Taşeron tasarısına karşı meydanlara ineriz

Sosyal-İş Sendikası İstanbul Şube Başkanı Mahsun Turan, taşeron işçilerinin ‘özel sözleşmeli personel’ statüsünde istihdam edilecek olmasının ücret, iş güvencesi ve özlük haklarındaki adaletsizlik sorunlarını ortadan kaldırmayacağını söyledi

Taşeron tasarısına karşı meydanlara ineriz
27 Mart 2016 Pazar 10:53

Tarık Tekgözli
Sosyal-İş Sendikası İstanbul Şube Başkanı Mahsun Turan, “Yeni düzenleme ile öngörülen ücret, iş güvencesi ve özlük haklardaki adaletsizlik sorunları ortadan kaldırılmış olmuyor ki, taşeron sorunu çözülmüş olsun” derken Güvenlik-İş Sendikası İstanbul Anadolu Yakası Sorumlusu Ramazan Palak da yasa tasarısına karşı meydanlara ineceklerini söyledi.
AKP Hükümeti, 1 Kasım 2015 seçimleri öncesinde verdiği “asli işlerde çalışan taşeron işçilerine kadro” sözünden vazgeçti. Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın geçen günlerde yaptığı açıklamasıyla taşeron işçilerine yönelik hazırlanan düzenlemenin ayrıntıları ortaya çıkınca 720 bin taşeron işçisinin kadro umudu suya düştü. Kamuda çalışan 720 bin taşeron işçisini kadroya geçirmek yerine “özel sözleşmeli personel” olarak istihdam etmeye hazırlanan hükümete tepkiler de arttı.

‘İŞ BARIŞI VE HUZUR ORTADAN KALKAR’
“Sorunlar ağırlaşarak yerli yerinde dururken sistemin sadece adını değiştirerek taşeron sorunu çözülmüş olamaz” diyen DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası İstanbul Şube Başkanı Mahsun Turan, “Taşeron işçisi çalıştırmanın gayri meşruluğunun kaynağında, eşit işe eşit ücret verilmemesi, güvencesizlik, insan onuruna yakışan bir çalışma ortamının bulunmaması gibi aynı işyerinde çalışan işçilerin gündelik yaşamlarında çok önemli bir yer tutan psikolojik, sosyal ve ekonomik ayrımcılıkların yaygın olması vardır. Yeni düzenleme ile öngörülen ücret, iş güvencesi ve özlük haklardaki adaletsizlik sorunları ortadan kaldırılmış olmuyor ki, taşeron sorunu çözülmüş olsun. Bu büyük bir yalandır. Yeni düzenleme bu haliyle yasalaşırsa İş Kanunu’nda ve Anayasa’da yer alan eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olacak, aynı işyerinde aynı işi yapan aynı kıdemdeki işçiler farklı ücretler alacak ve bu iş barışının ve huzurunun ortadan kalkmasına, başka gerginliklerin ortaya çıkmasına yol açacak” dedi.

‘HAK KAYIPLARINA YOL AÇAR’
Yürürlükteki İş Yasası’na göre asıl işin taşeron eliyle yürütülmesinin yasadışı bir uygulama olduğunu hatırlatan Turan, “Hükümet buna göz yumarak yıllardır yasayı uygulamamakta ve yasadışı davranmaktadır. Üstelik yeni düzenlemeyle zaten kadrolu olarak çalıştırılması gereken asıl işlerdeki taşeron işçilerinin, muvazaa davalarıyla elde ettikleri geriye dönük parasal alacaklarından ve iş güvencelerinden vazgeçmeleri isteniyor. Bu kabul edilemez bir dayatmadır” sözlerini kaydetti.
Düzenlemenin bu haliyle işçilerin sendikal haklarında da önemli kayıplara yol açacağını ifade eden Turan sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni statüyle istihdam edilecek işçilerin memur sendikalarına üye olacakları öngörülüyor. Bu durumda işçi statüsündekilerin toplusözleşme ve grev hakları ellerinden alınmakta ve memurların kuşa döndürülmüş göstermelik toplu pazarlık rejimine tabi olmaları öngörülüyor. Ayrıca Memur-Sen’in üye sayısının artması örneğinde gördüğümüz gibi kamu kurumları yöneticilerinin baskısı ile yandaş sendikalara üye olmaya zorlanabilecekler.”
Taşeron işçilerinin yeni statülerinde istihdam edilmeleri için bir sınava tabi tutulacaklarını ve güvenlik soruşturması tamamlandıktan sonra işe alınacaklarını hatırlatan Turan, “Özellikle güvenlik soruşturmalarında ‘terör eylemlerine katılmamış olma’ ölçütünün ne kadar genişletileceğinin hiçbir garantisi yoktur” dedi.

