Ekonomideki çıkmaz nasıl aşılır?

Özetle çözüm nedir? Türkiye için çözüm, Kemalist devrimi tamamlamak, bir milli hükümet kurmak ve milli hükümet programı uygulamak yani kambiyo sınırlamalarını yürürlüğe koymak ithal ikameci ekonomi politikaları yeniden uygulamaya başlamak,...

Ekonomideki çıkmaz nasıl aşılır?
15 Ekim 2014 Çarşamba 04:48

02-manss
Türkiye 2007 yılından beri kriz konuşmaktadır. 2014 yılında ise krizin ne zaman oluşacağı gündeme getirilmiş, tartışmaya açılmıştır. Oysa krizin ne zaman kopacağı gibi bir sorunu tartışmak bizce anlamsızdır. Kriz zaten oluşmuştur. Buna kriz demek de yanlıştır. Bu ekonomideki çıkmadır. Kriz bu çıkmazın aşılmasında bir çaredir. Gelişmiş kapitalist, emperyalist ülkeler 2007 yılında başlayan çıkmazdan kurtulmak için kendi çıkmazlarını gelişmekte olan ülkelere ihraç etmişlerdir. Türkiye, Cumhuriyet’le birlikte başlattığı ve sürdürdüğü, ithal ikameci ekonomik politikayı 1980 yılında 24 Ocak kararları ile bırakmış, çeşitli aşamalar sonucu özellikle 2001 yılından başlayarak serbest piyasa ekonomisini benimsemiş, küreselleşme anlayışı le birlikte emperyalist ülkelerin pazarı olmuştur.
ÇÖZÜM, MİLLİ HÜKÜMET PROGRAMI’NDA
Küreselleşme sevdası sonucunda, kendi kaynakları ile dışarıya on sent ödeme yeteneği kalmamış Türkiye ekonomisi, milli gelirinin yüzde 30’u dolayında ülke dışına ödeme yapmak durumunda ise krizin ne zaman başlayacağı tartışması bizce saçmalıktır. Yaşadığımız, emperyalist ülkelerin Türkiye’yi içine attıkları çıkmazdır. Kriz çıkmazdan kurtulmanın yoludur. İşçi Partisi’nin “Milli Hükümet Programı”nın “Giriş” bölümünde “Türkiye iki yüz yıldır dış ticaret çağının yayılmacı kapitalizmine ve emperyalizme karşı savaşıyor” dendikten sonra Atatürk’ün ithal ikameci ekonomi politikası bu programın temelini oluşturmuştur.
Kriz, ithal ikameci politikaları bırakarak serbest piyasa ekonomisi çıkmazına giren Türk ekonomisini bu çıkmazdan kurtaracak yoldur. Gümrük Birliği’ne girmekle başlayan ve AKP iktidarı ile sürdürülen “Dış ticaret çağının yayılmacı kapitalizmine ve emperyalizme” eklemlenen Türkiye, serbest piyasa ekonomisinin kaçınılmaz sonucu ticaret hadlerinin yarattığı olumsuzlukları yaşamaktadır. Emperyalizmle ekonomik ilişkilerde ticaret hadlerinin emperyalizm için olumlu, gelişmemiş ülkeler için olumsuz sonuç yaratması kaçınılmazdır. Bu olumsuzluğu düzeltmenin bir yolu olarak Türkiye, serbest piyasa ekonomisine eklemlenmeden önceki dönemlerde devalüasyon önlemini kullanmıştır. Ticaret hadlerinin yaratığı olumsuzluğa karşı önlem alınmıyorsa (ki Türkiye’de bunu yaşıyoruz.)Kriz yoluyla ekonomi kendiliğinden çıkmazdan kurtulmayı deneyecektir. Türkiye’de yaşanan, krize izin verilmemesi nedeniyle çıkmazdan çıkılamamasıdır.
