Yarınlarımızı kaybettik

Ömrünün belki de üçte birini bu fabrikada çalışarak geçirdi Gürhan Yüksel: Tam 22 yıl... Arkadaşı hastalanınca içine bir kurt düştü. Hastaneye gidince öğrendi silikozis hastalığına yakalandığını... Emekli oldu ama kenara çekilmedi, mücadeleye başladı

Yarınlarımızı kaybettik
24 Ocak 2016 Pazar 15:38

Tarık Tekgözli
Meslek hastalıkları arasında hızlı seyreden ve ölümcül olan silikozis hastalığının, akciğerlerde yol açtığı hasarın kesin tedavisi yok. İşverenlerin, insan hayatının önüne geçen para kazanma hırsı, sağlığı tehdit eden çalışma ortamlarını besliyor, görünmeyen iş cinayetlerine davetiye çıkarıyor. Öyle ki Vitra Karo’nun Bozüyük’teki fabrikasında 2008 yılında silikozis hastalığına yakalananlar olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen önlem alınmamış. Yazı dizimizin ikinci bölümünde, evli ve 2 çocuk babası 47 yaşındaki Gürhan Yüksel, işyerindeki çalışma koşullarını, hastalığa yakalandığını nasıl öğrendiğini ve verdiği mücadeleyi anlattı.

‘İÇERİSİ EGZOZ DUMANIYDI’
Eczacıbaşı’na bağlı Vitra Karo Fabrikası’nda 22 yıl çalışan Gürhan Yüksel, silikozis hastası olduğunu nasıl öğrendiğini şöyle anlattı: “Çalıştığım işyerinde bir arkadaşım silikozis hastası olmuştu. Ben bu durumu duyunca hastaneye gitme talebinde bulundum. İzin verdiler, 2009 yılında hastanedeki muayenemde silikozis hastası olduğum ortaya çıktı. Doktorlar bana işyerinde bölüm değişikliği talebinde bulunmamı söyledi. İşyerine söyledim ve depo bölümünde çalışmaya başladım. Burada mazotla çalışan forkliftler bulunduğundan içerisi egzoz dumanıyla doluyordu. Orada çalışmaya başladıktan sonra neredeyse zift tükürüyordum. Bir sene çalıştıktan sonra daha çok hasta oldum. Bölüm değişikliğinin formalite icabı olduğu belliydi. Denetleme esnasında o depo pırıl pırıl yapılırdı. Forkliftler başka yere götürülürdü. Müfettiş gittiği gibi forkliftler tekrar depoya getirilirdi. Depo bölümünde 1 yıl çalıştıktan sonra meslek hastalıkları hastanesine gittim. Orada ‘Tozlu ortamda çalışamaz’ raporu verdiler. İşyerine raporu ilettikten sonra beni bu sefer kapak bölümüne verdiler. Fakat orada da taşlama meydanda yapılıyordu. Çalışan arkadaşlar bembeyaz çıkardı. Kapıları açıktı toz her tarafa dağılırdı. Kapak bölümünde bile maske takarak çalışırdım. Böyle bir ortamda da 2 yıl çalıştım. Daha sonra kontrol için Tıp Fakültesi’ne gittim. Hastalığımın ilerlediğini söylediler. Sağlık Kurulu raporumu yüzde 40 olarak gönderince vergi indirimi için müracaatta bulundum. 17 Kasım 2012 yılında da emekli oldum.”

RAPOR: TEDBİR ALINMAMIŞ
Emekli olduktan sonra da mücadele ettiğini anlatan Yüksel, şöyle devam etti: “Emekli oldum ama arkamda birçok silikozis hastası bıraktığımın farkındaydım. Bu işin peşini bırakmadım. Hasta olan diğer arkadaşlarımla birlikte Kaymakam’a, Vali’ye, Çalışma Bakanlığı şikayet hattı 170’e, Çevre ve Şehircilik İlçe Müdürlüğü’ne fabrikayı şikayet ettik. Ama hiçbir şey yapılmadı. Dönemin Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in Bilecik’e geleceğini duyduğumuzda kendisine bir dosya sunduk. Daha sonra müfettişler geldi, rapor tuttu. Şikayetçi olduğumuzdan dolayı rapora ilişkin kısa bir bilgi içeren kağıt verdiler. O raporda, ‘Tozun kaynağında yok edilmesini sağlayacak tedbirlerin yeterince alınmadığı ve bu yüzden özellikle keçe ile kurutulup ön sırlama işlerinde çalışanların toza maruz kaldıkları, dolayısıyla yaptıkları çalışmalar nedeniyle silikozis hastalığına yakalandıkları kanaati oluşmuştur’ ifadeleri yer aldı.

