AKP’nin boğulduğu stratejik derinlik!

Suriye... 911 kilometrelik en uzun kara sınırımızın...

AKP’nin boğulduğu stratejik derinlik!
31 Ağustos 2014 Pazar 10:42

02akpstratejik

Suriye... 911 kilometrelik en uzun kara sınırımızın olduğu, coğrafyamız kadar; kültürümüzün, gelenek ve göreneklerimizin birbirine çok benzediği, yıllar boyu aynı imparatorluğun çatısı altında dindaşlarımızın, soydaşlarımızın, akrabalarımızın olduğu ülke...

Geride kalan üç buçuk yılda bu ülkede yaşanan iç karışıklıklar, yüz binlerce ailenin, çocuğun yaşamını dramatik şekilde etkiledi.

Her gün bombaların patladığı sokaklarda, yoksulluk içinde büyüyen çocuklar, dul kalan kadınlar...

Yetim kalan çocuklarının canını kurtarmak için Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan bir daha geri dönemeyen aileler.

Pek çoğu bir lokma ekmek için tek kurtuluşu evlenmekte bulan gençliğini dahi yaşayamayan genç kadınlar. “Aracıların” eline düşen, kiminle anlaşırsa onunla evlendirilen kadınlar...

Sınırlardan terör ihracının artık “sıradanlaştığı” bir coğrafya...

KADERLERİNE TERKEDİLDİLER

Ülkemize geçen Suriyelilerin sayısı Başbakanlık’a bağlı AFAD’ın 18 Temmuz 2014 tarihi itibarıyla barınma merkezleri içinde ve dışında yaklaşık 1 milyon 103 bin; gayri resmi rakamlara göre ise 2 milyona ulaştı. Planlarını sadece 250 bin göçmene göre yapan ülkemiz bugün hiç beklemediği sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. “Stratejik derinlik” içinde kaybolan AKP iktidarının Ortadoğu’ya yönelik yanlış dış politikaları sonucu özellikle Suriye ve Irak sınırlarımız kevgire döndü, sınır güvenliği tümüyle ortadan kalktı. Kanunsuz giriş-çıkışlar artık olağan bir hale geldi.

10 ilde kurulan 22 kamp barınma için yeterli olmayınca Suriyeliler ülkemizin geneline dağıldı. Devletin diğer ilgili birimleri bu göç dalgasına hazırlıksız ve tedbirsiz yakalandığı için yeni toplumsal sorunlar baş gösterdi/göstermeye de devam ediyor. Suriyelilere yönelik AKP iktidarının uzun vadeli bir planlaması ve kontrolü olmaması ciddi bir sosyal ve kültürel soruna dönüşüyor ve yaşanan trajediler insani bir drama doğru evriliyor. Bazı Suriye vatandaşlarının karıştığı asayiş olayları, kadınların ikinci eş olması, fuhuş ve dilenciliğin artması, hastane, okul gibi kurumların yetmemesi ve kiraların yükselmesi, başlangıçtaki kardeşlik havasını değiştirdi ve tansiyonu yükseltti/yükseltiyor.

Suriyeliler için sağlanan hizmetler için bugüne kadar harcandığı belirtilen para miktarının 3 buçuk milyar dolara ulaştığı belirtilirken akın akın ülkelerini terk etmeye devam eden Suriye vatandaşlarının insani ihtiyaçlarını karşılamaya sadece para yetmiyor. Suriyelilerin en çok yerleştiği Gaziantep, Kilis, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Hatay, Adana ve Mersin gibi illerimizde ciddi gerilimler yaşanıyor. Yüksek tansiyonun en çok Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa örneklerinde artık fiili saldırılara dönüştüğünü de görmek mümkün hale geldi. En son Gaziantep’te bir ev sahibinin kiracısı Suriye vatandaşı tarafından öldürülmesi bardağı taşıran son damla oldu... İşte böyle bir ortamda Suriyeli sığınmacıların ülkemizdeki “zorunlu misafirlik” süreleri uzadıkça ekonomik, sosyal ve diğer sorunları da büyüyor. Bu konularda çözüm üretmesi gereken AKP ise Cumhurbaşkanlığı sevdasına olayları görmezden gelmekte, adeta yok saymaktadır... Düzenli bir kayıt sistemi oluşturamadı. Kısacası “değerli yalnızlık” içinde konuyu eline gözüne bulaştırdı.. Bugün nerede, hangi ilimizde kaç Suriyeli yaşıyor? Bu insanlar ne yiyor ne içiyor? Bunları hiçbir devlet kurumu açık ve net olarak bilmiyor. Kaderine terk edilmiş durumda bırakılan Suriyeliler konusunda bir politika üretemeyenler onların mağdur olmasına yol açıyor. Özellikle çocuklar dilenciliğe kayıtdışı ekonomiye, yasadışı yöntemlere ve sömürüye, ucuz işçilik gibi pek çok suistimal alanlarına itiliyor.

