CHP nereye gidiyor?

Madem ulusalcı dalgayı aşacağız diyenlerle, özerklik yanlıları ile kol kolasınız. Genel Başkanınız TESEV’in üyesi ve Türkiye’de laikliğin tehlikede olmadığını düşündüğünü söylüyor, üstüne üstlük altı oku yeniden yorumlayacaklarını...

CHP nereye gidiyor?
03 Ekim 2014 Cuma 02:42

02-kk44
Çok açık ki ikincisini kurtarmadan birincisini kurtarmak olanaksızdır. Büyük bir deha olmasına karşın hayatı boyunca örgütçülüğe inanmış ve birçok örgütlenmeyi gerçekleştirmiş olan Atatürk’ün göz ardı edilen en büyük özelliği budur.
Ülkenin karanlığa sürüklenişini durdurmak, Cumhuriyet başta olmak üzere Ata’sının devrimlerini ve bütün emanetlerini koruyup kollamak isteyen Atatürkçülerin de Ulu Önder’i örnek alıp örgütlü güç olarak hareket etmekten başka şansları yoktur. Sahip oldukları en büyük örgüt de CHP’dir.
Ancak bugün CHP; yerli işbirlikçiler, Sorosçular, ikinci cumhuriyetçiler, etnik milliyetçiler ve cemaatçiler ile doldurularak sözüm ona sosyal demokratlaştırılırken (!) Altı Ok’tan uzaklaştırılmakta, Atatürk’ün partisinin sosyal demokratlıktan önce Kemalist bir parti olduğu ısrarlı ve sistemli bir şekilde unutturulmaya çalışılmaktadır.
Üstelik benimsenen Türk tipi sosyal demokrasi değil, Avrupa sosyal demokrasisidir. Oysa Kemalizm,”Yurtta barış dünyada barış” ilkesi ile savaşa ve sömürüye karşı çıkmakta ve Irak’ta yüz binlerce insanın hayatını kaybetmesinin önde gelen sorumlularından İngiltere İşçi Partisi örneğinde olduğu gibi Avrupa’nın sosyal demokrasisinden ayrılmaktadır.
Böylesi bir sosyal demokrasi, sağ bacağı liberal demokrasi olan emperyalizmin, sol bacağı olmaktan başka bir şey değildir.
SOSYAL DEMOKRASİ ÇIKMAZI
Kemalizm, sosyal demokratlar başta olmak üzere AB siyasi parti ve politikacılarının “özgürlükler” adı altında ülkemiz gibi gelişmekte olan ve ayakta kalmaya çalışan ulus devletlere dayattığı etnik milliyetçi ve mezhepçi politikaları reddeder. Ne AB’den ne ABD’den, kimseden icazet almaz. Uluslararası ilişkilerde eşitliği savunur.
Kemalist anlayışı terk etmekte olan bir CHP için, partinin sağa kayması, sola devrilmesi gibi tartışmalar yapılmasının bu yüzden hiçbir anlamı yoktur.
Emperyalizm karşıtı olmayan bir sosyal demokrasi anlayışına sürüklenen CHP’de, partiye sağdan isimlerin katılımı konusundaki tartışmalar ancak bu bağlamda yapılırsa anlamlıdır.
AKP ile omuz omuza yürürken çıkarların ters düşmesi ile birlikte hükümet ile yolları ayrılan, ömürleri CHP karşıtlığı ile geçmiş ve hatta CHP milletvekili olmasına karşın CHP’li olmadığını da açık açık söyleyebilen hilafetçi, cemaatçi vb isimler değil... Anti-emperyalist, tam bağımsızlıkçı, Atatürk’ün ilke ve devrimlerini benimsemiş sağ siyasetçiler elbette Atatürk’ün partisinde yer alabilir. Asıl tartışılması gereken, işbirlikçi, bölücü isimlerin, solcu (!) oldukları savı ile CHP çatısı altında nasıl yer bulabildiği, sağdan da soldan da neden ısrarla Altı Ok karşıtı isimlere kucak açıldığıdır.
