Maden-İş Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin:Yatağan umut aşıladı

‘Özelleştirme belasını defedemedik ama Yatağan ve Milas işçilerinin çok uzun bir süre, hiçbir sapmaya yönelmeden, sendikaları önderliğinde disiplinle yürüttükleri mücadele sonucu vardıkları sonuç ve imzaladıkları protokol alıcı firmaların birer hediyesi değildir’

Maden-İş Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin:Yatağan umut aşıladı
01 Ocak 2015 Perşembe 12:55

Behiye Yaraşçı

Muğla’da maden ve enerji işçileri, Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy termik santralları ile bu santrallara kömür eden ocakların satışına karşı aylardır mücadele etti. 24 Eylül 2013 tarihinde Milas’ta bulunan Sodra Dağı’na çıkarak hükümeti uyardılar. Yetmedi, 7 Ekim 2013 tarihinde de Milas’tan Ankara’ya dört gün sürecek bir yürüyüş düzenlediler.  Özelleştirmeye karşı mitingler yaptılar, Meclis’in kapısına dayandılar.

DİRENİŞ HÜKÜMETİ KORKUTTU

Alıcı firmaları işyerlerine sokmayacaklarını ilan ettiler, birkaç kez santral girişine iş makineleri ile barikat kurdular. En son 1 Aralık 2014 tarihinde Yatağan Termik Santralı’nın özelleştirme süreci tamamlandı. Yatağan’daki barikatını büyütme çağrısı yaptılar ancak yeterli desteği bulamadıklarını belirterek karar toplantısı yaptılar. Alıcı firmaya taleplerini kabul ettirerek direnişi sonlandırdılar. Bu kararı eleştirenler de oldu destekleyenler de. İşte tüm bu soruları direnişin önderlerinden Türkiye Maden İşçileri Sendikası Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin’e yönelttik. Aydınlık’ın sorularını yanıtlayan Girgin özelleştirmeye karşı gelinen noktayı ve verilen bir buçuk yıllık mücadeleyi anlattı.

‘PROTOKOL FİRMALARIN HEDİYESİ DEĞİL’

- Özelleştirmeye karşı mücadelenizde gelinen noktanın anlamı nedir?

 “Özelleştirmeye karşı mücadele” kavramı bir çok açıdan irdelenmelidir. Birincisi: Bu mücadele salt ekonomik-demokratik sendikal bir mücadele değildir... İkincisi; Bu mücadele salt maden ve enerji  işçilerinin  mücadelesi de değildir. Üçüncüsü; Hele, tam bir birlik halinde olsalar bile bir başına Yatağan-Milas maden ve enerji işçilerinin başarabileceği bir iş hiç değildir.

“Özelleştirme karşıtı mücadele” esasen ekonomi alanında verilen ulusal-demokratik içerikli sosyo-politik bir mücadeledir. “Özelleştirme” kapitalizmin  ülkenin ekonomik merkezi sinir sisteminde yürüttüğü bir operasyondur. Amacı; emperyalist-kapitalist bağımlılık ilişkilerini sağlama almaktır. Özelleştirme belasını defedemedik ama Yatağan ve Milas işçilerinin çok uzun bir süre, hiçbir sapmaya yönelmeden, sendikaları önderliğinde disiplinle yürüttükleri mücadele sonucu vardıkları sonuç ve imzaladıkları protokol alıcı firmaların birer hediyesi değildir. Uzun soluklu mücadele sürecinde işçilerimiz hiçbir zayiata ve zarara uğramadan başarılı bir deneyim kazanmışlar ve mevzii kazanımlar da elde etmişlerdir. Bizim “Özelleştirmeye Hayır!” şiarımız ve halkın malı olan tüm kurumlarımızın kamulaştırılması yönündeki kavgamız ise devam edecektir.

‘YATAĞAN DİRENİŞİ UZAKTAN ALGILANMAZ’

 - Finalde imzalanan protokoller için işçiler teslim oldu diyen çevreler de var. Buna cevabınız ne olur?

Bakın işçi sınıfının dostları ve düşmanları vardır. İşçiler teslim oldu demek düpedüz işçi düşmanlığıdır. Kime ve neye hizmet ettiklerini bilemediğimiz bazı çevreler kasıtlı olarak böyle algı yaratmaya çalıştılar ancak başaramadılar. İşçi mücadelesi bakımından Türkiye ve dünyada önemli dersler barındıran deneyim kazanılmıştır. Biz; işçi sınıfımızın, yeryüzünün her yerinde, pasifizm, teslimiyet, işbirlikçilik v.b gibi sapmalarla mücadele ettiği gibi “keskin tavırlar” isteyen, “kapsamlı hedefler” gösteren ve uzun vadeli düşündüğünüzde işçi sınıfının birliğini zedeleyen, moralini bozan, en önemlisi de onu gerçekçi olmayan hedefler uğruna mücadeleye yöneltmek isteyen hayalperest unsurlarla ve bizim “çocukluk hastalığı” dediğimiz sapmalarla mücadele etmek gibi bir görevimiz olduğunun da bilincindeyiz.

