Ölüm ocağına zorunlu dönüş

‘Ana havuzun önündeydim. Makineyle uğraşıyordum. Enerji kesildi. Enerjinin gelmesini bekliyordum. Aşağıdan biri yanıma geldi, Aşağı inmeyin duman var, dedi. Çıkışa doğru ilerlerken duman her yeri sarmıştı’ Soma...

Ölüm ocağına zorunlu dönüş
22 Mayıs 2014 Perşembe 13:24

6Sedat-ilkan

‘Ana havuzun önündeydim. Makineyle uğraşıyordum. Enerji kesildi. Enerjinin gelmesini bekliyordum. Aşağıdan biri yanıma geldi, Aşağı inmeyin duman var, dedi. Çıkışa doğru ilerlerken duman her yeri sarmıştı’

Soma katliamında kurtulan 8 yıllık madenci Sedat İlkan yaşadıklarını Aydınlık’a anlattı. Maden ocağının açılması halinde tekrar işe geri döneceğini belirten İlkan, olay günü için şunları söyledi:

“Salı günü işimiz çoktu, işimiz çok olduğu için yemek yiyecek vaktimiz bile yoktu. Makine ile işimiz vardı. Ana havuzun önündeydik yanımda 10 kişi vardı. Makina ile uğraşıyordum. Enerji kesildi. Enerjinin gelmesini bekliyorduk. Aşağıdan biri yanıma geldi, ‘Aşağı inmeyin duman var’ dedi. Ne olduğunu anlayamadım. Çıkışa doğru ilerlerken duman her yeri sarmıştı. Benim o anda çıktığım yere 15-20 kişi daha girdi. Vardiya değişimi olacaktı. Yukarıda da çok duman ve boğucu bir koku vardı. Yerüstündeki koku çoğaldı. Fakat kimse ne olduğunu bilmiyordu. Etraf kalabalıklaşmaya, mühendisler koşuşturmaya başladı.

‘Müdürler ne yapacağını bilmiyordu’

Ortada gözüken bir şey olduğuydu ama etrafta koşuşan insanlar ne olduğunun farkında değildi. Havayı saran duman daha da artmıştı. Neredeyse göz gözü görmez olmuştu. Gelen müdürler de ne yapacağını bilmiyordu. Aşağıya inmek istedim, fakat cihazlarımız eksikti, maskelerimiz yoktu. Sensörlü fanlarımız yoktu. Her şeyimiz yarım yamalak olmasından dolayı aşağıya inemedim. Fanlarımız elle çevrildiği zaman çalışan fanlardandı.”

Denetim eksikliği

Denetimlerin yetersizliğinden yakınan İlkan, sözlerine şöyle devam etti: “Böyle denetlenecekse, hiç denetlenmesin. Denetleme olduğu zaman etraf toparlanıyor, eski malzemeler gösterilmiyordu. Yeraltına girmesi yasak bir trafo vardı. Denetleme olacağı zaman o trafo saklanıyordu. Alev sızdırmaz kabloları geçtim, sağlam kablo yoktu. Hepsi ekli kabloydu. Denetimi yapan kişi de şöyle bir bakınıyordu. Yukarıda müdürlerle yemek yedikten sonra gidiyordu. Devletin suçu çok, özelleştirdiği için sahipsiz bırakmak olmaz. Burada bir sürü can var.”

‘Kaçış bacası yok’

İşletme Müdürü Akın Çelik’in krokide kaçış bacası olarak bir yer gösterdiğini fakat öyle bir baca olmadığını ifade eden Çelik, “Burayı devlet işletirken 400 koduna çıkan bir baca vardı. Fakat kaçış bacası diye bir baca olsaydı ki ben 8 yıldır Soma kömürlerinde madenciyim, ben bilirdim. O bacanın üzerinde kaçış bacası diye yazı yazardı” dedi.

‘İşçinin parasıyla düğün salonu yapıldı’

Soma’da İşçi Yardımlaşma Derneği’nin kurulduğunu anlatan İlkan, derneğe her ay belirledikleri miktar kadar ödeme yaptıklarını belirterek, “Bu derneğin amacı, işçilerden birinin ihtiyacı olduğunda maddi yardımda bulunmaktı. Düzenli olarak derneğe para veren bir arkadaşım maddi olarak sıkıştığı için dernekten yardım istedi. Yardım edildi ancak taksitle kendisinden geri alındı. İşte bu havuzda biriken paralarla bizlere danışılmadan, düğün salonu yapıldı. Sünnet, mevlüt, düğünde biz işçilere hizmet olacağını düşünmüştük. Ama sadece derneğe üye olanlara indirim yapıldı” ifadelerini kullandı.

“Yaptığımız iş, beden işi ve çok yorucu” diyen İlkan, “Haftada bir gün iznimiz var ama madenci ne yapsın. Ayvalık, Dikili dibimizde ama oraya gidip denize girecek imkanımız yok. Evliyim, iki yaşında oğlum var. Madende çalışmayıp da ne yapayım. Başka iş yok. Maden açılsın yine çalışmaya başlayacağım” şeklinde konuştu.

‘Şefle tartıştı, canını kurtardı’

Okan Coşkun... Soma katliamında hayatını kaybeden ikiz kardeşlerden İsmail ve Hüseyin Çata’nın akrabası. Soma’daki çoğu insanın geçim kaynağı olmadığı için maden ocaklarında çalışmak zorunda olduğunu belirten Coşkun, dayısının oğlu Lütfü Can’ın da nasıl şans eseri hayatta kaldığını anlattı.

‘Başka geçim kaynağı yok’

Çoğu Somalı’nın madencilikle geçimini sağladığını ifade eden Coşkun, “İş imkanı olmadığı için insanlar mecburiyetten madene iniyor. Çoğu hayatını kaybedeceğini bile bile çalışıyor. Çünkü başka geçim kaynağı yok. Aile bakıyorlar, çocuk okutuyorlar. Ben parfüm dükkanı açtım ama herkes esnaflık yapamıyor” diye konuştu.

Coşkun, dayısının oğlunun da şans eseri hayatta kaldığını şöyle anlattı: “Dayımın oğlu Lütfü Can da madende çalışıyordu. Bir süre önce şefle tartışıp çantasını alıp, işten çıktı. Eğer o gün o tartışma yaşanmasaydı belki de Lütfü’de şimdi hayatta değildi. Madenin en dibinde çalışıyordu.”

Tuğçe Yerdelen / Soma


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.