TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer Aydınlık’ın sorularını yanıtladı

Sanayinin gelişmesi için mutlaka bir hukuk reformuna ihtiyaç olduğunu belirten TÜSİAD Başkanı ‘Bu konuda çok geç kaldık. Bu reformu yapmazsak Türkiye’deki yatırım ortamını iyileştirmemiz mümkün değildir’ dedi

TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer Aydınlık’ın sorularını yanıtladı
11 Ocak 2015 Pazar 03:47

Recep Erçin

TÜRK Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer, medya ekonomi müdürleriyle bir araya geldi. TÜSİAD’ın temel iktisadi tespitler ve beklentilerini 21 maddede sıralayan TÜSİAD Başkanı, son dönemde tartışma konusu olan sözlerine de açıklık getirdi. Dinçer, 21 maddelik tespitinde, Türkiye’nin 2015’te, 2015-2017 Orta Vadeli Programı’nda (OVP) öngördüğünün aksine yüzde 4’lük büyümenin altında kalacağını söyledi. 2015’te ihracatın büyümeye katkısının 0 olacağını tahmin ettiklerini anlatan Dinçer, OVP’de öngörülen yatırım harcamalarının altında bir yatırım artışı tahmin ettiklerini söyledi. 

İŞSİZLİK ARTACAK

İşsizlik oranının mevcut şartlar altında şu anki düzeyini korumasının zor olduğunu kaydeden Dinçer, Türkiye’nin büyümesinin hızla artan iş gücünü istihdama katacak derecede yeterli olmadığını vurguladı. ‘Enflasyondaki artışı kuraklık ve döviz kurlarındaki artış gibi sadece mikro temellere bağlamak mümkün müdür?’ diye soran Dinçer, enflasyon beklentilerini etkileyen ücret kontratları, faiz politikası, kamu maliyesi gibi unsurların üzerinde durulması gerektiğini, “bekle-gör anlayışıyla ekonomi performansının bu yıl 2014’ten farklılaşmasının mümkün olmadığını’’ savundu.

YÜZDE 6 BÜYÜRÜZ AMA...

Hükümetin ortaya koyduğu kalkınma planlarını akılcı bulduklarını ifade eden Dinçer, ancak önerilen eylem planlarının önceliklendirilmesi gerektiğini vurguladı. Dinçer, önceliklerinin “kamu maliyesinde disiplini sürdürürken harcama kompozisyonunu üretkenlik bağlamında reforma tabi tutmak’’ olduğunu anlattı. Kısa, orta ve uzun vadeli reformların doğru önceliklendirilmesi ve uygulanmasıyla kamu harcamalarının üretkenlik lehine yeniden yapılandırılmasının Türkiye’nin büyümesine ek 1-1.5 puan katkı yapacağını öngören Dinçer, reform önerilerinin hayata geçmesi durumunda büyüme oranının yüzde 5-6’lar düzeyine çıkacağını savundu.

BÜTÇE’DEN SANAYİYE 

Bütçenin yüzde 2-3 düzeyinde açık vererek bu kaynağın eğitim ve Ar-Ge gibi, sanayinin milli gelir içindeki payının artırılması gibi uzun vadeli yatırımlara ayrılabileceğini anlatan Dinçer, TÜSİAD olarak bununla ilgili yeni dönemde çalışma yapacaklarını söyledi. Sohbet sırasında Dinçer’e yönelttiğimiz sorular ve cevapları ise şu şekilde oldu: 

- Borçlanma ekonomisi olarak adlandırabileceğimiz, 1980’de başlayan dünya ekonomisiyle bütünleşme süreci borç yükünün ağırlaşması karşısında sürdürülebilir midir? Seçenek nedir?

Türkiye’nin borç yükü kamu borcunun milli gelire oranında, OECD ülkelerinde yüzde 100’ler mertebesinde, bu Türkiye’de yüzde 30’lara inmiştir. Özel sektörün borçları artmıştır. Ama bu Türkiye’nin büyümesi ve yatırımları için olmazsa olmazdır. Dolayısıyla ben burada sürdürülebilir olmayan bir durum göremiyorum. Özel sektör yatırımlarını doğru alanlara yaptığı sürece burada bir sorun görmüyorum.

- Paranın giriş-çıkışına kontrol getirilmesine ihtiyaç var mıdır?

Malezya ve Venezuela gibi ülkeler bunu uyguladı. Hiçbiri düzgün çalışmadı. TÜSİAD olarak bu gibi kontrollere karışıyız.

- Borsa İstanbul’un yeniden düzenlenmesi gerekli midir?

Borsa İstanbul’un başında son derece başarılı bir yönetici var İbrahim Turhan. Türkiye’de sermaye piyasaları Türkiye ekonomisi kadar gelişemedi. Borsa İstanbul da bunun içinde. İbrahim Turhan çaba gösteriyor. TÜSİAD olarak zaman zaman kendisiyle istişare ediyoruz.

Türkiye’de sermaye piyasalarının gelişemiyor, insanların tasarruflarıyla ev alıyorlar. Bunlar atıl yatırımlar oluyor. Tabi bunun nedenleri tartışılır. Ama mutlaka Borsa İstanbul’un ve sermaye piyasalarının gelişmesi gereklidir. Bununla ilgili TÜSİAD olarak sürece destek veriyoruz.

- İçeride katma değerli üretimi artırmak ve sanayicimizi korumak için ithal ikameci politikalar uygulanmalı mıdır veya ne ölçüde uygulanmalıdır?

