Sağlık sektörümüz yabancılara geçecek

En kârlı sektörlerin; silah, enerji ve sağlık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özdemir Aktan, neoliberal politikaların, kamunun sağlıktan çıkmasını ve özelleşmenin gerçekleşmesi amacıyla ağırlığını koyduğunu belirtti Türkiye...

Sağlık sektörümüz yabancılara geçecek
30 Temmuz 2014 Çarşamba 03:28

05mansetrop

En kârlı sektörlerin; silah, enerji ve sağlık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özdemir Aktan, neoliberal politikaların, kamunun sağlıktan çıkmasını ve özelleşmenin gerçekleşmesi amacıyla ağırlığını koyduğunu belirtti

Türkiye sağlık politikası son 10 yılda önemli değişime uğradı. Özelleştirme süreci, aile hekimliği, tam gün yasası, sağlıkta taşeronlaşma bu dönemde gerçekleşti.

Vatandaş AKP iktidarının ilk yıllarında sağlıktaki dönüşümün esas amacını fark etmediği için uygulamalardan memnun kaldı. AKP de bunu oya tahvil etmeyi başardı. Ama gerçekler öyle miydi, sağlık sistemimizin dönüşümündeki temel amaç neydi,sinsice uygulanan politikalar sonucu gelinen nokta bize neyi işaret ediyor; bu sorularımıza yanıt bulmak için Türk Tabipler Birliği’nin 2012-2014 döneminde başkanı olan ve görevi Haziran ayında Dr. Bayazıt İlhan’devreden Prof. Dr. Özdemir Aktan görevi bırakmasından kısa bir süre öncesinde konuştuk.

- Öncelikle sağlık sektöründe gelinen noktaya bir bakabilir miyiz?

Teşekkür ederim. Sağlık sektöründe de muhtemelen geride kalan unuttuğumuz Soma faciası yaşanıyor. Ne demek bu? Hizmetlerin maliyetinin ucuzlaştırılması, taşeronlaşma. Hastanelerin tıbbi cihaz ve malzeme alımlarında ucuza yönelmesi. Bu düşük kaliteli malzemeler ölüme yol açıyor.

- Doktor olarak siz kullanmasanız...

Mecbursunuz kullanmaya. Elinizdeki malzemeler bu. Kalitelisi olmadan ben ameliyat yapamam, diyemezsiniz.

- Peki buna rağmen vatandaş neden memnun?

Gelinen noktayı vatandaş farkedemiyor. Hekime ve ilaca kolay ulaşınca bundan memnun oldu. Daha önce ulaşmakta zorlandığı doktora muayene demiyorum gitme olanağına kavuşması onda bir memnuniyet yarattı. Bir vatandaş yılda 8.5 kez doktora gidiyor. Bu Avrupa’da 6’nın altında.

- 8.5 kez iyi bir rakam değil mi?

Hayır, gerçek durum şu: hastalar muayene olamadığından bu kadar çok doktora gidiyor. Çünkü tedavi olamıyorlar. Aslında doktordan beklediği cevabı alamadığından sık sık doktora gidiyor.

KÜRESEL SİSTEMİN DAYATMASI

- Hastanın doktordan beklediği cevap ne ki, doktor doktor dolaşıyor?

Aslında vatandaşımız hasta falan değil. Bir yeri ağrıyor doktora koşuyor. Bir sıkıntı hissediyor doktor doktor geziyor. Bir doktorun ona “bir şeyin yok, rahat ol” demesini bekliyor. Aslında hastaların yüzde 80’i bu tür hastalar yani bu birinci basamakta halledilebilecek hastalar.

- Birinci basamak?

Tıpta koruyucu hekimlik birinci basamağı oluşturuyor. İşte 8.5 kez doktora gelen hastanın öncelikle koruyucu hekimliğe yönlendirilmesi gerekiyor. Ama bu sağlanmıyor.

- Neden?

Bunun temel sebebi uluslararası finans sistemin dayatmasıdır. Bilindiği gibi dünyada en kârlı sektörler silah, enerji ve sağlıktır. Dikkat edin sağlık en kârlı sektör olarak üçüncü sıradadır. Sağlıkta da koruyucu hekimlik kârlı bir alan değildir. Kârlı alan tedavi eden hekimliktir. Tedavi hekimliğinde tetkikler, analizler oldukça fazladır.

- Siz küresel sistemin sonucudur, diyorsunuz.

Evet. Kaptilazim piyasa ekonomisi düzeninde insanlara çok harcatmak ister. Başlarda bunu savaşlarla yaptı. Bölgesel savaşlar kesmedi. Yaratılacak talebin en verimlisinin sağlık alanında olacağını gördü.

- Doktorlar bu sisteme direnemezler mi? Hastayı koruycu hekime yönlendiremezler mi?

Saçları kırlaşmış profesör Özdemir Aktan bunu yapabilir. Hasta bana güvenebilir. Polikliniklerde daha çok genç doktorlar hizmet veriyor. Bu doktor 4-5 dakika süren muayene sonrasında yapacağı en doğru şey tetkik istemektir. Bunu istemeden hastayı gönderirse hasta bundan memnun olmaz veya güvenmez. Genellikle karnın ağrıyor diyen hastaların çoğu senin bir şeyin yok, sözünü duymak istiyorlar. Ama bunu genç doktorlardan duyamazlar. Çünkü doktorlar hakkında soruşturmalar o kadar çoğaldı ki doktorlar artık kuşkulu davranarak tetkikleri çoğaltıyorlar. Tetkikleri yapan doktorlar da aman sorumluluk almayayım, diye abartılı raporlar yazıyorlar.

