Obama’nın dış politika akıl hocası Brzezinski: Neden Esad gitsin dedik?

Amerikan dergisi National Interest, 21 Haziran'da ABD Başkanı Barack Obama'nın dış politika akıl hocalarından Zbigniev Brzezinski ile, ABD'nin Suriye politikası üzerine bir röportaj yayımladı. Brzezinski, eski ABD Başkanı...

Obama’nın dış politika akıl hocası Brzezinski: Neden Esad gitsin dedik?
13 Eylül 2013 Cuma 14:21

13brzezinski-carter

Amerikan dergisi National Interest, 21 Haziran'da ABD Başkanı Barack Obama'nın dış politika akıl hocalarından Zbigniev Brzezinski ile, ABD'nin Suriye politikası üzerine bir röportaj yayımladı.

Brzezinski, eski ABD Başkanı Jimmy Carter'in ulusal güvenlik danışmanı olduğu 1979 yılında, "Afganistan'da Sovyetler Birliği'ni CIA'nın yardım ettiği İslamcı mücahitlerle engelleme" planının hazırlayıcısıydı. Bu politikadan CIA'nın desteğiyle El Kaide terör örgütü çıktı. El Kaide'nin kolları, günümüzde Batı'nın siyasi ve askeri desteğiyle Suriye yönetimine karşı savaşıyor.

Özetleyeceğimiz röportajı, Brzezinski'nin görüşlerindeki değişime pararlel olarak, ABD'nin Ortadoğu'da ne kadar güç kaybettiğini ve ayrıca kendi içeride Suriye sorunu dolayısıyla ne kadar parçalandığını gösteriyor.

- Batı'nın "büyük bir propaganda" yaptığını söylüyorsunuz. Obama, statükoya karşı koyacakmıyacak kadar zayıf olduğu için mi Suriye'ye bulaştı?

Görülüyor ki Obama'nın elinde çok zor bir sorun var ve bunun müphem bir yönü de var. Zamanlamayı bir düşün. 2011 sonlarına doğru kuraklık ve Ortadoğu'nun iki mutlakiyet rejimi Katar ve Saudi Arabistan tarafından kışkırtmayla Suriye'de ayaklanmalar çıktı. Birdenbire Beşar Esad'ın gitmesi gerektiğini söyledi Obama, ama hiçbir gerçek hazırlık yapmadan. Burada seçim yılıyken. 24 Mart tarihli New York Times gazetesinde çıkan çok önemli bir habere göre, General David Petraeus idaresindeki CIA, Katar ve Suudilerle büyük bir proje yapıp, bir şekilde buna Türkleri de bağladı. Bu stratejik bir duruş muydu?

Biz niye birdenbire Suriye'nin destabilize edilmesini ve hükümetini devirmek istedik? Bu hiç Amerikan halkına anlatılmış mıydı? 2012'nin sonlarına doğru savaş kısmen ayaklanmacıların aleyhine döndü. Ve artık açıkça ortaya çıktı ki ayaklananların hepsi "demokratik" değiller. Bunun üzerine tüm politika tekrar gözden geçirilir. Düşünceme göre, bütün bunların açıklık kazanması gerekir ki, ABD politikasının amacının ne olduğunu daha iyi anlayalım.

- Tarihi olarak sık sık ayaklamaları destekleriz; örneğin Nikaragua, Afganistan ve Angola. Neocon (yeni muhafazakâr) veya liberal şahinlerdenseniz, "Diktatörleri devirmek için yapıyoruz. İnsani sebeplerden müdahale niye yanlış olsun" dersiniz.

İlke olarak bunun gerekçe olmasında hiçbir sorun yok. Ama önce bütün riskleri ölçüp biçmek gerekli.

Suriye'de sorun bence destabilisazyon ve çevreye yayılması ihtimalının büyük olması. Açıkça belirtirsek Ürdün, Lübnan ve Irak'ın durumunun hassaslığından dolayı, daha büyük bir Sunni-Şii bölücü savaşının çıkması ve bizimle İran arasında daha da büyük bir çarpışmanın çıkması. Düşünceme göre, çok yüksek riskli bir durum ve ne olacağını tahmin etmek de zor. ABD'nin gücüyle sorunun yalnız Suriye ile kısıtlı tutulması çok zor.

