Türkiye’yi bekleyen ekonomik krizin anatomisi

Cüneyt Kayalı

Türkiye’yi bekleyen ekonomik krizin anatomisi
06 Ekim 2014 Pazartesi 07:43

02ekonomi
‘Soru ‘Ekonomik kriz olur mu olmaz mı?’ değil, ne zaman olacağıdır.  Kilim altına iteklenen dış borçların, artan Dolar ve faizle ekonomik mayına döneceğini görmek kehanet değil görünen köydür. Bu görünen köy iyi bir kılavuz ister’
“Kazancından fazlasını harcayan tüccar iflas eder” Unkapanı esnaflarından babamın bana ögrettigi ilk ticari kuraldı bu. Son model Mersedes’iyle gezip esnafa borcunu ödeyemeyen tüccarları gördüğünde içten içe akıllarına acır ve kızardı.
Son seçimlerde havuz medyasıyla pompalanan rakamlar bana o sözleri hatırlattı. Ekonomimizin yıllık hasılası 12 senede 3-4 katlamış, rezervlerimiz 130 Milyar ABD Dolarına çıkmış. Artık herkes taksitle araba alabiliyor, ormanlık arazileri ve milli tesisleri satıyor yerine hızlı tren yapıyoruz. Üçüncü havaalanı planlanmış, 3. köprü yapımı baslamış, İstanbul’a bir su kanalı düşünülüyor, Galataport bir yanda Haydarpasa AVM’si öbür tarafta. Bu hükümet Keynes’in 1930’da ABD’yi depresyondan çıkartan altyapı yatırımına dayalı ekonomik gelişim modelini cok güzel uyguladı ancak uzun vadede artık kimsenin konuşmayı istemedigi gerçekleri Aydınlık’a çıkartmanın ve konuşmanın vakti geldi.
Mersedesiyle gezen parasız tüccar gibi, Türkiye cebine giren gelirden daha fazlasını harcayıp borçla yaşayan ve halkın yüzde ellisinin bunu refah olarak algıladığı ülke haline geldi. Bir aile düşünün, bütçesi her sene yüzde altı açık veriyor ve bu aile masraflarını komşudan aldığı borç ile karşılıyor veya evdeki halıyı satıp panjur yaptırıyor. Ha, birde bir komşudan aldığını öbür komşuya vererek (IMF’ye verdiğimiz gibi) birde borç veriyormuş gibi ahkam kesiyor. Tabi poz yapmakta reel anlamda bir sorun yok, ta ki borç veren komşu borcu kesip daha fazla faiz ve borcunuzu yarın ödemenizi isteyene kadar.
BORÇLARI ÖDEYECEK REZERVİMİZ YOK
Başbakanın Şereflikoçhisar’daki AVM açılışını haber diye geçen Türk medyasını kapatıp Bloomberg, Ekonomist, Forbes gibi dünyanın saygın ekonomik medya kurumlarının verilerine baktığınızda,Türkiye’nin içinde olduğu ekonomik çarkları çeviren şu döngüyü bulabilirsiniz;
- 2008’de ABD’de patlayan bankalar krizinden kaçan paradan gelişmekte olan ekonomilere 4 Trilyon Dolar girdi. Bundan Türkiye de payını aldı
- 12 senede milli gelirimiz üçe-dörde katlanmış ama sadece son 6 senede dış borcumuz 7’ye katlandı (2014 itibariyla 373 Milyar Dolar) Bu borcun içinde özel sektörün dış borcu 220 milyar Dolar’a ulaştı. Bu firmaların büyük kısmı inşaat sektöründe. 2000’e kadar yapılan AVM sayısı 46 ve 2014 itibariyle biten AVM sayısı 300’ün üstüne çıktı. Türk özel sektörünn %90’ı Dolar bazında, yani Dolar’daki her artış bu şirketlerin boğazına sarılmış ip durumunda.
- 2014 itibariyle gelişmekte olan ülkeler içerisinde tüketici kredisi ile borçlanmada en hızlı büyüme %28 ile Türkiye’de. 2000 senesinde kredi kartı borcu halkımızın gelirinin sadece %5’ni oluştururken, bugün alınan kredi borcu halkın gelirinin %50’sine ulaşmış durumda. Yani harcanan her iki liradan birisi borçlanarak harcanıyor.
Yurt dışından alınan borçla konutları ve AVM’leri yapıyoruz, Merkez Bankası’nın yapay düşük faiziyle kredileri halka veriyoruz. %70’i tüketimden kaynaklanan büyümeyi halka refah diye satıyoruz.
E, peki sorun ne? Dışardan düşük faizle borç alıp, kupon arazilere AVM yapıp, krediyle halka satış yaptığınız sürece bir sorun yok . Gel gelelim önümüzdeki sorun şu; ABD Merkez Bankası Ocak-2015’den itibaren faizleri yukarı çekmeye başlayacak, Türkiye’de enflasyon ve faizler % 9-12’ye dayanmış durumda, Avrupa ve Ortadoğu’ da politik ve ekonomik sorunlarla boğuşan ülkemizin 2015 Mart ayına kadar ödemesi gereken 130 Milyar Dolar dış borcu var. “Bir şey olmaz, 130 milyar Dolar rezervimiz var” diyenler için: 130 Milyar rezerv rakamı bir kişinin bankadan 100 lira borç alıp “100 lira nakit param var” demesine benzer. Merkez Bankası’nın elinde gerçekte net 30 Milyar Dolar var, çünkü geri kalan 100 milyar dolar Türk bankalarınin dolarda tuttukları mevduattan geliyor. Yani Dolar’ın yükselişini frenleyecek 130 Milyar dolar net rezervimiz yok.
KRİZİ GÖRMEK KEHANET DEĞİL
Peki dolar veya faiz artarsa ne olur? Türk ekonomisinin %20’ sini oluşturan, emlak balonu ve dış borçla büyümüş inşaat sektörü çok büyük bir krizle karşı karşıya kalır, ve ekonominin diğer kesimlerini ve istihdamı dibe çeker. Tıpkı ABD’de bankalarının iflasının ülkeyi depresyona çektiği gibi. İspanya , Yunanistan ve Ingiltere’de aynı “refah” deneyimi yaşayanlar şunu iyi bilir “Vatandaşın lafla, krediyle gözünü boyayabilirsiniz ama ekonomilerin asla.” Bunu bilen Sayın Ali Babacan’ ın son demecinde bahsettiği gibi “üretimin yatırımdan yeterince pay almadığı ülkemizde kişi başı 10,000 dolara takılıp kaldık”.
Sağlıklı ekonomilerde büyüme rekabetçi üretim, rekabetci üretim araştırma geliştirme, araştırma geliştirme ise özgür düşünebilen yetişmiş işgücü gerektirir. Tek adam önderliğinde üretimden ziyade emlak, inşaat ve dış borçla büyüyen ülkemizde soru “ekonomik kriz olur mu olmaz mı değil, ne zaman olacağıdır.” Çünkü kilim altına iteklenen dış borçların, artan Dolar ve faizle ekonomik mayına döneceğini görmek kehanet değil görünen köydür. Bu görünen köy kılavuz ister, hem de çok iyi bir kılavuz.
Cüneyt Kayalı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.