‘ORTAK MÜCADELE ÖRGÜTLENMELİ’
Bu düzenlemenin taşeron sisteminde var olan hakları bile işçilerin elinden alındığı daha sorunlu bir çalışma sistemi yaratacağına dikkat çeken Turan, “Taşeron sorununun çözümü, yıllardır bu konuyu gündemde tutan ve mücadele eden sendikaların görüşleri alınarak yapılacak düzenlemelerle çözülebilecektir.
Bu nedenle gündemdeki düzenlemeye karşı ayrı ayrı açıklamalarla ya da eylemlerle tepki göstermek işe yaramayacaktır. Bu mücadelenin başarılı olabilmesi için sendikal örgütlerin ortaklaştırılmış talepleri etrafında ortak bir mücadele örgütlenmelidir” ifadelerini kullandı.

DÜZENLEME NE GETİRİYOR?
Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın açıklamalarına göre kamudaki taşeron işçilerine yönelik düzenleme özetle şunları öngörüyor:
- Kamuda çalışan 720 bin taşeron işçisi, “özel sözleşmeli personel” olarak istihdam edilecek
- Bunun için geçmişe dönük 75-80 bin liralık alacaktan vazgeçme şartı getiriliyor n Hükümet bununla yetinmeyecek, özel sözleşmeli personellik için işçiyi sınava tabi tutacak
- Ayrıca personelle 3’er yıllık sözleşme yapılacak, iş güvencesi büyük ölçüde ortadan kalkacak
- Personel, işçi sendikalarının toplusözleşmelerinden yararlanamayacak
- Maaşlarda bir değişiklik olmayacak

‘MEYDANLARA İNERİZ’
Hükümetin kamuda çalışan taşeron işçilerine yönelik hazırladığı yasa tasarısının var olan işçi haklarını daha da geriye götüreceğini belirten Türk-İş’e bağlı Güvenlik-İş Sendikası İstanbul Anadolu Yakası Sorumlusu Ramazan Palak şöyle konuştu:

‘İŞÇİ STATÜSÜNDE KADRO OLSUN’
“Deniyor ki; ‘Sizi özel sözleşmeli personel statüsüne alacağız. Bu statüye sizi alabilmemiz için kıdem ve ihbar tazminatlarınızdan feragat edeceksiniz. 3 yıllık sözleşme imzalayacaksınız.’ Bu 3 yıllık sözleşme ne demek? ‘Seni 3 yıl sonunda kapı önüne koyabilirim’ demektir. 3 yıl sonunda size ‘hadi güle güle’ denildiği zaman hiçbir hak talep etme şansınız yok. Mahkemeye gitme şansınız yok. Sınav şartı getirmeye çalışıyorlar. Örneğin İstanbul Anadolu Kuzey Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği’ne bağlı hastanelerde çalışan güvenlik görevlileri var. Hastanedeki başhekim özel güvenliği nereden bilecek? Nasıl sınav yapacak? Ya da temizlik işçisinin neyini sınav yapacaksın? Merdiven nasıl silinir diye mi soracaksın? Özel sözleşmeli personel statüsü getirildiği için toplusözleşme hakkı da ortadan kaldırılıyor.”
Palak, “Ben kadro denildiğinde şunu anlarım. Ben hastanede çalışıyorsam Sağlık Bakanlığı’nın kadrosundayım. Ben Karayollarında çalışıyorsam Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kadrosundayım. Ben kadroyu böyle anlarım. İşçi statüsünde kadro olsun, ama kadro olsun özel statü değil. Özel statü de ne demek?” diye sordu.

‘İŞÇİ SENDİKALARI TEHDİT ALTINDA’
Hükümetin yasalaştırmak istediği düzenlemenin işçi sendikaları ortadan kaldıracağını belirten Palak, “30 bine yakın üyemiz var. Özel güvenlik görevlisi arkadaşlar beni arıyor, ‘Meydansa meydan, yapmamız gereken neyse onu yapalım’ diyorlar. Güvenlik-İş’in Türkiye’de tüm meydanlara inecek kadar gücü var, biz bütün meydanlara ineceğiz. Çünkü bu düzenleme güvenlik sektörünü de bitiriyor” dedi.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.