Kani Beko: AKP’den özgürlük beklenmez -(TAMAMI)

DİSK’in ve sendikal mücadelenin yenilenmesi gerektiğini söyleyen Kani Beko, “Akil Adamlar Komisyonu”ndan beklentisini de şöyle özetledi: “AKP nerede herkes için özgürlük istedi, nerede demokrat...

Kani Beko: AKP’den özgürlük beklenmez -(TAMAMI)
15 Nisan 2013 Pazartesi 10:52

DİSK Olağanüstü Genel Kurulu’nda Genel Başkanlığa Kani Beko seçildi. 1953 yılında Makedonya’da doğan Beko, 1975 yılında DİSK Tekstil Sendikasında işyeri temsilcisi olarak sendikal mücadeleye başladı. Çok sayıda sendikada yöneticilikler yapan Beko, 2004 yılından itibaren de Genel-İş Sendikasının Genel Sekreterliğini yürütüyordu. Beko şimdi DİSK’in Genel Başkanı oldu. Olağanüstü Genel Kurul’da yaptığı konuşmayla genel başkan seçildiği takdirde DİSK’de değişim sinyalleri veren Beko ile DİSK’i önümüzdeki dönem nasıl bir değişimin beklediğini, yol haritasının nasıl olacağını ve Türkiye’nin siyasi gündemine ilişkin konuştuk.

DİSK, ezilenlerin umudu olmalı

- DİSK sizin başkanlığınızda nasıl bir yol izleyecek. Genel Kurulda “yeni DİSK” vurgusu yaptınız. “Yeni DİSK” nasıl olacak?

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, DİSK her genel başkanına göre yolunu değiştiren bir sendikal konfederasyon değildir. DİSK, işçi sınıfı mücadelesinin ve sınıf bilincinin örgütsel ifadesidir. DİSK, tabanın söz ve karar sahibi olduğu, sınıf ve kitle sendikacılığını temel alan; devletten, hükümetlerden, sermayeden, sermaye partilerinden bağımsız bir sınıf örgütüdür. Gerek bugüne kadar ki Genel Başkanlarımız yaptığı ve gerekse bundan sonra benim yapacağım şey, DİSK’in kuruluşunda oluşturulan bu devrimci sendikal temel üzerinde konfederasyonumuzun yükselmesini sağlamak ve işçi sınıfını esenliğe kavuşturacak bir yolda yalpalamadan ilerlemektir.

Yeni DİSK’ten kastımız, değişen Türkiye ve dünya konjonktürünü sentezleyip sendikal mücadele yöntemlerinin ve araçlarının, bu sorunları aşacak tarzda yeniden örgütlenmesidir. Karşımızda duran örgütsüzleştirme politikalarına karşı hangi yöntemlerle ve nasıl bir sendikal mücadele yürüteceğimizden tutun, dönemin zorluklarına göğüs gerecek tarzda yetişmiş yeni kadroların istihdamının sağlanmasına varıncaya kadar kendimizi yenilememiz gerekiyor. DİSK’in sınıflar mücadelesinin yeni kompozisyonunda zorlukları aşabilecek, işçi sınıfının ve ezilen tüm kesimlerin umudu olabilecek bir yapıya kavuşturulması gerekir.

AKP’ye karşı 1 Mayıs’a

-1 Mayıs yaklaşıyor. 1 Mayıs’ta hangi talepleri dile getireceksiniz? Diğer Konfederasyonlarla ortak kutlama yaklaşımınız olacak mı?

Türkiye’nin son 10 yılının AKP iktidarı eliyle sürdürülen ve emperyalizmin bölgemizdeki yeni politikalarıyla uyumlu olarak uygulanan bu “dönüşüm” emekçiler için yıkıcı sonuçlar doğuruyor. İşsizliği kronikleştiren bu rejimde, taşeronlaştırma ile birlikte emek gücünün değerinin düşürülmesinin hedeflendiği ve güvencesiz çalıştırmanın yaygınlaştırıldığı; işçi sınıfının en büyük genişlemesini yaşadığı bir dönemde sendikalar zayıfladı. Sendikal hareketin bu yeni dönemi aşacak tarzda örgütlenmesi konusunda sancılar yaşadığı; Türkiye işçi sınıfını tümüyle örgütsüz bırakmayı, toplumu sermayenin hegemonyası altına almayı, ülkemizde tek parti diktatörlüğü kurmayı, emperyalizmin bölgesel jandarması haline gelmeyi, topluma bağnaz bir yaşam modeli dayatmayı amaçlayan bir iktidarla karşı karşıya olduğumuzu, kadın sorununun sınıf mücadelesinin bütünlüklü bir programının parçası olarak ele alınması gerektiği herkesin hem fikir olduğu gerçekliklerdir.

