NATO egemenliğimizi sınırlıyor

‘Düşünmek istemediğimiz senaryo var: Almanya’dan,...

NATO egemenliğimizi sınırlıyor
25 Ağustos 2014 Pazartesi 01:29

12-almanya-rop-1

‘Düşünmek istemediğimiz senaryo var: Almanya’dan, NATO’dan, iki veya üç taraftan Ukrayna’da atom bombası kullanılması bir korku senaryosudur. Bu senaryonun olmaması için her şeyi yapmalıyız’

- ABD güvenlik teşkilatı NSA, Başbakan Angela Merkel’i dinledi. Ekonomik çıkarlar için şirket yönetcileri dahi dinlendi. Alman halkının dinlemeler nedeniyle ABD’ye karşı artan kuşkularını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunu muhataplarımıza her seferinde söyledik. Eğer bu tür gizli bilgiler ekonomiden, sanayi kuruluşlarından toplanıyorsa, o zaman bu bilgiler kendi sanayi kuruluşlarına da verilir. Örneğin Başbakan Merkel’in veya hükümetin dinlenilmesiyle Alman hükümetinin görüşmelerde izleyeceği yol, pazarlık çizgisi, nerelerde taviz verebileceği önceden biliniyor demektir. Bu, inanılmaz bir avantajdır. Ve buradan da dinlemelerin asıl amacının terörizmi önlemek olmadığını anlıyoruz.

IRAK SAVAŞI BİR HATAYDI

- Bush yönetiminin Irak savaşını eleştiren Henry Kissinger, ‘ABD olarak, Soğuk Savaş’ta önlemeye çalıştığımız Rusya-Almanya-Fransa ittifakını kendi elimizle yaratıyoruz’ diyordu. Kissinger’in sözünü ettiği ittifakın oluşması, Almanya’daki sistematik dinlemeleri meşru kılabilir mi?

Kesinlikle hayır! Irak Savaşı günümüzde ABD Başkanı tarafından dahi büyük bir hata olarak değerlendiriliyor. Halen devam etmekte olan Irak Savaşı’nın bir yalana dayandığını artık herkes biliyor. Saddam’ın başına bu çorabın örülmesi, Irak’a karşı halen yürütülmekte olan savaşın o zamanki uyduruk gerekçesi (kitle imha silahları yalanı), Almanya’da görev yapan bir ajan tarafından ABD’ye aktarılmıştı.

Sadece Vietnam Savaşı değil, Irak Savaşı da, ABD’nin savaş politikalarının haklı olarak sürekli neden sorgulanması gerektiğinin çarpıcı bir örneğidir. Almanya, Fransa ve Rusya’nın Irak Savaşı öncesi BM’de ortak hareket etmeleri haklı gerekçelere, ABD’nin büyük hatasına dayanıyordu. Vahim hatalar gördüler. Ve ABD halen Irak Savaşı’ndan gereken dersleri almamıştır. Libya örneğinde de olduğu gibi, ABD’nin silahlara sarılması, askeri müdahaleler yapılması çözüm getirmiyor.

- ABD’de sosyal demokrat hükümetler iktidara geldi. Ancak NSA konusunda pek fazla değişen bir şey olmadı...

Evet, ABD’de hükümetler değişiyor, sadece yöneticileri değil, renkleri de değişiyor. Ama istihbarat birimlerinin gücü azalmadığı gibi, tam tersi daha da artıyor. NSA’nın bütçesi 2001/02 yıllarında tahmin edilemeyecek ölçülerde artmıştır. Sonuçta askeri istihbarat merkezinin iktidarının daha da arttığını gözlemliyoruz. ABD Kongresi’ndeki vekillerin dahi dinlenildiklerini biliyoruz, ki milletvekillerinin kendi istihbarat servislerini kontrol etmeleri gerekiyor. Bu, çok büyük bir tehlike. ABD’deki istihbarat birimleri devasa bir güç odağına dönüştüler.

- Ocak ayındaki söyleşimizde Almanya Meclisi tarafından kurulan NSA Araştırma Komisyonu’nun Almanya’daki ABD üslerini ve Almanya’dan ABD’nin uçurduğu insansız hava araçlarını (İHA) da soruşturacağını söylemiştiniz. İlerleme oldu mu?

Evet, özellikle Yeşiller olarak bu görevin komisyonun gündeminde olmasını çok önemsedik. Alman Meclisi’nde bütün vekillerin oybirliği ile aldığı kararda da bu vardır. Şunu tespit etmekle görevlendirildik: Alman topraklarından ABD’nin ne ölçülerde İHA saldırılarını, örneğin Yemen’de, diğer Afrika ülkelerinde gerçekleştirdiğini araştırıyoruz. Ramstein’dan, Stuttgart’daki Africom’dan yapılan İHA saldırılarını mercek altına alıyoruz. Meclis Araştırma Komisyonu’nda önümüzdeki iki yılda bu işi çözmemiz gerekiyor. Bu görevin de sorumluluklarımızın arasında yer almasından dolayı büyük şaşkınlık ve memnuniyet duyuyorum. Çünkü şu da denilebilirdi: “Biz sadece NSA’nın Almanya’da elde ettiği dinleme kayıtlarından neler yaptığını bilmek istiyoruz”. Ancak gelinen aşamada şunu da ortaya çıkarmak istiyoruz: Alman topraklarından yönlendirilen katil İHA’ların bütün dünyada, özellikle Kuzey Afrika’da, Somali’de neler yaptığını, NSA desteğiyle neler yaptığını, saldırılarda Almanya’daki ABD üslerinin ne rol oynadığını ortaya çıkarmak istiyoruz.

