Gençlik ve yazılı kâğıt -(TAMAMI)


Seyyit Nezir

Seyyit Nezir

Okunma 17 Kasım 2012, 19:07

Sözlü kültür, geleneğe yaslanır. Kalıplara dayanır. Yaşam sürecinde insanın en başta gelen gereksinmesi olan güvenlik, dayanağını sınanmış, alışılmış, kesin deneyime dönüşmüş bilgi ve kurallar toplamında bulur; bu da kendini en çok, sözlü anlatım kalıplarında, atasözleri ve deyimlerin yanı sıra fıkralar, hikâyeler ve türkülerde gösterir. Bu nedenle, sözlü kültürde, eski köye yeni adet getirmek çok zordur.

Hazır kalıp düşünceler

Sözlü kültürün biçimlendirdiği kalıplar içinde yaşamak kolaydır. İnsanı, düşünce ve yaşam değişikliğinin bilinmeyenlerle dolu, tedirgin edici zorlamalarından esirger. Dahası insan, rahatına ve kolaya düşkün, çalışma ve üretimden kaçmaya eğilimli, çoğunluğa uymaya son derece yatkın bir varlıktır. Yazı, sözün iktidar gücünü kesinlik taşıyan işaretlerle kalıcılaştırırken, insanda kalıplardan sıyrılma eğilimini de belirginleştirir ve hızlandırır.

Burjuvazi, iktidar olup küresel bir egemenliğe yöneldiği anda, önce değişime zorladığı insanı yalnızca işgücüyle değil, tıpkı daha önceki egemen sınıfların dinlerle yaptığı gibi, süslü ve yaldızlı anlatımlara gizlediği her türlü safsatayla insanın tüm varoluş yeteneğini ele geçirme hevesine kapılır. XIX. yy’da teknolojinin kendisine sağladığı gücü, antropoloji, toplumsal bilimler ve tarih biliminin keşiflerinden öğrendikleriyle birlikte, yeryüzü egemenliğini sonsuz kılmayı tasarlamaya başlar. Aydınlanmanın getirdiği akılcı ve yaratıcı kültürden gitgide uzaklaşan kitleler oluşturmak üzere, burjuvazinin sanayideki hazır kalıp yöntemini düşünsel ve sanatsal yaratma sürecine yayma yönünde teknolojiyi seferber eder.

Gençlik ve kâğıtsız kültür

Bütün kültürel tarihi göstermektedir ki, insan, içinde sıkıntı depolayan bir aküdür. Çalışma süresi ve uyku dışındaki zamanlarda dayatan oyun gereksinmesi, düşünsel ve yaratıcı yönde gelişmek yerine, enerjiyi sönümlendirip denetleme amacına yoğunlaşırsa, insanın toplumsal birey olarak davranması engellenmiş, sürünün güdülenmiş unsuruna geriletilmesi gerçekleşmiş olacaktır. Radyodan başlayarak TV’nin yaygınlaştırılması, bilgisayar ve internet kullanımı, üstelik bunun bile şimdilerde cep telefonuna sığdırılması, burjuvazi/mafiyöziye, geleneksel sözlü kültürün varlık bulduğu toplumsal ilişkiler dünyasının bile altında, sürekli aptallaştırıcı teknolojik donanımın biçimlediği hurafeyle insanı içgüdüsel yaşamın sınırlarına geriletme olanağını vermiştir.

İyice anlaşıldı: Dijital araçlar, kalıcı kültürel kaynaklar için arşiv müzesi oluşturmaktan öte geçemez. Yazılı kültürün günlük canlı nesnesi kâğıttır. Taşıyıcı nesnesine dokunarak, okumasını bir başkasına önerdiğimiz yazının dolaşımdaki kalıcı etkisi hiçbir araçta yoktur. Üniversite gençliği, çevresindeki yaratıcı birikim ve ürünleri değerlendirirken kâğıdı seçiyor. Bu, kişiyi her anlamda iyimserliğe yöneltiyor.

TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nda bu yıl “çocuk ve gençlik edebiyatı”nın işlenmesi, bu bağlamda son derece anlamlıdır, meselenin tartışılması için fırsattır. TÜYAP’ta her yaştan gençle (Sis Çanı / Broy Yayınevi’nin 3. Salon 103B standında) bunlara dair söyleşeceğiz.

Hem zaten, Aydınlık’ın günlük yayına geçişiyle birlikte, 2 yıldan kısa bir sürede, başta gençlik olmak üzere, toplumun bütün kesimlerinin bilinç ve mücadelesinin kazandığı ivme başka nasıl açıklanır? (Aydınlık’ın sayfa sıkıntısı nedeniyle, “yüklem”ci okurlarla 2 haftada bir buluşabileceğiz. Önümüzdeki ay 2, 16, 30 Aralık pazar günlerinde görüşmek üzere...)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.