Başbakanlık koltuğu işgal altında

ANAYASA’nın 101. maddesinde; “Cumhurbaşkanı seçilenin varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer” deniliyor. Dikkat edilirse Anayasa’nın bu hükmünde, Cumhurbaşkanı “seçilmek”ten...

Başbakanlık koltuğu işgal altında
17 Ağustos 2014 Pazar 12:34

02-erdo

ANAYASA’nın 101. maddesinde; “Cumhurbaşkanı seçilenin varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer” deniliyor.

Dikkat edilirse Anayasa’nın bu hükmünde, Cumhurbaşkanı “seçilmek”ten söz ediliyor. Yoksa, Cumhurbaşkanlığı “görevine başlamak”tan değil.

Yüksek Seçim Kurulu’nun seçim sonuçlarını kesinleştirmesi ve bunun Resmî Gazete’de ilan edilmesiyle Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.

Nitekim, Yüksek Seçim Kurulu’nun 2007/716 sayılı emsal kararı da bu doğrultudadır. Sözü edilen kararda 2007 seçimlerinde Milletvekili seçildikten sonra henüz mazbatasını almadan ve yemin etmeden vefat eden Mehmet Cihat Özönder’in “milletvekili sıfatını oy verme işlemi sona erdiği an kazandığı” belirtilmiştir. Kararda; Anayasa’da belirlenen andı içmenin seçilmenin değil, göreve başlamanın koşulu olduğu ifade ediliyor.

Görüyorsunuz, Yüksek Seçim Kurulu, bu emsal kararında, seçim sonuçlarının kesinleştirilmesine ve ilan edilmesini dahi aramamıştır.

Dolayısıyla, bugün tartışılması gereken Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmekle AKP Genel Başkanlığının, Milletvekilliğinin ve Başbakanlığının sona erip ermediğini değil, bu sıfatlarının “oy verme işleminin sona erdiği” 10 Ağustos akşamı mı yoksa seçim sonuçlarının ilan edilip yayımlandığı 15 Ağustos’ta mı sona erdiğidir.

Buna ilişkin bir başka emsal karar da Danıştay’dan. Danıştay’ın, basına da yansıyan 30 Ocak 1989 tarihli bu kararı Başbakanlık görevini yürüten Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesiyle ilgili.

31 Ekim 1989’da Cumhurbaşkanı seçilen Turgut Özal, mevcut Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in görev süresi 9 Kasım 1980’da dolacağı için bu arada belirtilen görevleri sona ermiş kabul edildi.

Buna ilişkin Danıştay 1. Dairesi kararı şöyle: “Cumhurbaşkanlığına seçilen bir Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığı görevine başlayıncaya kadar geçecek süre içinde, eski hükümet atanacak bir üyesinin Başbakanlığında görevine devam eder”.

Dolayısıyla, Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçilmekle, AKP Genel Başkanlığı, Milletvekilliği ve Başbakanlıktan ayrılmış sayılır. Bunun için başkaca bir işleme ya da istifaya gerek yoktur.

DOKUNULMAZLIK KORKUSU

Peki, Recep Tayyip Erdoğan bu görevleri bırakmamakta neden ısrar ediyor? 12 yıldır taşıdığı bu unvanlara doymamış mıdır? Bunun için mi bu sıfatları 18 gün daha sürdürmekte ısrar ediyor? Hayır, mesele bu kadar basit değil!

Bakınız, AKP İstanbul Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ne diyor: “Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı ve Milletvekilliği düştü. Ne oldu o zaman? ‘Cumhurbaşkanı’ dediğimiz zaman, ‘değil’ diyorlar, çünkü imza atamıyor, yetki kullanamıyor. Peki, dokunulmazlığı var mı? Koca bir soru işareti. Bu adamın Türkiye’de güvencesi ne o zaman? Bu işi biraz zorluyorlar. Niye zorluyorlar onu da biliyorum”.

Görüyorsunuz, Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 gün bile “dokunulmazlık” zırhından yoksun kalmaya tahammülü yok.

Öte yandan, AKP yandaşı basın bu konuyu 27 Ağustos’ta toplanacak AKP Olağanüstü Kongresi ile birlikte ele alıyor. Çünkü bu kongrede, yeni Genel Başkan ve Başbakanlığa atanacak kişi seçilecek. Recep Tayyip Erdoğan, Kongreye kadar Genel Başkanlık koltuğunu koruyarak bu sürece doğrudan müdahil olmak, Çankaya’dan yönetebileceği bir AKP, Başbakan ve hükümet hazırlamak istiyor.

Sonuç olarak, AKP Genel Başkanlığı ve Milletvekilliği gibi Başbakanlık makamı da bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın işgali altındadır. Bu sıfatla yaptığı her işlem “yok” hükmündedir.

Yargıtay C. Başsavcılığı’nın, bu kanunsuz duruma müdahale etmesi gerekir.

Av. Mehmet Cengiz

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.