‘Kamu Gözetimi Kurumu kaldırılmalı’

İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (İSMMMO) seçimleri öncesi seçime katılacak grupların görüşlerini aktarmayı sürdürüyoruz. Seçimlere Ulusal Muhasebeciler Birliği’nin...

‘Kamu Gözetimi Kurumu kaldırılmalı’
24 Mayıs 2013 Cuma 08:38

İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (İSMMMO) seçimleri öncesi seçime katılacak grupların görüşlerini aktarmayı sürdürüyoruz. Seçimlere Ulusal Muhasebeciler Birliği’nin Başkan adayı olarak katılan Oktay Yeşilyurt, İSMMMO yönetimi ve TÜRMOB’un ülke ve meslekle ilgili meselelerde aktif tavır almadıklarını belirtti.

Kamu Gözetimi Kurumu’na neden karşısınız?

Kamu Gözetimi Kurumu (KGK) zaten yasa ile değil, Kanun Hükmünde Kararname ile kuruldu. Olayın yanlışlığı burada. KGK, TÜRMOB’un görevlerini yapar hale geldi. Bunda TÜRMOB yönetiminin ve odalarımızın yöneticilerinin kabahatleri var. Biz o zaman uyardık. Bu kurumun bizim için iyi şeyler getirmediğini anlattık. Bu kurumun reddedilmesini önerdik. Ama yöneticilerimiz şaşkınlığı atlattıktan sonra bu kurumun iyi yönleri kötü yönleri diye başlık açtılar. Bir de düzeltilmesi gereken noktalarla ilgili öneriler yayımladılar. Geldiğimiz noktada KGK, TÜRMOB’un yaptığı denetim eğitimlerini yok saydı. TÜRMOB’un yapması gereken bütün işleri bu kurum yapar hale geldi. TÜRMOB yetkilerini elinden alan KGK’nun karşısında yalvarır konuma düştü. Bu kurum meslekle ilgili bütün yetkileri eline topladı. Seçimi kazandığımız takdirde bizim en temel mücadelemiz KGK’nın kaldırılması yönünde olacak. Yoksa bu kurum TÜRMOB’u bölen bir hal alacak.

Denetim hizmetlerinin yabancıların hakimiyetine girmesi konusundaki endişeleriniz neler?

Türkiye’de adına 4 büyükler dediğimiz yabancı denetim şirketleri, denetimlerin yüzde 80’ine yakınını yapıyor. Oligopol bir piyasa oluşmuş durumda. En verimli kamu kuruluşlarımızı yabancılar denetliyor. Son yapılan düzenlemeyle de denetlenmeye açılan firmaların yabancı denetim şirketleri tarafından denetlenmesinin önü açıldı. Daha önceden bunu yasaları dolanarak yapıyorlardı. Şimdi meşruiyet kazandılar. Bu yabancı denetim oligopolüne mutlaka son verilmelidir. Ama ne yazık ki oda yönetimlerimiz bunlarla mücadele yerine işbirliğine gitmektedir. Bizim programımızda da var, bu oligopolle mücadele edeceğiz.

Denetçilik hakkımız zaten var

Bir de şu var KGK ile bize denetim hakkı verilmesi gerekmiyor. Çünkü 3568 sayılı meslek yasamızın 2. maddesinde zaten 1989 yılından beri bu hakkımız var. Yapılması gereken elimizden alınmak istenen bu hakkımıza sahip çıkmaktır. Yönetime seçilirsek bu konuda çok ciddi bir mücadele vereceğiz.

Angarya kavramı ve uygulamalarına ilişkin görüşleriniz neler?