Diğer işçi ve kamu emekçileri örgütleriyle görüşmelerimiz sürüyor. İşçilerle, yoksullarla, işsizlerle, kadınlarla, gençlerle, dışlanmışlarla, mağdurlarla ve emeğini, alınterini harcayan bütün emekçilerle birlik olmak, dayanışmak ve mücadeleyi yükseltmek için, 1 Mayıs’ta başta Taksim 1 Mayıs Alanı olmak üzere ülkenin dört bir yanında alanlarda olacağız.

- “Akil İnsanlar” komisyonunda eski Genel Başkan Erol Ekici’nin de adı geçti. Ekici yer almayacağını ifade ederek DİSK Merkezine yönlendirdiğini belirtti. Daha sonrasında DİSK’e komisyonda yer almasına yönelik bir teklif geldi mi? Komisyonun bileşimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hayır, böyle bir teklif almadık. “Akil İnsanlar Komisyonu”nun oluşturulması biçimi elbette AKP’nin demokrasi anlayışının yansımalarından sadece biridir. AKP nerede herkes için özgürlük istedi, nerede demokrat oldu, nerede hak ve özgürlükleri korudu ki, ondan buradan da aynı şeyi bekleyelimFakat bizce, komisyonu tartışmak yerine, 30 yılı aşan, binlerce cana, milyonlarca mala neden olan, milliyetçiliği, düşmanlığı körükleyen çatışmaların tamamen son bularak barışın bir an önce tesis edilmesi herşeyden daha önemlidir.

AKP ve ABD’nin Orta Doğu Projesi örtüşüyor

- Bir yandan bütün muhalif kesimlerin susturulmaya çalışıldığı, gazetecilerin, öğrencilerin, aydınların tutuklandığı bir süreç yaşıyoruz. DİSK’te bu operasyonların hedefi oldu. Bir yandan da bu duruma tepkiler yükseliyor. Daha geçtiğimiz hafta on binlerce insan Silivri Cezaevinin önündeydi. Barikatlar kuruldu, biber gazı ve tazyikli suyla müdahale edildi. Sonucunda dava ertelendi. Bu süreci ve gelişen tepkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz. Bu süreç nasıl sonlanacak?

Az evvel de söylediğim gibi; AKP’nin ABD’nin Ortadoğu projesiyle örtüşen bu politik süreçte oluşturulmak istenen “yeni” siyasal rejim emekçi sınıfların sömürüsünü derinleştirmek, sermaye egemenliğini pekiştirmek; Türkiye işçi sınıfını ve yoksul emekçi kesimleri tümüyle örgütsüz bırakmak; tek parti, tek adam diktatörlüğünü kurup emperyalizmin bölgesel jandarması haline gelmek; topluma bağnaz bir yaşam modeli dayatmak üzerine kuruludur.

AKP’nin kurucu parti misyonuyla hareket ettiği bu yeni rejimin inşaası sürecinde tüm muhalif kesimlerinin üzerine baskı ve şiddet politikalarıyla giderek onları toplama kamplarına göndermesi, yeni rejimin önünde engel olarak gördükleri dinamiklerin “temizlenmesi” anlamına geliyor ve bu sürecektir de! Tarihin en büyük ve kapsamlı saldırısı ile karşı karşıya olduğumuz bu dönemde demokrasi güçlerinin birleşik bir mücadele hattını örmekten, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik yeni bir Türkiye’nin kurulması için öne atılmaktan başka bir seçenekleri yoktur.

Kani Beko kimdir?

1953 yılında Makedonya’da doğan Kani Beko, sendikal mücadeleye 1975’te DİSK Tekstil Sendikası’nda işyeri baş temsilciliği yaparak başladı. Ardından 29 Mart 1977’de Genel-İş Sendikası’na üye oldu. 12 Eylül 1980 Darbesi’nin ardından Genel-İş Sendikası kapatılınca, Beko, İzmir Belediyesi’ne ait ESHOT Troleybüs Atölyesi’nde 7 yıl Belediye-İş’te baş temsilciliği yaptı. 1995 yılında ise İzmir 4. Bölge Şube Sekreterliğine, 1 yıl sonra Bölge Şube Başkanlığına seçildi. 1999 yılında ise tekrar Bölge Şube Başkanlığına seçildi. 2001’de DİSK Ege Bölge Temsilciliğine seçilen Kani Beko, Kasım 2003’te de yeniden Bölge Başkanlığına seçildi.

2004’ten 2013’e kadar da Genel-İş Genel Sekreteri görevini yürüttü. Eski Genel Başkan Erol Ekici’nin istifası üzerine gidilen Olağanüstü Genel Kurul’da, 371 delegenin 206’sının desteğini alan Beko, DİSK Genel Başkanı oldu.


 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.