- Dinlemeler dahil olmak üzere Almanya’daki ABD üsleri, nükleer silahları ikili anlaşmalarla güvence altındadır deniliyor. “İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD ile Almanya arasında, işgal yıllarında yapılan anlaşmalar var” deniliyor...

Evet doğrudur. O dönem, savaştan sonra galip devletlerin Batı Almanya üzerinde büyük etkisi olduğu bir gerçektir. Oluşmakta olan Federal Almanya Cumhuriyeti ve söz konusu Alman hükümetleri ile Batılı galip devletler arasında anlaşmalar yapıldı. Bu anlaşmaların bazıları geçen yaz kaldırıldı. Bazı anlaşmalar hâlâ yürürlükte ve orada şunlar yazılıdır: “NSA’nın ve ABD birimlerinin, Alman yasalarına riayet etmeleri gerekiyor.” Bunu yapmadıkları ortada. Örneğin Alman Başbakanı’nın mobil telefonunun dinlenilmesine Alman yasaları olanak tanımıyor. Evet, bu tür anlaşmalar vardır. Bu anlaşmaların tamamını Araştırma Komisyonu’nda inceleyeceğiz. Anlaşmalara tek tek bakacağız; nelerin değiştirilmesi gerektiğine, nelerin tamamen iptal edilmesi gerektiğine karar vereceğiz.

NATO, EGEMENLİĞİMİZİ KISITLIYOR

- NATO üyeliğinden kaynaklanan anlaşmalar olduğunu biliyoruz. Örneğin Türkiye’de de gölge hükümetler kurularak, sözde komünizimle mücadele adı altında uygulamalar oldu. ABD’nin denetiminde olan NATO’nun işlevi nedir?

NATO’ya üye ülkelerin egemenliklerinin kısıtlandığı bir gerçektir. Bunu en iyi nükleer silahlar örneğinde görebiliyoruz. Almanya’da atom bombaları konuşlanmıştır. Alman Hava Kuvvetleri’nde de kısmen nükleer silah taşıma kapasitesine sahip uçaklar vardır. Ancak Almanya’daki nükleer silahların denetimi, komutası ABD’ye aittir.

Almanya’daki son durum şudur: Bırakınız nükleer silahların ABD’ye geri gönderilmesini, ABD’nin Almanya’daki nükleer silahları yeni modelleriyle değiştiriliyor. Bu, çok büyük bir siyasi hatadır. Alman topraklarından nükleer silah kullanımının mümkün olmaması gerekiyor. Soğuk Savaş yıllarında da buna karşıydık. Şimdi daha çok karşıyız. Düşünmek dahi istemediğimiz bir korku senaryosu var: Almanya’dan, NATO’dan, birçok taraftan, iki veya üç taraftan Ukrayna’da atom bombasının kullanılması bir korku senaryosudur. Bu senaryonun hiçbir zaman gerçek olmaması için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.

ALMAN HALKI ÖFKELİ

- Hükümetin NSA konusundaki politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Merkel Hükümeti’nin ABD karşıtı görünmekten çekindiği söyleniyor...

Alman Hükümeti, NSA ve ABD karşısında kendisini aşağıda konumlandırarak, Amerikalılara doğru soruları yöneltmekten aciz. Söz konusu soruların yanıtlanmasında ısrarcı olması gerekirken yapmıyor. Herhalde burada taraflar arasında ast-üst ilişkisi söz konusu. Biz, bunu anlamakta zorlanıyoruz. O nedenle Glenn Greenwald (Edward Snowden ile birlikte NSA dinleme faaliyetlerini ifşa eden İngiliz gazeteci) haklı olarak, Alman Hükümeti ve NSA Araştırma Komsiyonu üyelerinin büyük çoğunluğunun gerçeklerin ortaya çıkartılmasından çekindiklerini söyledi. Eğer öyle olmasaydı, Snowden’in Almanya’ya gelerek, komisyonumuzda günlerce, haftalarca ifade vermesini sağlarlardı. Bunu istemiyorlar. Bunu engellemek istiyorlar. Biz, Yeşiller Partisi olarak bu konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşımaya çalışıyoruz.

- Alman Hükümeti’nin birkaç hafta önce Alman birimlerinde iki CİA ajanının görev yapması karşısında izlediği siyaseti nasıl değerlendiriyorsunuz?

Almanya’da, Alman halkında bu olay karşısında öyle büyük bir öfke oluştu ki, Alman Hükümeti CIA adına Almanya’da görev yapan üst düzey bir görevlinin ülkeyi terk etmesi için sembolik bir girişimde bulundu. Şunu unutmamalıyız; Almanya’da ABD adına görev yapan çift taraflı ajan, Almanya’da tutuklu olarak yargılanıyor. Eğer bu kişi suçlu bulunursa, ağır hapis cezasına çarptırılacaktır. Ancak sadece bu kişi değil, ona bu görevi verenler, ona para verenler, destek olanlar da suçlu konumunda olacaklar. Bu kişiden söz konusu belgeleri alanlar da suçlu durumda olacaklardır.

- Teşekkür ederiz.

Beyhan Yıldırım


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.