Uyumlu Devlet: Çok uluslu Bolivya

Özgür Uyanık

Uyumlu Devlet: Çok uluslu Bolivya
29 Ekim 2014 Çarşamba 02:55

13sayfa-alta-2
Bolivya, iki asır önce Kurtarıcı Bolivar’ın kılıç darbesiyle “yaratılmış” bir ulus. Yani o tarihten önceye dayanan ayrı bir Bolivya ulusundan bahsetmek mümkün değil. Eğer bugün bir Bolivya ulusundan bahsedeceksek bu geçen iki asır boyunca bir avuç beyaz azınlık tarafından zapt edilmiş devlet yönetimi altında yerli halkın ayaklanmalarından doğan çatışmanın ürünüdür. Fakat en çok da Bolivya maden emekçilerinin sınıfsal mücadelesidir. Topraksız köylü kitleleri, politik çatışmada insan gücünü oluşturdular. Onların dağlarda yaşamaya zorlanması da kültürel bir rezerve dönüşmeleri sonucunu doğurdu.
Neoliberalizm zaten zayıf olan devleti bitirip halk ayaklanmaları patlak verince bastırılan her şey gibi onlar da açığa çıktı. Böylece suyu ve gazı fahiş fiyata halka satan batılı şirketlere karşı başlayan isyan, yerli kimliğinin tarihsel hakkını ele almasıyla sonuçlandı. Önceki hafta başkanlık seçimlerini üçüncü kez -ilk turda yüzde 61 oy oranıyla- kazanan Evo Morales 2006’da geniş halk desteğiyle iktidara geldi. Halk rüzgarını arkasına alan Morales yönetiminin 2009’da yaptığı Anayasa’da, Bolivya “Çok Uluslu” bir devlet olarak tanımlandı(Estado Plurinacional de Bolivia). 2006’da yapılan Yerli Halkları Ulusal Kongresi’den alınan bu tanıma göre Bolivya yerli/köken halklar, köylüler ve Avrupa kökenlilerle bunların tümünün karışımından oluşan “uluslar”dı.
(Tanımın bilimselliği ya da söz konusu anayasanın tutarlılığını bir kenara bırakarak pratik sonuçlarını değerlendirmeye çalışıyoruz) Bu tanımla Bolivya 37 resmi dile kavuşmuş oldu. Anayasa her mahkemeye İspanyolcaya ek olarak o bölge dilini kullanma zorunluluğu getirdi. Bu sayede daha önce hiçbir konuda devlet mahkemelerine başvurmayan ve kendi kurallarına göre “adalet” uygulayan yerli toplulukları “düzen adaleti”ni tanıdı (Bu aynı zamanda yargı sisteminin yerli adaletini de tanıyacak şekilde heterojen bir yapıya dönüşmesinin yolunu açtı). Eğitim dili de bölgelere göre belirlendi. Kübalı eğitimcilerin mucizevi “Yo sí puedo” okuma-yazma metodu, nüfusun yarısı tarafından konuşulan Aymara ve Quechua diline uygulandı. Okuma-yazma seferberliğine katılanların ortak dilinin İspanyolca(nüfusun yüzde 90’ı) olmasına karşın metodun bu iki yerli diline de uygulanması katılımı güçlendirdi ve öğrenimi hızlandırdı.
GRANADA OLAYI
Venezuela’nın Atlantik kıyılarına komşu küçük bir ada olan Granada, bundan tam 31 yıl önce çok önemli bir tarihsel olaya sahne olmuştu. Her şey 1979’da Maurice Bishop liderliğindeki New Jewel Hareketi’nin, İngiliz sömürgesi olan bu adada devrimle iktidara geldikten sonra Küba’yla ittifak kurmasıyla başladı. Bishop yönetimi Sovyetler Birliğine yakınlaştı. Ancak Bishop yakın arkadaşları tarafından “yeterince” radikal görülmüyordu. Bu arada, ABD’deki Reagan yönetimi Küba’nın Granada’da inşa ettiği havaalanını kendilerine tehdit olarak gördüğünü açıklamasına rağmen bir şey yapamıyordu. İşte bu sırada Bishop, yardımcısı Bernard Coard tarafından devrildi. Coard, İngiliz Valiyi de tutuklattı ve 19 Ekim 1983 gecesi yoldaşı Maurice Bishop’u kurşuna dizdirdi. ABD, fırsatı kaçırmadan, infazdan altı gün sonra Granada’yı işgal etti. Böylece Granada’daki sosyalist yönetim yıkıldı. Üstelik Coard ve diğer “radikaller” Bishop’u öldürmekten İngiliz hapishanelerinde 25 yıl hapis yattılar.
Özgür Uyanık


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.