IŞİD’in asıl kurucusu Kral Abdullah’ın babası...

‘Kumlar Kralı’ filmi IŞİD, El Kaide ve El Nusra’nın köklerini anlatıyor ve Osmanlı İmparatorluğu’nu Ortadoğu’da bitirmek için Suud ailesinin İngilizlerle birlikte bu terörü nasıl kullandığını ortaya koyuyor

IŞİD’in asıl kurucusu Kral Abdullah’ın babası...
26 Ocak 2015 Pazartesi 12:58

Şafak Terzi
Necdet Anzur, Suriye sinemasının önde gelen yönetmenlerinden. Sayısız ödülün sahibi, uluslararası saygınlığı olan bir sanatçı. Anzur ile çektiği “Kumlar Kralı (King of the Sands)” filmi hakkında konuştuk. 91 yaşındaki Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz’in 23 Ocak’ta yaşamını yitirmesi üzerine “Kumlar Kralı” filmi yeniden gündeme geldi. Film, ölen Suudi kralın babası, Suudi hanedanlığının kurucusu ve ilk kralı Abdülaziz El Suud’un hayatını anlatıyor. “Kumlar Kralı” filmi dünyada büyük yankı uyandırmıştı ve Suudi Arabistan müftüsü Adnan El-Ayez, filmin yönetmeni Necdet Anzur’un “katline fetva” vermişti. Suudi hükümeti, İngiltere’deki bir avukatlık bürosu üzerinden Necdet Anzur’u tehdit ederek, film gösterimini durdurması gerektiğini belirtmişti.
“Kumlar Kralı” filmi, Suudi kaynaklı kanlı terör Suriye’yi kasıp kavururken çekildi ve Suudi hanedanlığının kuruluşundan itibaren terörle olan ilişkilerini masaya yatırmayı amaçladı. Film, İngiliz imparatorluğunun bölgeyi işgal edebilmek için 23 Ocak’ta vefat eden Suudi kralın babası Abdülaziz ile nasıl işbirliği yaptığını ve Osmanlı’ya karşı saldırı başlattığını anlatıyor.
Abdülaziz’in, Osmanlı ordusuna ve o dönem Riyad’ı yöneten İbni Reşid’e karşı İngilizlerle birlikte bir Vahhabi dini terör grubu olan İhvan hareketini kurduklarını ortaya koyuyor. Bunun karşılığında Suud ailesinin gasp ettiği topraklar İngiliz Hükümeti’nin güvencesi altına alınıyor ve 16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ve Fransa arasında, Osmanlı Devleti’nin Ortadoğu topraklarının paylaşılmasını öngören gizli Sykes-Picot Anlaşması yapılıyor.
İhvan adlı silahlı Vahhabi hareket bugünkü IŞİD ve El Nusra benzeri tekfirci terör gruplarının temellerini oluşturuyor. Dolayısıyla “Kumlar Kralı” filmi aslında bugün dünyayı saran cihatçı terörün tarihini ve emperyalist köklerini anlatıyor.
‘TÜRKLER DAHA İYİ KAVRAR’
- Filminizi Türk halkına anlatabilir misiniz, filmin hikayesi nedir?
“Kumlar Kralı” filminin Türkiye’de seyirciyle kucaklaşması için önünde hiçbir engel yok. Çünkü Türk seyirciler filmi Batılı izleyicilerden daha iyi anlayabilir. Çünkü filmde bahsettiğimiz Suudi sistemi kavramından Türkler de etkileniyor...
- Bu filmi yapmaya nasıl karar verdiniz?
Bu film uzun bir dram sahnesinin doruk noktası gibi. Çalışmam 10 yıldır yaptığım birçok televizyon dizisiyle başladı, kazara veya bir anda ortaya çıkmadı.
Bir yönetmen olarak kariyer yolculuğum boyunca, İslam toplumuna, onun kökleri ve kaynaklarına davetsiz bir şekilde dahil olan, egzotik ve garip düşüncelerin, kavramların geliştirildiği bu fenomen hakkında araştırmalar yaptım.
