Krize gireriz diye uyardık

Türkiye'nin yıllardır uyguladığı düşük reel kur yüksek faiz politikasıyla cari açığı yapısal sorun haline getirdiğini belirten ekonomist Arda Tunca, 'Dünya sıkıntıya girerse biz bu yumuşak karnımızla götüremeyiz bu işi,...

Krize gireriz diye uyardık
13 Ocak 2014 Pazartesi 11:45

6kriz

Türkiye'nin yıllardır uyguladığı düşük reel kur yüksek faiz politikasıyla cari açığı yapısal sorun haline getirdiğini belirten ekonomist Arda Tunca, 'Dünya sıkıntıya girerse biz bu yumuşak karnımızla götüremeyiz bu işi, krize gireriz' diye uyarıda bulunduklarını söyledi

Eko Faktoring finans ve dış ilişkilerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, CFO dergisi yazarı ekonomist Arda Tunca ile Türkiye ekonomisini 2014'te nelerin beklediğini konuştuk.

-2013 yılında ABD Merkez Bankası'nın Mayıs'ta yaptığı açıklamalar sonrası Türkiye ekonomisinde değişen ne oldu?

2013 Türkiye'nin uluslararası piyasalarda kredi derecelendirme kuruluşları tarafından yatırım yapılabilir notu verildiği ama bunun meyvelerinin toplanamadığı yıl oldu.

Değişen dengelere bakınca aslında Türkiye ekonomisi açısından beklenmedik bir değişim olmadı. 22 Mayıs'ta FED Başkanı Ben Bernanke'nin açıklaması dünyadaki tüm dengeleri değiştirdi. Bu zaten Türkiye gibi ülkelere sermaye çıkışlarını getireceği için bu denge değişikliğinin yaşanacağı belliydi. Bu da bizim, dışa bağımlı bir ekonomi olmamızdan kaynaklanıyor.

Biz kısa vadeli sermaye girişleriyle bu bağlantıyı kurmuş durumdayız. Her ne kadar şu kadar doğrudan yatırım geldi denilse de o gelenler Türkiye'deki varlıkların satışı nedeniyle gelen sermayeydi. Özelleştirmelerle veya kurulan şirketlerin, bankanın yabancılara satılmasıyla oldu. Mesela Çin'de olduğu gibi bir firmanın sıfırdan gelip yeni bir teknolojiyi veya ürünü üretmesi gibi ortam yaratılamadı.

-Kristal küreye bakınca 2014'te neler bekliyorsunuz?

2014 Türkiye için ekonomisi savunma yılı. Çok büyümek, daha fazla gelir yaratmak değil de var olanı korumaya çalışmak yılı olacak. Yüzde 4 Türkiye gibi bir ülke için büyüme değildir. Bu yıl çok kısa vadeli beklentilerle ve çok kısa vadeli analizlerle gideceğiz. Likidite çok çok önemli olacak. Her zaman söylediğim bir şey vardır. Şirketler kârızlıktan değil ama likidite sıkıntısından batarlar. Pek çok sektörüde kâr marjlarının düştüğü likidite kontrolünün ön plana çıktığı bir yıl olacak. Şimdiden belli ki 2014 ekonomide iyi bir yıl olmayacak. Ancak ehveni şer yani kötünün iyisi olarak geçeceği şu anda belli. Türkiye'nin yumuşak karnı siyasi risklerin de etkisiyle ekonomi olacak.

Reel kesim açık kuralını çiğnedi

-Özel sektörün borçluluk oranı çok yüksek. Dışarıda bol ve ucuz para dönemi sona ererken bu borçlar nasıl çevrilecek?