İthal ikamesi 1980 öncesi. Şu anda da ithal ikamesi gündeme geldi. Bu bir politika olarak değil ama... Türkiye’nin şu anda çok yüksek oranda cari açığı var. Bunun düşmesi gerekiyor yüzde 4.5 bile yüksek bir oran. Çünkü tasarruf açığımız var. Türkiye imalat sanayini geliştirerek bazı alanlarda ithal ettiği ürünleri kendisinin geliştirmesi gerekiyor. Çünkü Türkiye ekonomisi finansa dayalı bir ekonomi değil sonunda mutlaka imalat sanayinin payı olmak zorunda. Bunu bir politika olarak görmemek lazım ama bazı alanlarda inovasyon kapasitesinin artırılmasında, beşeri sermayenin geliştirilmesi konularında teşvik politikaları uygulanmalıdır.

- Sanayinin gelişmesi ve atılım yapması için Türkiye’de bir hukuk reformu yapılmalı mıdır?

Mutlaka reform yapılmalıdır. Bu konuda çok geç kaldık. Bu reformu yapmazsak Türkiye’deki yatırım ortamını iyileştirmemiz mümkün değildir. Türkiye, istediği oranda yabancı yatırım çekememektedir. Aynı şekilde Türkiye’deki yatırımcılar için de gereklidir.

- Eski TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz bunu söylediği için, Tayyip Erdoğan tarafından “vatan haini’’ olmakla suçlandı.

Sayın Cumhurbaşkanı, bunu bizim Yüksek İstişare Kurulu toplantısında kendisi de söyledi.

- Türkiye’nin nitelikli iş gücü potansiyeli yeterli midir? Bu açıdan bir eğitim reformuna ihtiyaç var mıdır?

Türkiye’nin önündeki en önemli konulardan biri budur. Türkiye’nin iş gücü potansiyelini ve beşeri sermayesini geliştirmeye ihtiyacı vardır.

'TÜSİAD SİYASİ PARTİ DEĞİLDİR'

Dinçer, ekonomi müdürleriyle sohbeti sırasında Hürriyet’e verdiği röportajda öne çıkan ve tartışma konusu olan noktalara da değindi. Röportajın ilgili bölümlerini tekrar okuyan Dinçer, bu konudaki sorulara adeta “sözlerimin arkasındayım, burada yanlış anlaşılacak bir şey yok’’ şeklinde yanıt verdi.  Dinçer, ısrarlı sorular karşısında özetle şunları söyledi: “Paralel yapı yoktur’ demedim. Bunu ortaya çıkarmak yargının, hükümetin görevidir. TÜSİAD YİK Başkanı Erkut Yucaoğlu’nun ‘Bir hukuk devletinin kendi içinde paralel devletin oluşmasına izin vermesi mümkün değildir’ sözünün altına imzamı atarım. Ergenekon ve Balyoz’a inandım, artık hiçbir şeye inanmıyorum, sadece her şeyin ortaya çıkarılmasını istiyorum. TÜSİAD’ın eleştirilerini Cumhurbaşkanı’na sunması gibi bir durum olabilir mi? Cumhurbaşkanı devletin başıdır, TÜSİAD olarak eleştirilerimizin ve önerilerimizin muhatabı hükümettir, biz bu röportaja ilişkin açıklama yapacak bir durum görmedik, röportajla ilgili TÜSİAD içinden olumsuz bir tepki almadım çok sayıda olumlu tepki aldım. Cumhurbaşkanı’nın ifadeleri Türk-İş toplantısına katılanların ağzından yazılmıştır. Ben göreve geldim, Sayın Erdoğan’dan randevu istedim, ilişkilerimizin gergin olması Türkiye’nin yararına değildir dedim.  Biz iş dünyası örgütüyüz, siyasi parti değiliz, eleştirilerimizi söyleriz, her açıklamamızla ilgili eleştirilere karşı cevap vermeyiz. TÜSİAD’ı bir araya getiren sermaye ve para değildir, savundukları evrensel ilkelerdir, bunlar da laik hukuk devletidir, katılımcı demokrasidir, özgürlüktür, raporlarımız ortadadır... 

Dört bakanla ilgili ben spesifik bir açıklama yapamam, süreçle ilgili bir pozisyonumuz olamaz, daha önce yolsuzluklarla ilgili gerekeni söyledim. Türkiye’de toplumsal kutuplaşmanın eski hızıyla devam ettiğini görüyoruz. Bu röportajdan farklı anlamlar çıkarılması da bunu gösteriyor.  Merkez Bankası’nın üzerinde siyasi etkiler var, gerçekçi olmayan beklentiler var.’’

Öte yandan, “Haluk Bey gider ayak hükümete çakıyor’’ şeklindeki söylemleri de değerlendiren Dinçer, TÜSİAD başkanlığını bırakıp bırakmayacağını ilişkin açıklama yapmayacağını ifade etti. Bunun Genel Kurul’un takdirinde olduğunu belirten Dinçer, “TÜSİAD geleneklerine göre Genel Kurul’dan bir hafta önce belli olur. Ben TÜSİAD Başkanlığını bıraksam bile Başkanlar Kurulu’nda kalıyorum. Ölünceye kadar’’ dedi.


Etiketler; #Recep Erçin

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Milli Düşünce - 5 yıl önce
- paranın giriş-çıkışına kontrol getirilmesine ihtiyaç var mıdır?

malezya ve venezuela gibi ülkeler bunu uyguladı. hiçbiri düzgün çalışmadı. tüsi̇ad olarak bu gibi kontrollere karışıyız.

i̇ngiltere'de rüzgar esse filipinler'de gırtına çıkar diyen zihniyet paranın kontrolüne karşıymış. küresel sistemin oyuncusu olduğunu milletin gözünün içine baka baka söyleyenler kalkıp millete akıl veriyorlar.