Fanatik Vahhabi düşüncesi, bu doku bozulmasının başladığı, geliştiği ve “Vahhabi” adı altında ve diğer isimlerle, farklı siyasal duruşlar yoluyla dünyaya ilan edildiği zemindir.
‘TEHDİTLERE HAZIRDIM’
- Tehdit bekliyor muydunuz?
İlk andan itibaren tehditleri bekliyordum, zaten adeta üzerime yağdılar. Ben de, her Suriye vatandaşı gibi bu fanatik Vahhabi düşüncesinden gelen günlük tehdit ve tehlikelere maruz kaldım. Vahhabi düşüncesinin istediği; mezhepler, doktrinler ve etnisiteler arasında yüzyıllardır var olan birlikteliği yok etmek ve güzel olan toplumsal ve insani dokuyu, onların birleşimini parçalamak ve un ufak etmek.
- Çekimler sırasında ve bittikten sonra hangi engellemeler ve müdahalelerle karşı karşıya kaldınız?
Filmin yapım aşamasında herhangi bir engelleme olmadı çünkü güvenilir bir ekiple, son derece gizlilik içinde çalıştık, hepimiz konunun hassasiyetinin farkındaydık.
Filmin ilanı ve tanıtımı için Londra’da 18 Nisan 2012’de yaptığımız basın toplantısının ardından yazılı, görsel basında ve sosyal medyada benim itibarımı zedeleme ve filmi önemsiz gösterme amacıyla bir kampanya başlatıldı.
- IMF’nin sizi Libya’dan para almakla suçladığı söylentileri dolaşıyor. Bu konunun aslı nedir?
IMF ile ilgili olan meseleyi duymadım. Ancak yıllar önce, Libya lideri Kaddafi benden İtalya’nın Libya’yı işgali ile ilgili bir film çekmemi rica etti. Bu tarihsel ve dramatik film üzerinde 2 yıldan fazla çalıştık ve filmin bir bölümünü çekebildik.
Sonra filmi birden durdurdular çünkü Kaddafi ve İtalya bir uzlaşma yapmıştı. Bazı insanlar da bu meseleyi benim itibarımı lekelemek için kullandılar.
- Suudi yönetiminin Suriye yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? 
ABD ve Türkiye, Suriye krizinin bütün bölgeyi etkileyeceğini kavradıktan sonra, normal tepki olarak meseleye akıllıca yaklaşıp krizin çözümüne yönelik müdahil olmaya yöneleceklerdi zaten. Ancak hâlâ kılıcın iktidarına inanan Suudi rejiminin “çılgın” politikacıları terör üretmeye ve ihraç etmeye devam ediyor. Eğer hedeflerine ulaşabilirlerse -ki böyle bir şey olmayacak- insan davranışlarını ve değerlerini, hatta tarihi toptan silmek isteyeceklerine eminim.
'TÜRKİYE VE SURİYE HALKI BİRLİKTE DEVAM EDECEK'
“Türk halkı, aynı Suriye halkı gibi değerlere ve ilkelere sahip ve uygarlığın yok edilmesi siyasetlerine karşı çıkıyor. Çünkü terör ülke sınırlarında saplanıp kalmaz ve toplumların dokusunu bozan bulaşıcı kötü niyetli hastalık gibi yayılır. Aydınlar ve sanatçıların bu fanatizme ve teröre karşı, sinema, tiyatro, televizyon ve edebiyat üzerinden savaşmak için yollar bulmaları, ciddi ve sağlam temelleri olan bir ideoloji kurmaları gerekiyor. Bu kriz sona erdikten sonra, Türk halkı ile Suriye halkı arasında birlikte var olmak ve işbirliği yapmak konusunda bir engel kalmayacak.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.