Amiral Semih Çetin yazdı: Devlet...

Esarette üç buçuk yılı tamamladık. Doğrusunu söylemek gerekirse bu süreçte biraz bocaladık. Harp olsa düşmana esir düşmemek için ölümüne savaşırdık. Hadi esir düştük diyelim, kaçmaya çalışırdık. Kaçamasak bile şimdiye...

Amiral Semih Çetin yazdı: Devlet...
29 Nisan 2014 Salı 10:47

2-semihcetin

Esarette üç buçuk yılı tamamladık. Doğrusunu söylemek gerekirse bu süreçte biraz bocaladık. Harp olsa düşmana esir düşmemek için ölümüne savaşırdık. Hadi esir düştük diyelim, kaçmaya çalışırdık. Kaçamasak bile şimdiye kadar harp esirlerinin değişimi kapsamında çoktan serbest kalırdık. Kendi devletine esir düşünce insan haliyle biraz şaşkınlık yaşıyor. Bizi esir alanın devlet değil onun paraleli olduğu ortaya çıkınca mesele anlaşıldı. Anlaşılmasına anlaşıldı da, devletin bu gerçeği itiraf etmesinden bu yana neredeyse dört ay geçti hâlâ içerdeyiz. Şimdi de bunu anlayamıyoruz...

Dört ay öncesine kadar yaşanan rezaleti paralelin hesabına yazdık. Sonrasını ne yapacağız? “Dört sene yatmışlar dört ayın hesabı mı olur” diye mi düşünüyor acaba devlet? Öyle düşünen varsa fena halde yanılıyor, haksız yere çalınan özgürlüğün dört saniyesinin bile hesabı sorulur. Er ya da geç sorulur...

Şu anda kendimi çok uzun bir deniz seferinden dönmüş, ancak henüz limana girişine izin verilmemiş bir gemideymiş gibi hissediyorum. Anlayacağınız şimdilik liman dışında travers yapıyoruz. Uzun dedim de, dört yıl önce TCG Hasdal ile çıktığımız bu seyir, Macellan’ın beş yüz yıl önce kendi adıyla anılan boğazı keşfettiği dünya seferinden bile daha uzun sürdü.

Bildiğimiz anlamda olmasa da fırtınalarla, azgın dalgalarla, kalleş düşmanla boğuştuk, zorluklar yaşadık ama sonuçları itibariyle iyi bir sefer oldu.

Anayasa mahkemesinin kararlarını, TBMM’nin yasalarını bile tanımayan, yirmi birinci yüzyıl Türkiye’sinde engizisyon sahneleri yaşatan başına buyruk ÖYM’ler tarihin çöplüğüne atıldı. Devlet içinde devlet olmuş Silivri Cumhuriyeti yıkıldı. Bu seferden alnımız ak, başımız dik dönüyoruz. Ömrümüz devlete hizmetle geçmişti, bu da devlete asker olarak son hizmetimiz oldu.

Yaşadığımız süreçte insanlar çok acı çekti. Hâlâ da çekiyor. Ama bu düzmece davalarla asıl mağdur edilen, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının milletimize önderlik ederek kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti oldu.

Devlet malına iyi bakacaksın

Devletin adalet sistemi yerle bir edildi, temeli sarsıldı. Türk Silahlı Kuvvetlerine, özellikle Cumhuriyet Donanmasına büyük darbe indirildi. Deniz Kuvvetleri yirmi yıl geriye götürüldü. Hava Kuvvetleri önemli kayıplar yaşadı. Sonuçta devletin bağışıklık sistemi çökertildi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerden ve dışarıdan her türlü mikrobun saldırısına açık hale getirildi.

Devletin ne olduğuna ilişkin ilk dersi Eflatun’dan değil, kırk yıl önce Deniz Lisesi birinci sınıf öğrencisiyken bir yaz kampında almıştım. Sınıf subayımız izinli olduğundan yerine başkası bakacaktı. Yüzbaşı Şevket Kocagöz... Son derece sert bir subaydı. İnanılmaz hikâyelerini sınıf subaylığını yaptığı üçüncü sınıf öğrencilerinden dinlemiştik. Zor günler bizi bekliyordu.

