Avrupa’da ayrılıkçılık ve bağımsızlıkçılık rüzgarı

Ali Rıza Taşdelen

Avrupa’da ayrılıkçılık ve bağımsızlıkçılık rüzgarı
14 Eylül 2014 Pazar 04:57

13Scotland-and-Europe-KAYNAK-europe
AVRUPA ayrılıkçı ve bağımsızlıkçı hareketlerin giderek ivme kazanacağı bir sürece giriyor.
İskoçya Birleşik Krallık’tan ayrılarak bağımsız bir devlet olmak istiyor. 18 Eylül 2014’te bağımsızlık referandumu var. Yapılan son anketlerde “Evet” ve “Hayır”cıların başbaşa gittiği belirtiliyor.
Eğer İskoçya’da “Evet”ciler kazanırsa, Avrupa’nın Balkanlaşmasının kapısının açılacağı tespitleri yapılıyor.
İspanya’nın Katalanya bölgesi sıraya girdi bile! Yüzbinler Barselona sokaklarında bağımsızlık için yürüdü. Katalonya parlamentosu 9 Kasım’da halka bağımsızlıkla ilgili görüşünü sormaya yönelik bir referandum düzenleme kararı aldı.
Belçika’da Valonlar ve Flamanlar ayrılmak istiyor, İtalya’nın kuzeyi (Padania) güneyden kopmak istiyor. Ve Fransa’da Alsace, Bask, Breton, Katalan ve Korsika bölgelerinde yıllardır süren ayrılıkçı ve bağımsızlıkçı hareketler son gelişmeleri sevinçle karşıladılar.
İskoçya’nın bağımsızlık referandumunun sonucu ne olursa olsun ekonomik krizle boğuşan Avrupa Birliği (AB) yepyeni bir krizle karşıkarşıya gelecek. Avrupa’nın ulus devletlerinin etnik ve bölgesel temelde ayrışmasının yolu açılacak.
Yaşlı kıtadaki bu süreç, genelde ABD emperyalizminin ulus devletleri parçalamayı hedefleyen küreselleşme politikası ve özelde AB’nin üye ülkelerin ulusal egemenliklerini yok etme projesinin bir sonucudur. Avrupa ikiz sözleşmeleri diye bilinen “Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Sözleşmesi” ve “Avrupa Konseyi Ulusal Azınlıkların Korunması Çerçeve Sözleşmesi”, ayrıca  “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı” gibi etnik ve bölgesel ayrışmanın yolunu açan AB politikaları bu süreci körüklemiştir.
Ulusal egemenlik haklarını Brüksel’e devreden AB ülkelerinde ortaya çıkan kimlik ve kültürel sorunlar “ulusalcı” akımların güçlenmesine yol açtı. 2014 Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sonuçları bu gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur.
Başından beri AB oluşum süreci içinde iki farklı proje karşı karşıya gelmiştir: Birincisi, Fransa’nın başını çektiği “Ulus-devletlerin Birleşik Avrupası” İkincisi, ABD’nin de desteklediği Almanya’nın “Etnik ve bölgesel temele dayanan Federal Avrupa”.
Almanya’nın Federal Avrupa planı tıkır tıkır işlerken, Almanya karşısında ekonomik ve politik gücünü giderek yitiren Fransa Almanya’nın dayatmalarına günden güne daha çok boyun eğiyor.
Ülkesinde azınlıkları tanımayan ve merkezi bir yapıya sahip Fransa’da ulus-devlet yapısını korumada De Gaulle’cü kesim daha kararlı bir tavır sergilerken sosyal demokratlar her fırsatta devletin merkezi yapısında gedikler açmıştır.
1981’de Mitterrad ile başlayan ve bugün Holland ile devam eden adem-i merkeziyetçi, yerinden yönetim (décentralisation) adı altında bir takım yetkilerin bölgelere devredilmesi sağlanarak merkezi yönetim zayıflatılmıştır.
Ali Rıza Taşdelen


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.