“Fahrenheit 451”in dijital sürümü -(TAMAMI)


Seyyit Nezir

Seyyit Nezir

Okunma 15 Aralık 2012, 18:28

TÜYAP Kitap Fuarı’nın son günü, hem de en kalabalık saatlerde yazar arkadaşımız Kemalettin Kaya, Yüklem’de bir önceki pazar çıkan yazımdan şu sözleri Broy Yayınevi standında anımsattı: “Dijital araçlar, kalıcı kültürel kaynaklar için arşiv müzesi oluşturmaktan öte geçemez. Yazılı kültürün günlük canlı nesnesi kâğıttır. Taşıyıcı nesnesine dokunarak, okumasını bir başkasına önerdiğimiz yazının dolaşımdaki kalıcı etkisi hiçbir araçta yoktur.” Sonra ekledi: “Mehmet Ali Güller bugünkü yazısında (25.11.12), söylemese de senin ilk cümlenle hemfikir. Ama hem ‘Kâğıt ölüyor’ deyip hem de Ulusal Kanal’ı bırakarak dış politika üzerine görüşlerini Aydınlık’ta günlük yazılarıyla okura iletmeyi seçişini, şu an da Kaynak’ta kitabını imzalıyor oluşunu anlamak zor.”

Güller 13-0 önde mi

Broy standında “Beni Geceye Topla” adlı şiir kitabını imzalamakta olan Aynur Yalçınkaya, “Herhalde okurlarından hiç değilse birisi, ‘bana CD’ni imzala!’ demiş, Güller’i haklı çıkaran ilk adımı da atmıştır” diyerek söze katıldı.

“Astsubayların sesi” olarak yazdığı “Prangalı Düşler” kitabından ötürü fuarda meslektaşlarının akınına uğrayan Sami Başkaya, başını kaldırma fırsatını bulduğu bir sırada bu merakı soruyla derinleştirdi: “Kitabı ve gazeteyi dijital ürün olarak internetten izleyip burada kâğıdı seçmesine bugün dokunan olmuş mudur?”

Ben, “Kaya”lar arasında yeni yazı için usulca mevzi alırken, “Korkuya Doğru Yürüdüm” adlı toplu şiirlerin şairi Emine Erbaş pimi çekilmemiş bir ses bombasıyla cepten uzandı: “Güller kardeşimiz, dış politikanın büyük önemi yüzünden her gün yazıyor ve bu tartışmaya 13-0 önde başlıyor. Kültür sanat sayfası yazarlarının yazı aralığı iki haftaya çıkarıldı; sayfa, gazeteye verdiği yükü hafifletmek için her tür ilanı da yükleniyor. Güller, tartışmayı sürdürecekse, konuyu ele alacağı gün, köşesinin yarısını Nezir’in yanıtına ayırmalı. Günaşırı değil, pazaraşırı yazdığına göre, Nezir’in sataşmalara uzak durarak değişik konuları yazması yerindedir.”

Uygarlık tartışması mı?

Konuya son derece çarpıcı yaklaşımlarsa Recep Alsan’ın iletisinde: “Özünde bu bir uygarlık tartışmasıdır. ... Nükleer enerji nasıl uluslararası hukukun denetimi altındaysa, dijital teknikler de başvurulmak üzere salt arşiv merkezlerinde saklanmalı, yayın birliklerinin gözetiminde kullanılmalı. ... Betonarme çağında 500 katlı yapılarda çimento, taş, kum, ağaç vb. kullanımından vazgeçilemiyor, bilginin yayılmasında da kâğıt hiç terk edilmeyecek. ... Güller’in basılı kâğıt düşmanlığı, ‘Fahrenheit 451’in dijital sürümü olmuyor mu?”

Ben ne diyorum peki? Aslında yeni bir şey söylemiyorum... On yıl önce Eski Dergisi’nde yazdığım şeyleri özetlemiştim o yazıda (18.11.12); Sanatçının Atölyesi’nde ise “Teknolojik Ortaçağ...” başlığıyla toparlamıştım (Ocak 2007 / 01). Demem o ki, Güller; Ortadoğu’da “sürdürülebilir kaos”u özellikle isteyen ve hem Beyaz hem Siyah tarafındaki oyuncuların her hamlesine suflörlük eden emperyalizmin satrancındaki 64 kareden başını şöyle bir kaldırıp yüzünü doğaya dönerse, “kâğıda basılı bir şey kalmadığında buzullar da kalmamış olacak” sözünün içine girme şansını yakalar. Tıpkı “herkese bir araba” pompasına karşı kitle taşımacılığını savunurken olduğu gibi, dijital araçların da ortak kullanıma açıldığı ortamları büyütmenin doğayı korumakla ilgisine kafa yormaya başlayacak... Hani eşiğe kadar gelmiş zaten: “Dijital araçların kapitalist sistem için en başta kâr getiren tüketim metaları” olduğunun farkında... Böylece, dikkat edimini her an etkin tutarak, Seyyit’teki çifte çatalda düştüğü bile bile ladese de şans tanımayacak!

 

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.