Kampın ikinci günü ateşim yükselmişti. Revire çıktım. Doktor bademcik iltihabı dedi ve ekledi:

“İki gün yatıralım seni.”

Yattım. Daha bir saat geçmemişti ki Yüzbaşı Kocagöz başucumdaydı. Doktorla konuştu, birkaç dakika kaldıktan sonra “geçmiş olsun evlat” diyerek ayrıldı.

“Bu mu sert adam?” diye geçirmiştim içimden. İki gün sonra odasındaydım. Bana bir kâğıt uzattı. Yirmi dört saat içinde yazılı savunmamı istiyordu. Şaşkınlıkla suçumun ne olduğunu sordum.

Sert bir ses tonuyla “Yazıyor orada, devlet malına zarar vermek” diye cevap verdi. Anlamadığımı görünce ekledi:

“Sen artık devlet malısın evlat. Kendine iyi bakmak zorundasın.”

Savunmama tek cümle yazdım. “Devletin malı olduğumu bilmiyordum.”

Ceza almamıştım ama hayatımın dersini almıştım.

Devlet malına iyi bakacaksın...

Devlet malına zarar verenden hesap sorulur...

Devletin itibarı

Yaşadığımız hukuksuzluk sürecinin karmaşıklığı da burada yatıyor. Devlet malına zarar verilmiştir. Devlet zarar görmüştür. Ama aynı zamanda bunun sorumlusu da devletin kendisidir. Bunca yıllık birikimine, yerleşik kurumlarına, yetişmiş insan gücüne; polisine, askerine, savcısına, yargıcına, istihbaratçısına, siyasetçisine rağmen; yaşatılan kumpasa engel olamamış, bunca emek ve masrafla yetiştirdiği her rütbeden askerinin sözlerine kulak tıkayıp apaçık ihaneti görmezden gelerek bu trajediye sebep olmuştur.

“Camiler bombalanacaktı, kendi uçağımızı düşüreceklerdi” gibi yalanlarla, maksatlı yorumlarla bu tertibin gerçek bir darbe davasıymış gibi algılanmasına katkı yapan bazı köşe yazarları ve yorumcuları, bugünlerde itibarımızın iade edilmesinden bahsediyor...

Bu süreçte çok şey kaybetmiş olabiliriz. Ama asla itibarımızı kaybetmedik. Şahsen hayatım boyunca itibarımın bu kadar yüksek olduğu bir dönemi hatırlamıyorum. Defalarca söyledim, bir kez daha tekrarlıyorum:

“Hasdal’da, Silivri’de geçirdiğim yıllar benim için asla mağduriyet değil gelecek kuşaklara, çocuklarıma, torunlarıma bırakacağım şeref madalyasıdır.”

Ama bu davada devletin itibarı sarsılmıştır. Devletin itibarını yeniden tesis etmenin yolu da bellidir.

Öncelikle sahte delillerle kendi ordusuna, donanmasına kumpas kuran soysuzlar çetesi çökertilmeli ve işbirlikçileri ile birlikte yargılanmalıdır. Herkese ders olacak şekilde ve adil olarak...

Bu ülkede bunu yapacak yürekli savcılar, dürüst ve onurlu yargıçlar vardır. Şimdi söz sırası onlardadır.

Ayrıca evrensel hukuk normlarına uygun, güzel ülkemizde yaşayan insanların yargıya yeniden güvenmesini sağlayacak tarafsız ve bağımsız bir adalet sistemi mutlaka kurulmalıdır. Bu yapılmadan Türkiye Cumhuriyeti bir adım bile ileri gidemez. Ülkenin ivedilikle, hemen bugün çözülmesi gereken sorunu budur. Çatırdayan temeli sağlamlaştırmadan üzerine kat çıkılan bina yıkılmaya mahkûmdur.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.