Menderes'i yıkarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin yıkımını önlediler.

Onların kahramanca mücadelelerini başta Yozgat olmak üzere Orta Anadolu Halkı bilir.

1957 yılında kaydolduğum CHP'den 1962 yılında ayrılmak zorunda kaldım.

Gençlik Kolu Başkanımız Alev Coşkun, Kemal Anadol, Abdullah Emre İleri ve bu fakire göre, CHP Atatürk'ten uzaklaştığı ve gericiliğe ödün verdiği için 1962 yılında yapılan seçimleri kaybetmiştir. Bu nedenle hemen aslına dönmesi gerekir.

Bu tez, CHP'nin o günkü yöneticilerinin şiddetli tepkisine neden oldu ve komünistlikle suçlandık (ayrıntılı bilgi için o günün Yön Dergisi'ne bakılabilir.)

Bu tepkiye tepki olarak CHP'den ayrıldım ve İşçi Partisi'ne geçtim.

12 Mart askeri darbesinde iki kez tutuklandım ve yirmi beş ay kadar tutuklu kaldıktan sonra Af Yasası ile tahliye oldum (her iki davadan da aklandım.) Tahliye olduktan sonra yeniden CHP'ye girdim ve oy birliği ile Yozgat Çayıralan İlçe Başkanı seçildim. Ondan sonra da sürekli olarak oybirliği ile seçilerek ilçe başkanlığını yürüttüm.

Politik çalışmalarımda şöyle bir ilkem vardır:

İlçe başkanlığına, çoğunlukla değil, oybirliği ile seçilmek, görevimi yürütürken tek bir üyenin muhalefeti olursa istifa etmek.

1977-78 yılında iller Kontenjanından Parti Meclisi üyesi oldum.

1979 yılında yapılan Kısmi Senato Seçilerinde CHP'den delegelerin 4/3'ünün oyu ile aday oldum. 1991 yılı yapılan milletvekili seçiminde de SHP'den Yozgat ilinde liste birincisi oldum.

12 Eylül Askeri Darbesi'nde de CHP'deki faaliyetlerim nedeni ile iki kez yargılandım [her ikisinden de aklandım]. Parlamentoya aday olduğum Yozgat'ın Çamlığı'nda elektrik işkencesine tabi tutuldum.

Sevgili CHP'liler bunca emeğin karşılığında beni birkaç dakika dinlemenizi rica ediyorum.

Kaldı ki, yöneticisi olduğum İşçi Partisi'ne ve fakire göre, antiemperyalist bir savaşın ve bir devrimin ürünü olan Türkiye, devrimini tamamlayamamıştır.

Atatürk'ün arasız devrim ilkesi yaşama geçememiştir. Türkiye'miz ekonomik, politik, mali, kültürel açıdan tam bağımsız değildir ve hâlâ bağrında, insanı köleleştiren Orta Çağ kurumlarını yaşatmaktadır.

Sosyalist düşüncenin partisi olan İşçi Partisi'ne göre, Türkiye tam bağımsız ve gerçekten demokrat olmadan Sosyalist devrime geçmez.

Emperyalizmin ve feodalizmin boyunduruğu altında olan ülkelerde, devrim yapabilmek için bütün millici sınıfların bir cephe çevresinde toplanması ve birlikte iktidar olması gerekir...

Böyle bir ülkenin sosyalistlerinin birincil görevi bu cepheyi oluşturmaktır. Milli Demokratik Devrim'in politik öncüsü olan İşçi Partisi'nin sağında yer alan millici sınıflara öncülük etmek gibi bir görevi vardır. Bu nedenle CHP Kurultayı ile ilgilenmek ve kurultay delegelerine yön vermek, devrimci ve vatanseverce bir görevdir.

CHP Her Seçimde Yeniliyor Fakat Bu Yenilginin Nedenlerini Bir Türlü Araştırmıyor.

1983 seçimlerinden bu güne değin CHP, sürekli şu sloganı kullanarak halktan oy almaktadır:

Aman bölünmeyelim... Bölünürsek Turgut Özal gitmez, Türkeş devrilmez, Erbakan seçim kazanır, Erdoğan iktidarda kalır...

En son yapılan milletvekili genel seçimlerinde bağımsız aday Sayın Doğu Perinçek için İzmir'de çalıştım. Karşıma, " ne olur bizi bölmeyin" feryatları çıktı. 30 Mart Yerel seçimlerinde Ankara Mamak bölgesinde İşçi Partisi Belediye Başkan adayı Sayın Nusret Senem'le birlikte çalışırken de bu feryatları sık sık işittik.

