Nükleer müzakerelerde Batı’ya karşı İran ağırlığı

ABD ve Avrupa ülkelerinin İran’ın Nükleer çalışmalarını engelleyerek İran’ın Ortadoğu’daki etkinliğini bitirmeye çalışmaları son dönemde yapılan müzakereler bağlamında suya düşmüş görünüyor

Nükleer müzakerelerde Batı’ya karşı İran ağırlığı
24 Kasım 2014 Pazartesi 01:09

20manset

Atlas Sineması’nda temizlikçilikle başladı. Türk sinemasına giriş o giriş... Makinist, sesçi, ışıkçı, figüran derken set amiri... Film setlerinden biriktirdiği objeler, Türk sinemasının tarihine de ışık tutuyor... Dile kolay 60 yıl, 677 film

Selahattin Geçgel, Türk sinemasının 60 yıllık emektarı... Adı bilinmeyen kahramanlardan. Nam-ı diğer Godzilla Selahattin... Şu sıralar, Çukurcuma’da açılan sergisinde sinemaseverleri ağırlıyor. Meslek hayatı boyunca biriktirdiği eşyalar, yalnızca Geçgel’in anılarını değil Türk sinemasının 60 yıllık tarihini de anlatıyor.
Studios Çukurcuma’nın önüne gelince binanın önündeki pala bıyıklı amcayı fark ediyoruz, o da bizi. Önce gülümseyen gözleriyle ve ardından sesiyle bizi içeriye davet ediyor. “Buyrun, girin, gezin” diyor.
SERGİDE NELER VAR?
Dile kolay 677 film. Godzilla Selahattin yalnızca set amiri değil, iyi bir koleksiyoncu da. Çalıştığı 60 yıl boyunca eline geçenleri özenle toplamış, biriktirmiş, korumuş. Set arkasında çekilmiş binlerce fotoğraf, film afişi, kendi eliyle yaptığı ilk sis makinası, Susuz Yaz filminde kullanılan balta, Selamsız Bandosu’nda kullanılan saat, müzelik set amiri çantası, Hülya Koçyiğitin bebeği, Yılmaz Güney’in sette unuttuğu sigara, daha neler neler...
YEŞİLÇAM’A GİRİŞ
Selahattin Geçgel, 1950’lerde Tokat’tan İstanbul’a gelmiş... Parasız, pulsuz... Gerisini Selahattin Geçgel’den dinliyoruz. “İş yok güç yok... Elimde sigara püfür püfür içip geziyorum. Birgün Kurtuluş’ta yeni Atlas Sineması’nın önünden geçerken bir ilan gördüm. Temizlikçi aranıyor, girdim sordum. ‘Yapabilir misin?’ dediler. ‘Tabi yaparım ‘ dedim. Giriştim her tarafı sildim süpürdüm pırıl pırıl ettim.”
Türk sinemasına giriş o giriş... Oradan makinistliğe, sesçi, ışıkçı, figüran derken set amiri... Sinemaya katkıları da var. “İlk sis makinasını ben yaptım”... Bir yandan anlatıyor bir yandan da gösteriyor. Bir veciz sözü var “Şimdiki imkanlar bizde olsaydı biz aya çıkardık.”
Peki “Godzilla” lakabı nereden geliyor? Godzilla filminin oynadığı yıllar. Birgün çekim yapılacak. Kadrajda bir minibüs, çekime engel oluyor. Minibüsün sahibi aranıyor, bulunamıyor. Selahattin Geçgel, minübüsün altına yatıyor yavaş yavaş minübüsü oynatarak oradan çıkarıyor. Bunu gören Metin Erksan “Godzilla mısın mübarek” diyor. Adı Godzilla oluveriyor.
LAKABININ ASLI
Serginin bir amacı daha var. Türk sinemasının 60 yıllık çınarı emekli maaşıyla kirada yaşıyor. Sergiyi emeği geçenler diyor ki, “Bu sergideki üç obje dışındaki herşeyi satıp kendisine bir ev almak istiyoruz”. Satılmayacak üç obje ise, setlerde oyunculardan aldığı küçük objelerle kendisine yaptığı kolye, Altın Portakal Film Festivali’nde aldığı emek ödülü, Metin Erksan’ın armağını Deniz Gezmiş’in avukatlarının hazırlamış olduğu “Görüşme Talebi Dilekçesi”...

Murat Metin


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.