Büyümek için tasarruf şart

Bir spekülatörün kurları bir yerden bir yere taşımasının mümkün olmadığını anlatan ateş, piyasanın çok derin olduğunu söyledi. cari açığın hala tehlike içerdiğini belirten Ateş TL’deki kaybın banka sermayelerini erittiğini açık pozisyonunun ise sorun olmadığını bildirdi

Büyümek için tasarruf şart
17 Mart 2015 Salı 11:18

Recep Erçin / Özel Söyleşi
ULUDAĞ Ekonomi Zirvesi’nde Denizbank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Ateş ile son dönemde piyasalarda görülen dalgalanma ve bunun ekonomiye etkilerini konuştuk. 

Yaklaşık 15 dakika gibi kısa bir sürede geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulunan Ateş, dolardaki yükselişe ilişkin; “FED’in ve AMB’nin beklentilerinden de hızlı oldu. ABD de parasının bu kadar değerlenmesini arzu etmez, çünkü rekabetçiliğini vurur. Gördüğüm kadarıyla faiz artışını başka bir bahara erteleyeceği ki, bu bizim için iyi’’ dedi. 

İHRAÇ PAZARLARI ZORDA
Dolardaki tırmanışı TL açısından ele alan Ateş, “Geçen yıllarda 2013’te bir Gezi var, ardından 17-25 Aralık, arkasından Merkez Bankası’nın oyun sahası biraz daraldı, onların getirdiği bir köpük var. Bunları bir tarafa bıraktığımızda aslında para politikalarımız çok iyi yönetiliyor. 

Maliye politikalarımıza baktığımızda zaten düşük bir bütçe açığımız var, düşük bir kamu borcumuz var, cari açığımız da 43 milyar dolarlara kadar geriledi’’ diye konuştu. 

Ortadoğu, Ukrayna ve Rusya, Avrupa’daki problemlere dikkat çeken Ateş, bu üç büyük pazarda hem ihracat hem turizm bakımından daralma yaşanacağını söyledi. ateş, her ne kadar makro ihtiyati tedbirlerle bu sürece sağlam girilse de 76 milyar dolarlardan 43 milyar dolara gerileyen cari açığın şu anda tehlike olduğuna işaret etti.  

SERMAYEYİ ERİTİR 
Değerli doların banka bilançoları üzerinde yaratacağı etkiye ilişkin sorumuzu yanıtlayan Ateş, dört ana kesimin üçünde (kamu, bankacılık, hanehalkı) açık pozisyonu olmadığını kaydetti. “Açık pozisyonu olmadığı için, Türk parasının değerinin düşmesi doğrudan zarar vermez’’ diyen Ateş, dolaylı zararı ise şöyle anlattı: 

“Bir; tüm bankaların sermayesi Türk lirasıdır, bunların dolar karşılıkları erir. Çünkü benim kredilerimin önemli bölümü de döviz. Ben 100 milyon dolar vermişim dolar atıyorum 2.30 iken şimdi 2.60 olunca 0.30’luk o fark o 100 milyon doların karşılığını o kadar artırdı mı? Artırdı, o da yüzde 12 sermayemi yedi. 

KÂRLILIK KORUNMALI
Dolayısıyla benim sermayem aşındı. İkincisi de bizim totalde likiditeye olan ihtiyacımızı artırır. Dolayısıyla bu ikisi yani likidite ve sermaye gerekliliği de bir işletmenin hayatiyeti için en önemli kavramlar. Yüzde 86’sı firmanın kârsızlıktan değil likiditeden batar. Ocak ayı kârları yüzde 10.5 civarında. 

Dolayısıyla bu kadar büyük sermaye koyan bir kesim çok düşük getirilerle uzun süre çalışamaz onun için o kârlılığını koruması lazım Türk bankacılık sektörünün. Biz elde ettiğimiz bütün kârları tekrar sermayeye koyarız. O da yetmez hissedarımızdan da sermaye alırız.’’ 