TIR’LARLA ‘LOJİSTİK’ DESTEK

Konunun sosyal tarafı bir yana, iktidarın maddi manevi ve lojistik olarak desteklediği, silah verdiği, eğitim yaptırdığı, çatışmalarda yaralanan kişilerin hastanelerde tedavilerinin yapıldığı, sınırdaki kimi yerlerde sahra hastanelerinin oluşturulduğu artık bir sır değildir. Askeri keşif uçağımızın düşürülmesi, Gaziantep’teki, Cilvegözü’ndeki, Reyhanlı’daki Akçakale’deki top ve havan mermileri sonucu yaşamını yitiren yurttaşlarımızın sorumluluğunu almayan iktidarın bu kayıtsızlığı ve tutarsızlığı her adımda görülmektedir. AKP’nin her yerinden dökülen bu tutumuyla uygulamaya çalıştığı politikalar Cumhuriyet döneminin en başarısız dış politikaları olarak ibret vesikasıdır ve tarih sayfalarında ders olarak okutulacak niteliktedir. Örgütlerin liste başında ise iktidarın “terör örgütü” diyemediği, Musul’da elindeki 49 rehineyi “canlı kalkan” olarak tutan IŞİD terör örgütü gelmektedir. IŞİD’in bu eylemi Türkiye’nin Suriye politikasının iflası olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Zira yazıyı kaleme aldığım günlerde rehinelerin iki ayı aşkın bir süredir hâlâ terör örgütünün elindeydi.

Kanlı terör örgütü IŞİD’in pek çok sınır ilimizde, görünüşte yasal olan bazı oluşumlar tarafından “cihat” adı altında kendine eleman topladığı, hücreler oluşturduğu, eğitim verdiği bilinen de bir gerçektir. Ahmet Davutoğlu’nun “Terör örgütü değil, öfkeden bir araya gelen reaksiyon” olarak tanımladığı bu terör örgütünün ülkemizdeki faaliyetlerinin yanı sıra sınır güvenliğimiz, sınırdan kayıtlı ve kayıtdışı geçişler artık ülkemizin güvenliğine ciddi anlamda riskler getirmeye başlamıştır. Bu konuya dikkati çekmek amacıyla hazırladığım pek çok soru önergesi yanıtsız bırakılmış, meclis araştırma önergeleri ise AKP’nin oylarıyla reddedilmiştir. Bunların hepsi Meclis’in resmi kayıtlarında mevcuttur ve dileyen yurttaşlar tutanaklara girerek inceleyebilir. Üzülerek ifade etmek gerekir ki ulusal ve uluslararası mizah dergilerinde dahi alay konusu olan bugünün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “eli kanlı bir diktatör”, “eli kanlı bir padişah bozuntusu” olarak hicvedildiği karikatürler ülkemizi ve dış politikasının ciddiyetini kaybettirdiği, otoritesini ve itibarını yitirdiği bir konuma doğru sürüklemiştir.

Erdoğan ve bakanlarının ülkemize verdiği siyasi ve maddi zararın şakaya gelir bir yanı bulunmamaktadır.

Pek çok konuda olduğu gibi anayasayı, hukuku hiçe sayan ve kanunsuz emirlerle ülkeyi yönettiğini sanan başta Erdoğan olmak üzere ilgili tüm bakanların bunların hesabını bu millete vereceği günler yakındır.

Vahap Seçer

CHP Mersin Milletvekili


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.