Türk-ABD ilişkilerini ‘PYD’ belirleyecek

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Washington Ofisi’nin (SETA-DC) yıllık konferansında, Türk-Amerikan ilişkileri ele alındı. Konuşmacılar, özellikle PYD’nin iki ülke ilişkilerindeki en kritik konu olduğuna dikkati çekti

Türk-ABD ilişkilerini ‘PYD’ belirleyecek
12 Mayıs 2016 Perşembe 11:25

Washington’da yapılan konferansta SETA Genel Koordinatörü Burhaneddin Duran, Arap Baharı’nın Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni sorun alanları açtığına dikkati çekerek, iki ülke arasındaki farklılıklarda PYD’nin çok önemli bir yer tuttuğunu anlattı. Duran, “PYD meselesi Türk-Amerikan ilişkilerindeki en önemli açmazlardan biri. Dolayısıyla Suriye meselesinde iniş çıkışlar kısa vadede devam edecektir. Temel soru PYD otonom bir yapı kurabilecek mi?” ifadelerini kullandı.

TAKTİK MÜTTEFİK, STRATEJİK MÜTTEFİK...
Ulusal Savunma Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ulusal Stratejik Çalışmalar Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Denise Natalie de PYD’nin Türk-Amerikan ilişkilerinin hem bugününü hem de geleceğini derinden etkileyebilecek önemli bir ayrışma noktası olduğunu kaydetti.
“PYD, Türk-Amerikan ilişkilerinin altını oyuyor” diyen Natalie, “Sırf DAEŞ’le mücadele ediyor diye PYD’ye bu kadar destek vermeli miyiz?” sorusunu gündeme getirdi.
“Türkiye ABD’nin stratejik müttefiki, PYD ise taktik müttefikidir” yorumunu yapan Natalie, PYD’nin Rakka’yı alamayacağının artık çok belli olduğunu, bu durumda Washington yönetiminin PYD “yatırımını” yeniden sorgulaması gerektiğini dile getirdi.
Suriye’deki Kürtlerin istedikleri gibi bağımsız bir devlet kurmalarının mümkün olmadığına vurgu yapan Natalie, “Böyle bir durum olsa kim tanıyacak onları? Türkiye mi, İran mı, Irak mı? Sınırları ne olacak ve kiminle olacak?” şeklinde konuştu.

ÜÇ SENARYO
İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Basri Yalçın ise mevcut durumda Türkiye’nin Suriye ile ilgili olarak karşısında üç senaryo olabileceğini anlattı. İlk olarak Türkiye’nin, bugüne kadar genel anlamda olduğu gibi bir şey yapmak için ABD’yi bekleyebileceğini kaydeden Yalçın, “Bu seçenek risksiz ama maliyetli bir seçenek” dedi.
İkincisi senaryoda Türkiye’nin bağımsız olarak Suriye’ye belli ölçüde müdahale edebileceğini dile getiren Yalçın, “Bu da maliyeti görece daha az olsa da riski yüksek bir adım olur” ifadesini kullandı. Üçüncü seçenekte Türkiye’nin Rusya ve İran’a yaklaşabileceğini
kaydetti. Bir soru üzerine Yalçın, “Bu kadar önemli ulusal güvenlik meseleleri ve terör tehdidi varken Türkiye’nin PKK ile tekrar masaya oturmasını yakın zamanda ihtimal dahilinde görmüyorum” şeklinde konuştu.
SETA DC Araştırma Direktörü Kılıç Buğra Kanat da “PYD, Türk-Amerikan ilişkilerine en fazla zarar veren unsur” dedi. “Yeni başkan kim olursa olsun Ortadoğu anlamında net bir politikası olmalı ve bu politikayı bölgedeki müttefiklerine açıkça anlatmalı” değerlendirmesinde bulunan Kanat’a göre, aksi halde Washington yönetimi bölgesel müttefiklerinde mevcut olan kafa karışıklığını gideremeyecek.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.