TÜKETİMİ KISMA DIŞINDA BİR ÇARE YOK
Emperyalist ülkelerle ticaret bir zorunluluktur. Türkiye 1980 öncesi bu zorunluluğu çok alt düzeyde tutmuş olmasına karşın, ticaret hadlerinden kaynaklanan olumsuzlukları yaşamış ve kurtulmak için devalüasyon aracını kullanmıştır. 2001 yılından başlayarak, aşırı biçimde emperyalizme eklemlenmemiz ve bunun yarattığı olumsuzluklara karşı, herhangi bir önlem almamış olmamız, artık devalüasyonu da çare olmaktan çıkarmıştır. Serbest piyasa ekonomisi ve sıcak para Türkiye’de, tüketimi aşırı artırmıştır.
Türkiye’nin tüketimi kısma dışında çaresi kalmamıştır. Tüketim ya serbest piyasa ekonomisinden vaz geçerek, kambiyo kısıtlamaları ve gerçekçi kur oluşturarak, tüketimi kısacak, ya da kriz sonucu tüketim kendiliğinden kısılmış olacaktır. Çünkü kriz demek, döviz dar boğazına girmek ve dolayısıyla ithal olanaklarının aşırı ölçüde kısıtlanması demektir. İthal olanaklarının aşırı kısıtlanması tüketimi de kısacaktır.  Krizin tüketim kısması nedeniyle Türk ekonomisinin çıkmazı aşması geçici olacaktır. Serbest piyasa ekonomisi bırakılıp, Kemalist devrimin ithal ikameci ekonomi politikalarına geçilmemesi durumunda, yeniden çıkmaza girilmesi kaçınılmazdır.
SICAK PARA GELDİKÇE KRİZ OLMAZ
Ekonomistlerin ve iş adamlarının ekonomik krizin kapıda olduğunu söyledikleri sık sık gündeme geliyor. Özetle Türkiye’nin 2014 yılında yaklaşık 200 milyar dolar ödeme yapması gerektiği, bu ödemeyi yapamayacağı dolayısıyla dolar darboğazı içinde sıkışacağı, ekonominin bunun altında kalkamayacağı belirtiliyor. Bunun gerekçesi olarak bir yandan dış finans kuruluşlarının Türkiye’ye gönderdikleri sıcak para nedeniyle oluşan borçların geri isteneceği, sıcak paranın artık gelmeyeceği diğer yandan cari açığın ulusal gelirin yüzde 8 dolayında olması gösteriliyor.
Önce ulusal gelirin yüzde 8’ine ulaşan cari açık 2014 yılının gerçeği değildir. 2007 yılından beri cari açık ulusal gelirin aklaşık yüzde 8’i oranındadır.  Ödenmesi gereken dış borç 2011 yılında da, 2012 yılında da 2013 yılında da aynı nitelik ve niceliktedir. 2014 yılında ekonomik kriz olacağı ileri sürülürken, 2011 yılında, 2012 yılında, 2013 yılında patlamayan krizin niçin 2014 yılında patlayacağı açıklanmalıdır. 2014 yılında kesin ekonomik kriz olacak savı bilimsel olarak ortaya konmamaktadır. 2011, 2012, 2013 yıllarından 2014 yılının farkının ne olduğunun ortaya konması gerekir.
Diğer yandan;
Bu söylem, finans kapitalin bize himmet ettiği sıcak para gönderdiği, bundan böyle artık göndermeyeceği düşüncesini öne çıkarıyor. Oysa sıcak paraya gereksinim duyduğumuz için sıcak para gönderilmiyor. Finans kapital (Emperyalist ülkelerin para politikalarını siyasi otoriteler değil finans kapital belirler) sıcak para ihraç etmek zorunda olduğu için Türkiye’ye sıcak para geliyor. Sıcak para geldiği sürece de ekonomik kriz beklentisi çok gerçekçi olmuyor.