RİSKLER İYİ YÖNETİLİYOR
Diğer yandan özel sektörün 185 milyar dolar civarındaki açığına ilişkin bilgi veren Ateş, şöyle devam etti: “Bir bölümü doğal korumalı ihracatçı ve döviz kazandırıcı işlem yapan turizmciler tarafından alınan borçlar ki, gelen dövizlerle kapanıyor, sorun yok. 

Bir diğer 3’te 2’lik bölüm; uzun vadeli yatırımlar döviz ile borçlanılıyor. Geçen 2 yılda TL yüzde 30’dan fazla değer kaybetti. Ama bu dönemde ne bir ana para taksiti ne bir faiz ödemesi proje kredilerinde aksamadı. Dolayısıyla bu da gösteriyor ki; özel sektör bu işe iyi antrenmanlı ve iyi yönetiyor risklerini.’’ 

TASARRUF ŞART
Ali Babacan’ın Zirve’de yaptığı konuşmaya atıfta bulunan Ateş, para ve maliye politikalarının yanında yapısal reformların gerekliliğine vurgu yaptı. Hükümetin açıkladığı 25 maddelik reform programını, seçimi beklemeden yapmaya başlama zorunluluğu olduğunu ifade eden Ateş, bu yapılırsa iç ve dış kamuoyunun ekonomide gerçekçi ve akılcı adımlar atılacağına inandırılabileceğini kaydetti. 

Bunun yapılmasının iki nedeninden birinin iç yatırımcılar yani mevduat sahipleri, diğeri de dış yatırımcılar yani kreditörler için önemli olduğunu belirten Ateş, şunları aktardı: 

“Tasarruf eğilimi çok düşük bir ülke olduğumuz için, iç tasarruflarımız bizim büyümemizi finanse etmeye yeterli değil. Faizin bir beklenti yönetimi olduğunu öncelikle not edelim. Şimdi sen sokaktaki adamsın ve 10 bin TL paran var. Bu sene enflasyon yüzde 8 olacak diye düşünürsen paranı yüzde kaça bankaya koyarsın? 

YÜZDE 10
Peki ben banka olarak senden yüzde 10’a borçlandığım paranı kaça satabilirim?
Yüzde 12-13’e satmalısınız.

Çünkü arada kâr marjı, arada benim maliyetlerim var. Dolayısıyla enflasyonla faiz konusunun sebep-sonuç ilişkisi budur. Enflasyon neyse onun üzerindeki getiriye biz reel getiri diyoruz. Neden Türkiye reel getiri vermek zorunda da Belçika değil. Çünkü Belçika’nın tasarrufları aşırı ölçüde artmış, herkes para yatırıyor, kullanan yok. Bizim gibi yatırıma aç; senden aldığım parayı koyuyorum, yurt dışından borçlandığım parayı koyuyorum. Çünkü kredi/mevduat oranı yüzde 117. Mevduatın yüzde 100’ünü veriyorum yetmiyor, yüzde 17’de yurt dışından borçlanıp getirip krediye veriyorum. Bunun için onları ikna etme zaruretim var, onlara reel getiri vermek zorundayım. Matematik yani çok aritmetik bir olay. Başka parapsikolojiyle filan açıklayamazsınız bunu.’’ 

PİYASA DOĞA GİBİDİR
Konuşmasında piyasalara ilişkin de bilgi veren Ateş, ‘’İki şeye direnemezsiniz, uyum sağlarsınız. Bunlardan biri piyasalardır, bir tanesi doğanın gücüdür’’ dedi. Rüzgara karşı yelkeni germeye çalıştığımızda kolumuzun kopabileceği uyarısını yapan Hakan Ateş, ‘’Kolunu, bacağını koparmamak için sen de piyasalara uyumlu hareket etmelisin. Ve piyasa o kadar büyük ki; dolar, altın, petrol, avro bunlara baktığınız zaman Türk lirası bile çok derin ve büyük bir piyasa. Bir oyuncunun onu alıp, buradan buraya oynatma şansı yok, bir spekülatörün. Onun için bizim bunları yönetmekten ziyade bu piyasaları iyi anlayıp, iyi koklayıp bunların üzerinde sörf etmeye çalışmamız lazım ülke olarak’’ şeklinde tavsiyelerde bulundu. 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.