Bu feryatlar, 10 Ağustos 2014 günü yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde de kullanıldı. CHP'nin Genel Başkanı, " tıpış tıpış sandığa gideceksiniz ve adayımıza oy vereceksiniz" diyerek, halkı korkuttu.

Fakat bu taktik, bu duygu sömürüsü, bu korkutma yöntemi 10 Ağustos'ta hiç mi hiç işe yaramadı. Kırk yıl boyunca, " başka çarem yok, CHP'ye oy vermek zorundayım" demedi Cumhurbaşkanlığı seçiminde... Milyonlarca seçmen sandığa gitmedi veya geçersiz oy kullandı.

Artık Bektaşî/ Alevîler CHP'nin Oy Deposu Değildir.

16 Ağustos 2014'te yapılan Hacı Bektaş Velî'yi anma törenlerinde Sayın Kamer Genç, Sayın Prof. Dr. Metin Feyzioğlu ve Sayın Prof. Dr. Şahin Filiz'in katıldığı panelde yöneticilik yaptım.

Sayın Kamer Genç Alevî/ Bektaşîlerin gönlünde taht kurmuş bir insandır. Nitekim 2013 Hacıbektaş Törenleri'nde neredeyse Kemal Kılıçdaroğlu kadar alkış almıştır.

Bu yılki panel çok muhteşemdi. Salon ve salonun dışı tıklım tıklım dolu idi.

İlk sözü Sayın Genç aldı ve AKP iktidarını ve Recep Tayyip Erdoğan'ı şiddetle eleştirdi.

Ardından Sayın Feyzioğlu söz aldı ve özetle; " biz demokratik kitle örgütleri yıllardan bu yana orta sahada başarılı oyunlar sergiliyoruz. Fakat forvette yer alan muhalefet partileri maalesef görevlerini yerine getiremiyorlar ve ayaklarına verdiğimiz topu bir türlü gole çeviremiyorlar" dedi.

Feyzioğlu'nun konuşması çılgınca alkışlandı. Ardından Sayın Kamer Genç söz aldı ve CHP'nin muhalefet görevini başarı ile yerine getirdiğini örnekleri ile anlattı.

Sayın Kamer Genç'in savunmaya yönelik bu konuşması müthiş tepki aldı. Türkiye'nin dört bir yanından gelen insanlar ayaklandı ve kürsüye saldırdı. Panelin yöneticisi olarak, zaman zaman dinsel içerikli sözler söylememe karşın, ayaklanan insanları yatıştırmakta bayağı zorlandım...

Protesto edilen, Alevilerin ve Atatürkçülerin gönlünde taht kurmuş olan Kamer Genç'ti. Protesto edenler de Türkiye'nin her bölgesinden çıkıp salona gelmiş Bektaşî/ Alevîlerdi...

Sayın Genç CHP'yi savunuyor ve neredeyse tamamı, yıllarca CHP'ye oy veren seçmen, biraz da nezaket kurallarını aşarak onu protesto ediyordu...

Sevgili CHP'liler bu manzara bize ve size bir şeyi anlatmaktadır: Artık Alevîler CHP'nin oy ambarı değildir. Artık CHP'ye oy veren insanları sıtmayı göstererek vereme ikna etmeniz olanaksızdır.

1980 öncesinin CHP'si inançları uğruna dünyayı bir pula satan insanlardan oluşuyordu.

Biz CHP Yozgat Kurultay Delegeleri 1976 kurultayında, üçüncü dünya ile ittifakı savunan merhum Kamil Kırıkoğlu'na yakamıza kırmızı gülleri takip, yine Hakk'ın rahmetine kavuşan Ecevit'in gözünün içine bakarak oy verdik. O seçimde Kırıkoğlu'nun 35-40 oydan fazla oy almayacağını biliyorduk. Ecevit gibi bir insana karşı çıkan delegelerin nerdeyse tamamı milletvekili veya senatör olmayı düşünüyordu...

Türk Milleti sizden Kuvva-yı Milliyeci gibi davranmanızı istiyor... Üç kuruşluk dünya için kula kul olmaktan vaz geçiniz. Hak Erenler bütün insanları dosdoğruluk yolundan ayırmasın.

Şakir Keçeli

İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu Üyesi


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.