KRİZ EMPERYALİZMİN ÇIKMAZIDIR
Ekonomik kriz Türkiye’nin değil, emperyalist ülkelerin çıkmazıdır. Son yılların ekonomi politikaları ile emperyalist ülkelerin egemenliği altına sokulmuş ülkemiz ekonomisinin emperyalist ülkelerdeki krizden etkilenmemesi elbette söz konusu değildir. Ancak krizin kaynağı Türkiye değil emperyalist ülkelerdir. Esas kriz tehlikesi emperyalist ülkeler için geçerlidir. Sıcak para emperyalist ülkelerin karşı karşıya oldukları ekonomik krizi öteleme, geciktirme yoludur.
Kapitalist ekonomide üretim tüketime bağlıdır. Tüketim azalırsa üretim daha artan bir hızla azalır. Üretimin azalması tüketimi çok daha azaltır. Bu bir çıkmaz sokaktır. Bu çıkmaz sokak emperyalist ülkelerin, sömürdükleri ülkelerin tüketiminden medet ummalarına yol açar. Sömürmekte oldukları ülkelerin tüketimi artık onlar için yaşamsal önem kazanır. Bunun yolu da sömürülmekte olan ülkelere sıcak para ihraç etmek ve bu ülkelerin tüketimini bu yolla artırmaktır. Emperyalist ülkeler için bu yol da çıkmaz sokaktır. Ancak bu çıkmaz sokağın ne zaman sonuna gelineceğini ben bilmiyorum.
EMPERYALİST SİSTEM TIKANMIŞTIR
Kriz edebiyatı yapan iktisatçılar nedense krizin esas nedenine değinmezler. Kendi krizini çözemeyen ülkelerin Türkiye gibi ülkelere “artık size para göndermeyeceğim, borçlarınızı ödeyin” deme lüksleri yoktur. Bu geciktirmeye çalıştıkları girdabın içine düşmeyi kabullenmeleri demektir. Sıcak paranın kendileri için kağıt ve mürekkepten başka maliyeti de yoktur.
Emperyalist sistem tıkanmıştır. Olay Türkiye’nin borçlarını ödeyebilmesi ya da ödeyememesi değildir. Olay çok daha derindedir. Türkiye’nin borçlarının ödenemez durumda olması üzerinde duran iktisatçılar sorunun özünü dile getirmemektedirler. Ancak emperyalist ülkeler para basarak, gelişmiş ülkelere sıcak para göndermeyi de sonsuza kadar sürdüremezler. Bir yerde para basma çözüm olmaktan çıkacak emperyalist ülkelerde çok yoğun ekonomik bunalım yaşanacaktır. Bir gün olacaktır. Ama ne zaman olacaktır? 2014 de, 2015 de 2020 de mi? Bunu ben bilmiyorum. Emperyalist ülkelerde 2007 de uç veren ekonomik kriz önlenememektedir. Çünkü dönemsel bir kriz değil, yapısal, bünyesel bir kriz yaşanmaktadır.
KRİZDEN ÇIKIŞIN FORMÜLÜ
Özetle çözüm nedir? Türkiye için çözüm, Kemalist devrimi tamamlamak, bir milli hükümet kurmak ve milli hükümet programı uygulamak yani kambiyo sınırlamalarını yürürlüğe koymak ithal ikameci ekonomi politikaları yeniden uygulamaya başlamak, emperyalist ülkelerle ticareti aşırı ölçüde kısıtlamaktır. Köklü çözüm ise, üretim ve ticaret ilişkilerinin kapitalist ve emperyalist niteliğini küresel boyutta değiştirmek, yeni bir ekonomik, sosyal ve siyasi düzen oluşturmaktır. Ancak bunun için, her şeyden önce burjuva kültür ve değerlerinin yerine, gerçek anlamda halkçı kültür ve değerleri yürürlüğe koymak gerekir. Burjuva kültürünün başat niteliği yok edilmeden, kapitalist ve emperyalist anlayışın ekonomik, sosyal, siyasi egemenliği yıkılamaz.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.