- Irak'a girerken yeni muhafazakârların rüyası, Ortadoğu'da domino gibi birbiri ardına bir çok rejimin devrilmesi idi. Yoksa bu korkunç istek yaşama mı geçiyor?

Bugün bölgenin tümü Irak'ın işgal edildiği zamandan daha da istikrarsız. Belki de görüşleri, "İsrael'in stratejisi, bütün en iyi komşularının destabilize olmasına bağlıdır" diyen İsrail sağcıları tarafından bulandırılmış olabilir. Ama benim düşünceme göre, bu İsrail için uzun dönemde bir felaket olur. Çünkü yan etkisi bölgede ABD'nin etkisinin yok olması demektir ve İsrail de sonunda yalmız kalacaktır. Bu, zannetmiyorum ki İsrail için iyi olsun. Zaten benim için önemli olan Amerikan milli çıkarları ve bizim için de iyi olmaz.

- Bir röportajda uluslararası bir konferans önerdiniz. ABD hâlâ acil olarak Çin, Rusya ve diğer güçleri zorlayıp bu içsavaşa barışçıl bir çözüm bulmalı mı?

Bence yalnız Ruslarla gürüşürsek, ki yapılabileceğine inanıyorum, çünkü onlar kısmen işin içinde. Biz yalnız bölgenin Fransa ve İngiltere gibi eski sömürgeci güçlerine güvenirsek, bölgede onlardan gerçekten nefret edildiği için başarı şansımız azalır. Ama Çin, Hindistan ve Japonya'yı da dahil edersek şansımız artar. Çünkü onların da Ortadoğu'da istikrara gereksinimleri var. Bütün bu ülkelerin katkısıyla kimsenin en kazançlı çıkmadığı yüzeysel bir uzlaşma sağlanır. Bir yıldan beri uluslararası denetim altında bir seçim öneriyorum. Suriye'de isteyen katılır ve böylece Esad'a çıkar yol bulunur. Gelecek yıla kadar yönetir ve bir daha da seçime katılmaz.

- Obama, Suriyeli ayaklanmacılara silah göndermeye pek hevesli değil. Onu için bu konuda açıklamayı Ben Rhodes'a yaptırdı. Bu zemin sizce ne kadar kaygan? Sizce gitgide daha büyük bir Amerikan müdahalesine mi yaklaşıyoruz?

Korkarım yetersiz kalacak bir Amerikan müdahalesine doğru gidiyoruz. Bu daha da kötü olacak. Bazı şartlarda müdahale en iyisi değil, ama aynı zamanda en kötü sonuç da değil. Ama siz en güçsüz Esad'a karşıt gruplara yardımı artırmaktan söz ediyorsunuz. En iyi durumda bile bizim güvenirliğimiz yitirilir. En kötü durumda da bize düşman gruplar kazanır ki, onlar bize Esad'ın hiçbir zaman olmadığı kadar düşmanlar. Hâlâ anlamış değilim, niye 2011 veya 2012 yılında Esad gitsin diye ani bir karar verdik?

- Amerikan gücünün azalmasıyla bölgede daha büyük bir kargaşa çıkarsa, sizce İsrail'in kazançlarını sağlama alması mümkün olur mu? Hatta daha da ileri gider mi, Ürdün de karışırsa?

Denilebilir ki, ilk önce büyük bir olasılıkla İsrail kalesini daha da büyütür, çünkü önlerine kimse duramaz. Ama değişik birçok halktan çok fazla kan dökülür ve İsrael'de oldukça ciddi kayıplar verir. Ama sağcılar bunu hayatta kalmanın bedeli olarak görürler.

Uzun dönemde böyle düşman bir bölge, nükleer güç olan İsrail tarafından bile kontrol edilemez. Savaşların bize yaptığının küçük çaplısını İsrael'e yapar. Kırılır, yorulur, tükenir, demoralize olur, ülkeden dışarıya beyin göçü başlar ve şu anda göremeyeceğimiz felaketler olur. O zamana kadar kim ne yapar bilinmez. İran kapı komşuları sayılır. Nükleer güç olabilir. Diyelim ki İsrail imha etti. Ya Pakistan ve diğerleri? Güçlü ve hedefleri olan bir ülke de olsanız, bütün bir bölgeyi yalnız altı milyon nüfusla kontrolünüz altında tutacağınız düşüncesi sadece çılgın bir hayaldir.

MUSTAFA MERSİNOĞLU / LONDRA


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.