Öncelikle, Türkiye'nin dış borcu 2006-2007'den sonra özel kesime kaydı. O tarihe kadar ağırlıklı olarak kamu kesiminin birikmiş borçları vardı. Ama kamu kesimi 2000'lerin başında yaşadığımız krizden sonra alınan önlemlerle ki AKP de bu programı uyguladı. Fakat bu arada küresel piyasada faiz oranları düşünce kolay ve ucuz kredi realitesini ortaya koydu. Bizim Türk şirketleri de nasıl olsa bizim TL, yabancı pararalara karşı değerli diye düşük faizli olan yabancı para cinsinden borçlanmalara gittiler. Aslında bu pozisyon açmak anlamına geliyor. Finansal yönetimin pozisyon açmama kuralını reel kesim çiğnemiş oldu. Ama şirketlerin bu borçluluk oranlarına da baktığımızda bu Türkiye için olumsuz bir durumdur. Bu arka arkaya domino taşı gibi bir kaç şirketi götürebilir.

Kimse özel sektörün borcudur diye geçiştiremez

Diyelim ki 5 bin çalışanı olan bir şirket battı. Burada her kişinin bakmak zorunda olduğu üç kişi olduğunu düşünürsek ve bu küçük bir bölgedeyse, bölgesel olarak çöküyorsunuz. Burada milli servet gitmiş oluyor. İster bu vergiler kanalıyla olsun ister başka yollu olsun. Kimse bu özel sektörün borcudur diye geçiştiremez. Bu hatanın içerisinde devletin kontrol mekanizmalarının reel sektörü ikinci plana atıyor olmasının da payı var.

Daha az borçlanmak için büyümeden vazgeçtik

-2014'te Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını karşılamak için 238 milyar dolar bulması gerekiyor. Ek borç alınması durumundan bu rakam daha da yükselecek. Bu parayı nereden bulacağız?

İşte bunu bulmak zorunluluğumuzu azaltmak için büyümeyi düşürdük. Çünkü biz ne zaman büyümeyi artırmaya çalışsak borçlar artıyor. Bu yıl da yüzde 4'ün altında kalabiliriz. Çünkü geçen yıl tüketimle büyüdük Avrupa'da öyle beklendiği gibi iyiye gitmiyor.

Türkiye bu parayı nereden bulacaktan çok bulması gereken miktar azaltmak için büyümeden feragat ediyor. BDDK'nın attığı adımlar bu yöndedir. BDDK'nın önlemi öyle çok da ekonomiyi sıkboğaz edecek düzeyde değil ama doğru bir hamle.

Merkez Bankası'nın yapacağı bir şey yok

-Geç kalınmadı mı sizce?

Geç kalındı tabii. Türkiye'nin bunu 2012'de yapıyor olması lazımdı. Bizim burada borçlanma ihtiyacımız artabilir bu da ciddi bir risk unsuru. Ama Türkiye'nin özellikle kur cephesinde yapacağı bir şey de yok. Merkez Bankası istediği kadar müdahale etsin, biz bu yeni dünya düzenine bu şekilde yakalandık. Yıllardır uygulanan düşük reel kur yüksek faiz nedeniyle, cari açık yapısal bir sorun haline geldi. Yıllarca bunu götürdük tabii bundan da nemalandı yabancılar geldi kazandı, çıktı.

-Peki, vatandaş ne yapmalı?

Şimdi tasarrufu olanın yapacağı başka, kredi borcu olanın yapacağı başka. İkisi de olmayan fazla açılmadan ayağını yorganına göre uzatıp gidecek. Kredisi olanın maalesef elde ettiği geliri, kredi geri ödeyecek şekilde şimdiden kenara atmasını tavsiye ederim. Tasarrufu olanın da biraz muhafazakar yaklaşımla sabit getirili olan enflasyona endeksli yatırımlara gitmeli.

-Hanehalklarının döviz mevduatı son zamanlarda 20 milyar dolar artmış. Bu neden kaynaklıyor?

Döviz geleneksel olarak bir korunma aracı olarak görünüyor. Dolardaki böyle bir artış karşısından insanlar, geç mi kaldılar almakta diye bakmadan TL'de zaten faizler uygun da değil diyerek dolar aldılar.

Burada insanların ne olursa inmez bu kur diyerek 2.10'dan 2.15'ten dolar almış olduklarını düşünüyorum. Kimse kaçırdık fırsatı keşke ucuzken alsaydık demeden zararın neresinden dönersek kârdır diyerek dolar aldılar.