Yatağan’daki direniş ateşinin dumanı ve işini üzerine sinmeyenler bu mücadeleyi anlayamazlar. Yatağan direnişi uzaktan algılanmaz. Mücadelede işçiyle paydaş olmayanlar, onlarla beraber yatıp onlarla beraber kalkmayanlar Yatağan direnişini anlayamazlar. Bizim bu tür söylemlere karşı sigortamız mücadelemizin kitle çizgisidir. Tabanın söz ve karar sahibi olması bizim temel örgütsel ilkelerimizdendir. Yaptığımız her işi, attığımız her imzayı tabanın onayı ile yaptık ve imzaladık. Yatağan işçisine AKP’yi yıkma ve devrim yapma görevi veren çevreler bu gerçekleşmeyince işçiler teslim oldu diye işçi düşmanlığı yapacaklarına Yatağan işçisinin alternatifsiz bırakılmasının nedenlerini araştırsınlar. ‘Yatağan barikatının arkası vatandır’ dedik ve finalde Yatağan’daki 1 Aralık tarihinde santralın resmen devredilmesiyle birlikte kurduğumuz barikatlarla beraber başladığımız son 5 günlük nöbetin tüm Türkiye halkının tutmasını beklerdik. İşçinin bu süreçte tek moralini bozan gerekli desteği göremeyişiydi.

‘BÜYÜK BİR KAVGANIN BİR CEPHESİ’

- Direnişte Yatağan’ı aşan beklentiler oluştu mu?

Gerçekten böylesi beklentiler oldu. Ancak süregiden mücadelenin Yatağan ile sınırlı olmadığını, Yatağan’ın büyük bir kavganın sadece bir cephesi olduğunu görmemiz lazım. Varılan sonucun Yatağan ve Milas işçisini aşan nesnel boyutları olduğu da bir kenara not edilmelidir. Birçok insanımız somut olayın köklü çözümünü özelleştirmenin durdurulmasında görüyor. Mücadelemize başlarken sloganımız da ‘özelleştirmeye hayır’ idi. ‘Öyleyse Yatağan ve Milas enerji ve maden işçileri bu hedefe uygun sonuçlar elde edemedikleri sürece işçi sınıfı bu mevzide de kaybetmiş addolunur.’

Hayatın gösterdiği gerçek bu akıl yürütmede olduğu gibi değil. Yatağan ve Milas işçisi mücadelenin ve dünyanın merkezine sadece kendini koymamıştır, bencil davranmamıştır. Yöredeki  insanların çektiği çilelerden, özelleştirmelerin Soma’da olduğu gibi ölüm olduğuna, Seyitömer’deki gibi işten atılmalar olduğuna, halkın malı olan kurumların sahip çıkılmasından özelleştirmelerin emperyalist bir saldırı olduğuna varıncaya kadar fotoğrafın bütününe bakmış ve bu anlamda haklı ve onurlu bir kavga yürütmüştür. Kavgaya kaybedeceğim diye girilmez. Yatağan işçisi de kaybedeceğim diye girmemiştir. Aksine umut aşılamıştır. Toplumun sesi ve halkın vicdanı olmuştur. Bundan sonra da olmaya devam edecektir.

'SALDIRILAR ANCAK GENEL GREVLE PÜSKÜRTÜLÜR'

- Eylemlerin başında ‘Şartel inecek hükümet gidecek’ sloganı atılıyordu sonra bu slogan birden kesildi. Bunun nedeni nedir?

Üretimden gelen gücün kullanılmasında sonuç alınabilmesi için bu kararın sadece Yatağan’da değil tüm ülkede uygulandığında ancak etkili olacağını biliyorduk ve konfederasyonumuz belki de ilk kez yazılı bir şekilde böyle bir kararı almıştı. Ne yazık ki Türk-İş topluluğu olarak alınan bu karar tam olarak hayata geçirilemedi. Her zaman söylediğimizi yine söylüyoruz bu ülkedeki haksızlıkların, adaletsizliklerin, iş cinayetlerinin emeğin sömürülmesinin, özelleştirmenin, taşeronlaştırmanın, emekçilere karşı yapılan tüm saldırıların önlenmesinin çözümü tüm emekçilerin, aydınların, öğrencilerin ve emekçi halkı örgütleyerek uygulanacak olan genel grevden geçmektedir.

'ÇÖZÜM EMEK EKSENLİ İKTİDARI KURMAK'

- Siyasal düzlemde daha güçlü mevziler için işçi sınıfı öncülerine ne gibi görevler düşüyor? Siz bu konuda ne yapacaksınız?

Siyasi bir içerikten ve zeminden yoksun bir mücadelenin kaybetmeye yazgılı olduğunu herkes bilmektedir. Sendikal mücadele ile elde edilecek kazanımlar farklıdır. Pastanın başına geçenler pastanın çoğunluğunu sermaye kesimine aktarırlarsa sermaye gelişir, emekçinin tarafına aktarırlarsa emekçiler gelişir. Esas olan bu ülkede üreten bütün değerlerin kimler tarafından ve nasıl bölüştürüleceğidir. Bu bölüşmenin merkezinde emekçiler yada emekten yana anlayışlar iktidara gelmedikleri sürece bu pasta hep emekçilerin aleyhine olacaktır. Çözüm emek eksenli iktidarı oluşturmaktır.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.