Biz yönetime geldiğimiz takdirde kesinlikle angaryaları kaldıracağız. Bunu da bugünkü yöneticilerimiz gibi arzuhalcilik yaparak dilekçelerle talep etmeyeceğiz. Mücadele ederek kaldırtacağız. Mesela geçiçi vergi diye bir vergi söz konusu. Bu vergiyi kamu finansmanı için 3 ayda bir istiyorlar. Türkiye’nin bütçesi fazilere ve rantiyeye ödemeler yapmak zorunda olduğu için, bu tür bir yönteme başvuruyorlar ve bunun beyanı ve hazırlığını biz yapmak zorunda kalıyoruz. Bu uygulama yerine tabana yayılmış adaletli bir vergi sistemi olmalı. Bunun angarya olarak yükünü biz çekiyoruz. Başka bir angarya örneği de Mükellef Bilgileri denilen uygulamadır. Daha bir çok angarya var. Angaryalar yüzünden meslektaşlarımız bürolarından çıkamamaktadır. Maliye, SGK vs. hemen her gün bildirimler istiyorlar. Maliye ve SGK’nun ücretsiz tahakkuk memurları olduk. Ayrıca bunların bedeli de alınamıyor. ‘Bedeli veriliyorsa angarya değildir’ gibi bir anlayış da yanlış. Bedeli ödeniyor diye meslek mensubu her işi yapıyor olmamalıdır. İnsanca yaşamalı, kendimize vakit ayırabilmeliyiz. Zaten Cumartesimiz yok Pazarımız yok. İş yükümüz çok ağır.

Meslek odalarının, mesleğin yanı sıra ülkenin sorunlarına ilişkin de görüş bildirmesi doğru mu?

Bizim meslek odalarımızın ülkenin genelini ilgilendiren konularda fikri olmalı ve sesi çıkmalıdır. Meslek odalarının ülkenin geleceği gibi işte bugün yaşadığımız Atatürk Cumhuriyeti’nin yıkılması noktasında saldırılar varken ve bunun müsebbibi ABD ile AKP iktidarı iken odaların sessiz kalmasının izahı olamaz. Ama bunlar dile getirildiği zaman oda yönetimlerimiz tavır alıyorlar. ‘Burası siyaset yapma yeri değildir’ diyorlar. Ülke söz konusu olduğunda, T.C tabelaları indirilirken, sanki bizim milletimiz birbiriyle kavga ediyormuş gibi PKK terörü ile barış(!) adına akil heyetleri gönderilirken. Biz bu tehlikeleri görüyoruz oda yönetimlerimiz görmüyor. Bu konularda odalarımızın tavır alması lazım. Ülkede bunun örnekleri var İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal var. Bedelini de ödemeyi göze alarak ülke meselelerinde cesurca görüşünü ifade ediyor. Ne yazık ki odalarımızda biz bunu göremiyoruz. Bu ciddi bir eksikliktir. IMF yalanı konusunda, varlık barışı konusunda da sesleri çıkmıyor.

Kurulduğundan beri İSMMMO meslektaşların sorunları konusunda ne çözümler üretti?

İki belirgin iş var; birincisi eğitim, ikincisi ise odalara yapılan hizmet binaları. Bunlar da iyi şeyler ama bunlar dışında yapılan bir şey yok. Yıllardır yapılamayan işler vardır; meslektaşımıza hak ettiği saygınlığı kazandıramadılar. Belki katip olmaktan çıktık ama meslek mensubunun saygınlığı yok ki. Saygınlıktan anladıkları yapılan genel kurullara bakanların, bürokratların gelmesi. Asıl saygınlık ise meslektaşınızın kendi alanında kamuoyunda otorite olmasıdır. Alacağını tahsil edebilmek için ve diğer mesleki ilişkilerde müşterisinin karşısında dik duramayan meslektaşlarımızın ne saygınlığı kalır? Bir sorun da haksız rekabettir. Bu çözülememiştir.

TÜRMOB Başkanı meslektaşın sorunları ile ilgilenmek yerine TOBB Başkanı ve TBMM Başkanıyla il il gezip ne olduğunu bilmediği AKP Anayasa’nın tanıtımını yapmıştır. Biz yönetime geldiğimizde meslektaşlarımızın sorunlarının çözümü noktasında daha etkin, ülke meseleleriyle ilgili de çok daha aktif bir mücadele yürüteceğiz.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.