Gökyüzü sınırdır

Ben dolar kurunun 2014 yıl sonunda 2.35'ler civarında olacağını düşünmüştüm. Bunu biz her ne kadar kırılgan beşli içerisinde yer alsak da Türkiye'nin yeni yabancı para çekmek değil de var olanı kaçırmayacaktır diye bir düşüncem vardı. Fakat, şu son siyasi gelişmeler bütün her şeyi alt üst etti. İngilizlerin bir söz vardır; 'sky is the limit' işte 'gökyüzü sınırdır' diye tam öyle oldu.

'Faiz lobisi zarar etti!'

-Birçok uluslararası yatırım bankası müşterilerine Türkiye için 'satın' talimatı verdi. Para gelmeyecek, bir de böyle çıkma durumu var ne olacak?

Çok kötü bir senaryo. Bu bir kere doların aniden yükselmesi, Türkiye'nin borçluluğunun artması ve enflasyonun yükselmesi anlamına gelir.

-Bu 'satın' talimatını veren Citi, Erste, JP Morgan gibi kurumlar o zaman faiz lobisi mi oluyor?

Şimdi bu faiz lobisi nerde ben bulamadım. İşte Gezi'den sonra soruşturma başlattılar onlar da bulamadılar. Demek ki Merkez Bankası'nın bu örtülü faiz artırımı da Başbakan'a hissettirmeden faizi artırmış oluyor. Lobi faaliyeti elbette bütün dünyada var ve bu yasal. Birilerinin fikirlerini etkilemek yoluyla yapılan iş bu. Biz önce kendimize bakalım yıllardır yapısal önlem almadık. Yıllarca düşük reel kur yüksek faiz politikasıyla cari açık yapısal sorun haline gelmedi mi? Bu soyulmaktır adamlar bizim yarattığımız katma değeri alıp çıkıp gitti.

- Hükümet kanadından yapılan açıklamalarda borsadaki kayıplar gösterilerek şu kadar zarar ettik dendi. Borsanın yüzde 62'si yabancı, o zaman faiz lobisi zarar etmiş olmuyor mu?

Tabii zarar ettiler. Yani bunlar da satın diyor daha fazla zarar etmemeleri için. O zaman serbest piyasa ekonomisi uygulanmasın. Zaten kapitalizm dediğimiz şey uluslararası bir olgudur. Yerel tanımaz. Kapitalizm yapısında vahşidir, saldırıyor. Alacağını alıyor, çıkıyor. Sen de içeride huzursuzluk yaratıyorsun. Burada yasal olmayan ne?

Finanse edildiği sürece cari açık sorun değildir diyen bir sürü iktisatçımız da var memlekette. Yani o zaman biz diyorduk ki; bu iş sıkıntılı bir gün dünya sıkıntıya girer biz herkesten fazla gireriz. Yani bizler söyledik. Mahfi Eğilmez bunu yıllardır söylüyor; bir kerelik girişlere bakmayın yabancı sermayede diye. Bir gün dünya sıkıntıya girerse biz bu yumuşak karnımızla götüremeyiz bu işi, krize gireriz diye uyardık.

2013'te yol medeniyet değildir

- Nazif Ekzen de 2014'te ekonomi Türkiye'nin yumuşak karnı diye yazdı..

En yumuşak karnı ekonomi. 2008 krizinden sonra merkez bankalarının devreye girmesiyle her yerden para fışkıran bir dönem oldu bu bir fırsattı. O zaman bu cari açığı kapatmaya kalksaydık ya. Tam dünya sıkıntıya düşmeye başladığında bunu kapatmaya çalışınca krize sokarsınız ülkeyi. Faiz lobisi diyerek geçersiniz bu kolaycılıktır. Siyasetçi yapar bunu. Ama dünyada kimsenin bulamadığı paraları buldunuz. Kolaycılığa kaçtılar. Kimse kusura bakmasın 2013'te yol medeniyet değildir. Almanlar 1950'lerde yol medeniyet dediler yaptılar. Biz 80 yıl geriden geliyoruz bunu mu itiraf ediyorsunuz?


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.