‘2008’DE TESPİT EDİLDİ AMA...’
Raporun en can alıcı tarafı şuydu: ‘Şu anda çalışanlarda ileride geçmişteki tedbirsizlikler nedeniyle bu meslek hastalığına yakalanma riski bulunmaktadır.’ Bu ne demek? Çalışanlar 5-10 sene sonra hasta olabilir. Geçmişteki tebdirsizlik nedeniyle vurgusu dikkat çekici. Önceden tedbir almamışsınız işçiler hastalanmış. Şimdi de tedbir almamışsın. Rapor üzerine devlet diyor ki ‘İş Güvenliği ve Sağlığı Kanunu’nu ihlal etmişsin, tedbirini al’. İki ay sonra tekrar teftiş olacağını bildirmişler. İşveren temsilcileri 2014 sonunda bir gazeteye verdikleri demeçte, ‘Fabrikamızda 2008 ile 2013 yılları arasında sadece 69 işçide görülen bu meslek hastalığı başlangıç seviyesindedir’ diyor. Ama devlet 2013’te sana tedbirini al diyor. İşveren diyor ki ‘Keçeyi kaldırdım’. O zaman sen 1 senede tedbirleri alabiliyormuşsun.
Peki 2008’de hastalığı tespit ettiğinde neden önlem almadın? İşveren 2013’e kadar önlem almak için bekliyor. Aradan geçen 5 sene toza maruz kalanların tamamı cinayettir. Ondan öncekiler de cinayet. Bu aradakilerin suçu neydi? 2008 yılında işçilerin hastalandığını gördün. Hemen önlem almadıkları için bu 4-5 sene içinde orada çalışanların yüksek derecede hasta olmalarına neden olmuşlardır. Hatta o zaman hasta olmayanların da bugün hasta olmasına sebep olmuşlardır.”

‘SENDİKA HASTALARA SAHİP ÇIKSIN’
Çimse-İş Sendikası’nın hastalık konusunda 2014 yılının son aylarına kadar hiçbir şey yapmadığını söyleyen Gürhan Yüksel, “Diğer işçilerin bu hastalığa yakalanmasını önlemek için tedbir alınması tek çaredir. Bunun takibini sendika birebir yapabilir. İşveren ‘keçeyi yasakladım’ diyor. İşveren keçeyi gece de yaptırabilir. Kim engel olabilir? Sendika engel olur. Bundan sonra işçi sağlığı ve işçi güvenliğine işveren uymadığı takdirde sendikanın müdahale etmesi gerekir. Şu anda hasta olmuş çalışan işçilere ve onların maddi ve manevi davalarına sahip çıkması gerekir” diye konuştu.
Gürhan Yüksel, silikozis hastalığına yakalanmakla sadece sağlıklarını kaybetmediklerini belirterek “Silikozis hastası olduğunuzu öğrendiğinizde hayata karşı umudunuz kalmıyor. Silikozis hastaları sadece hayatlarını, sağlıklarını kaybetmemiştir. Silikozis hastaları umutlarını kaybetmiştir, yarınlarını kaybetmişlerdir. Hayata karşı bakışlarını kaybetmişlerdir” dedi.

SİLİKOZİS HASTALIĞI NEDİR?
Silikozis, kuvars şeklinde kristal yapıya sahip silika tozlarının bir süre solunması sonucu akciğerlerde kalıcı ve ilerleyebilen hasara yol açan bir meslek hastalığıdır, ölümcüldür.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.