SAĞLIK ÖZELLEŞİYOR

- Bu sistem sağlık sektörünü nereye götürüyor? Amaç ne?

Tek kelime ile söyleyebilirim. Sağlık sektörü özelleştiriliyor. Esas amaç kârlı olan bu alanın özelleştirilmesi. Son 5 yılda hızla artan özel hastanelere bakınız. Bunlar komplike hastalıkların tedavi edildiği hastaneler.

- Özelleşme ile ne sağlanacak?

Maliyeti aşağıya çekmek ve kârı artırmayı sağlayacak. Bakın kalp damar stentlerinin çok ucuzları var; işe yaramıyor. Çok kalitelileri ise pahalı ve özel hastanelerde. Daha kaliteli hizmet almak isteyen bu hastanelere giderek ek bir maliyete katlanmak zorunda kalacak.

- Üniversite hastaneleri de mi, özelleştiriliyor?

Kamu Hastaneleri Birlikleri Yasasında bu vardı. Çok tepki çekince çıkardılar. Ama Sağlk Bakanlığı ile ortak kullanım esasını getirdiler. Yavaş yavaş özelleştirme gerçekleşecek. Bunu sağlayacak zemin de uygun hale geliyor. Şöyle ki; üniversite hastaneleri çok zor durumda. Her türlü hizmet dışarıdan alınıyor. Yakında klinik hizmetleri de özelleşecek. Örneğin Marmara Üniversitesi genel cerrahi bölümü ihaleye çıkartılacak. Taşeron ihaleyi alacak. Kârını artırmak için ne gerekiyorsa onu yapacak. Ben de onun bir elemanı haline geleceğim.

- Vatandaş farkında değil. Gerçi farkında olsa ne yapabilir ki? Küresel egemenler dikte etmiş bir kere...

Aynen öyle. Neoliberal politikalar kamunun sağlıktan çıkmasını ve özelleşmenin gerçekleşmesi amacıyla tüm dünyada ağırlığını koydu. Ama gelinen noktada sağlık hizmetlerinden yararlanmada zengin-yoksul makası da oldukça açıldı.

- Gidişat böyle mi, olacak?

Evet. Sistem bu şekilde ilerliyor. Sağlık sistemimiz yabancıların eline geçecek. Şu anda sağlık pazarımız yabancıların iştahını artıracak büyüklükte değil. Kişi başına sağlık harcaması bizde 900 dolar, OECD ortalaması 6 bin dolar. Ama bir süre sonra bankalar da olduğu gibi sağlık sistemimiz yabancıların eline geçecek.

- Şehir hastaneleri de bu projenin bir parçası mı?

Şehir hastaneleri Başbakanın övünçle sahiplendiği bir proje. Kentin merkezindeki hastaneler kentin dışına çıkartılacak. Boşaltılan bu yerler ihaleyi alanlara proje yapmaları için verilecek. Şehir hastanelerinde Sağlık Bakanlığı kira ödeyecek ve doluluk garantisi verecek. Yapılan hesaplamalara göre 4-5 yıllık kira bedeli tüm yatırımı finanse etmeye yetiyor. İngiltere çok pahalı olduğundan bu projesden vazgeçti. Aslında Avrupa ülkerinin çoğu bundan vazgeçmiş durumda.

KORUYUCU HEKİMLİK GELİŞMEZ

- Aile hekimliğinden beklenen gerçekleşiyor mu?

Hayır. Herkes hastanelere gidiyor. Aile hekimleri koruyucu hekim olarak bol bol reçete yazıyorlar. Sistem buna olanak veriyor. Ayrıca aile hekimlerine hastane acil servislerinde nöbet te geldi.

- Gezi direnişinden sonra doktorlar tu kaka olmuş durumdalar. Başbakan size oldukça kızgın!

Başbakanın kızmadığı kimse kalmadı. Şimdilerde dövmeye de başladı. Gezi olayından sonra acil müdahale yapamayacağız. Örneğin sokakta yatan biri var. Doğrusunu isterseniz ben müdahale etmekte tereddüt geçireceğim. Çünkü izin almadan yapılacak bu müdahale sonucu doktorun teröristlere uygulanan 1-3 yıl hapis cezası almaması için hiçbir engel yok. Oysa doktorlar evrensel tıp kurallarına bağlı olmalı. Ama bizde sistem tersine işliyor.

- Özdemir Bey, söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Son değerlendirmenizi alayım.

Tıp fakülteleri sayısı 86. Beş yıl önce 5 bin civarında doktor mezun olurken şimdi 11 bin 500 doktor mezun veriyor. Bu çoğalmanın amacı sayıyı artırarak rekabeti artırmak. Hekimleri pazarlık edemez hale getirmektir. Bütün bunlar sağlığın özelleştirilmesinin önündeki tüm engellerin kaldırıması amacıyla yapılıyor. Türkiye yoksul ve sınırlı gelirli vatandaşların aleyhine köklü bir özelleşme, taşeronlaşma ve dolayısıyla pahalı sağlık hizmeti verilmesi sonucu doğuracak köklü değişme gidiyor.

Mustafa Pamukoğlu


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.