Son Cumhurbaşkanlığı seçimi de göstermiştir ki, CHP’nin tarihsel dokusuna ve felsefesine ters olan etnik milliyetçi, hilafetçi isimler partiye seçmen kazandırmayı bırakın, mevcut seçmeni de kaybetme tehlikesi yaratmaktadır.
Örneğin, eski Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu’nun CHP’de siyaset yapması ile birlikte CHP’nin Diyarbakır’da oyu artmamıştır. Zaten Tanrıkulu, Diyarbakır’dan milletvekili adayı olarak ilindeki CHP oyunu arttırmaya çalışmaktansa milletvekilliğini garanti altına almış ve İstanbul’dan meclise girmiştir.
CHP SEÇMENİ ATATÜRKÇÜDÜR
Sn. Kılıçdaroğlu’nun dikkatinden kaçırdığı nokta, seçeneği olmayan CHP seçmeninin, kendisinin oluşturduğu parti vitrinine ve uyguladığı politikalara değil, Altı Ok’a oy verdiğidir.
Kılıçdaroğlu, meclisteki CHP milletvekilleri ve partinin yöneticileri arasında bir avuç sayıya indirdiği Atatürkçü, yurtsever, tam bağımsızlıkçılara (birçoklarının tanımına göre ulusalcılara) bakıp CHP seçmeni içinde yer alan bu düşüncedeki kitlenin oranını buna göre hesaplıyorsa çok yanılır. CHP seçmenin ezici çoğunluğu tasfiye edilmeye çalışılan ulusçu düşünceye sahiptir. Gidecek başka yeri olmayan çaresiz CHP seçmeninin, parti politikası ve yönetici profili konusunda tavan yapmış duyarlılığını hiçe sayan Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının, CHP varlığını sürdürürken, başka bir parti ile bu politikayı yaptıkları takdir de alacakları sonuç büyük hayal kırıklığı olur.
Olayın farkında olamama öylesine bir boyut almıştır ki, bütün bu rahatsızlıklardan ötürü parti genel başkanı ve yönetimine eleştiri getiren Atatürkçülere, bazı aklıevveller Atatürk’ün partisinde kapıyı göstererek, İşçi Partisi’ne veya şuraya buraya gitmelerini söyleme cüretini göstermiştir.
Tamam, CHP elbette gelişmeli, politikalarını gözden geçirmelidir. Zaten ilkelerinden biri devrimcilik olan bir partiden başka türlü bir davranış beklenemez. Ancak devrim ileriye doğru olur. Karşıdevrimin değirmenine su taşıyan bir CHP kabul edilemez.
Kılıçdaroğlu bu şekilde devam ederse, CHP seçmenindeki hayal kırıklığı kızgınlığa dönüşecek, belki DSP yeniden canlanacak ya da yeni bir seçenek için kamuoyu oluşacaktır. (Böylece ona buna kapıyı göstermelerine gerek kalmayacak, parti küçülerek tamamen kendilerinin olacak.) Hiç kuşku yok ki, Y-CHP insanların çaresizliğini daha fazla sömüremeyecektir.
Hele bir de 2015 Haziran seçimlerinde alınacak yeni bir yenilgi sonrası, geçen sene Washington’da verdiği bir demeçte belirttiği gibi genel başkanlık koltuğunu Mustafa Sarıgül’e verirse... İşte o zaman vah CHP’nin haline.
SOSYAL DEMOKRAT PARTİYE GİDİN!
Madem ulusalcı dalgayı aşacağız diyenlerle, özerklik yanlıları ile kol kolasınız. Genel Başkanınız TESEV’in üyesi ve Türkiye’de laikliğin tehlikede olmadığını düşündüğünü söylüyor, üstüne üstlük altı oku yeniden yorumlayacaklarını belirtiyor ve madem bütün bunlar sizin anlayışınıza göre sosyal demokrasi oluyor o zaman buyurun SHP’yi canlandırın ve orda siyaset yapın. Nasıl, oldu mu şimdi?

Gökhan Cebeci


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.