AB üyesi olmamanın avantajı: Türk Akımı

Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği (IAEE) Seçilmiş Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Rusya’nın önerdiği Türk Akımı projesinin Türkiye’yi enerjide merkez haline getirecek bir girişim olarak değerlendirdi. Kumbaroğlu, enerji alanında Türk-Rus yakınlaşmasının Türkiye açısından büyük önem taşıdığını kaydetti

AB üyesi olmamanın avantajı: Türk Akımı
04 Ocak 2015 Pazar 17:00

Füsun İkikardeş

Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeliğinin yanısıra, enerji ve bilim dünyasının yakından tanıdığı, saydığı bir isim. Dünyada ve ülkemizde kazandığı pek çok ödül ve unvana son olarak Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği Seçilmiş Başkanlığı eklendi. Diğerler ödülleri arasında 2003 yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Vakfı’ndan 8 kez aldığı Akademik Teşvik Ödülü ile Çin Bilimler Akademisi’nce verilen “Yabancı Konuk Profesör” ödülü, ICCI kapsamında Türkiye’de ilk kez verilmeye başlanan Enerji Oscar ödülü de  yer alıyor.

STRATEJİK ÖNEMİ ARTACAK

Kumbaroğlu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in geçen yıl Aralık ayında Türkiye ziyaretinde açıkladığı ve kamuoyuna “Türk Akımı” olarak yansıyan yeni enerji projesinin ekonomik ve siyasal etkilerini Aydınlık’a anlattı. Söz konusu ziyaretinde Putin, Avrupa’ya doğalgaz taşıyacak Güney Akım projesini iptal ettiklerini, buna seçenek olarak Türkiye’ye doğalgaz sevk edecek yeni bir boru hattı inşa edileceğini duyurmuştu.

- Türk Akımı projesini savunuyorsunuz, başlıca gerekçeniz nedir? Türkiye’ye en büyük faydası ne olacaktır?

Daha önceki boru hattı projelerinden farklı olarak bu proje bir transit geçiş projesi değil. Çok önemli bir ayrıntı var: Türk Akımı projesinin bitiş noktasının Türkiye olması öngörülüyor. Ondan sonra Türkiye’de oluşturulacak bir dağıtım merkezi üzerinden gazın Avrupa’ya taşınması hedefleniyor. Bu haliyle proje Türkiye için aslında bir Enerji Terminali projesi. Türkiye’ye stratejik önem kazandıran yeni bir vizyon sunuyor.

Bu proje sayesinde Türkiye gaz ticaretinin yapıldığı, fiyatların belirlendiği ülke konumuna erişecek. Terminal projesi doğalgazda hem arz güvenliği hem de fiyat açısından Türkiye’ye diğer Avrupa ülkelerine kıyasla üstünlük kazandıracak. Türkiye’nin AB için stratejik önemi bir anda artacak, Avrupa’nın enerji arz güvenliğinde Türkiye çok önemli bir merkez konumuna ulaşacak.

KIBRIS MESELESİ DE ÇÖZÜLECEK

- Türk Akımı projesinin siyasal konjonktür bakımından engelleri var mı? Alt yapıda Batı ile işbirliği ya da Gümrük Birliği üyeliği gibi durumlar bir engel yaratır mı?

Türk Akımı’nın bitiş noktasının Türkiye olmasının arkasında yatan gerekçe Türkiye’nin AB üyesi olmadığı için AB mevzuatına uyma zorunluluğu bulunmaması ve Rusya’nın bu sayede Avrupa Konseyi’ni baypas etme imkanına kavuşması. Bildiğiniz üzere Güney Akım projesinin iptaline yol açan temel gerekçe, projenin AB’nin rekabet hukukuna aykırı olması... AB hukukunu baypas etmek üzere hattın Türkiye’ye yönelmiş olması Batı ile  işbirliğinde kanımca bir kırılma noktası yaratacaktır. Bu kırılma noktası rüzgarın nereden estiğine bağlı olarak AB ile ilişkilerde engel olarak da karşımıza çıkabilir, tam tersine engellerin kaldırılması yönünde de olabilir. Nitekim AB’ye tam üyelik başvurusunu 1987 yılında vermiş bir ülke olarak Türkiye’nin yaklaşık otuz yıldır kapıda bekletilmesini ekonomik, demokratik, sosyal ve hukuki değerlerle açıklamak pek mümkün değil. İlkişkilerdeki kırılma olumlu yönde olursa şu an tam üyelik müzakerelerinde tıkanma yaratan Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik adımların atılmasına da yol açabilir.

- Türk Akımı projesine, Belçika ve Avrupa Konseyi’nin itirazlarının yanısıra ABD’den de itiraz var mı?

Türk Akımı projesine ABD’den bugüne kadar bir itiraz gelmedi. AB’nin Rusya’ya yönelik mevcut yaptırımları bile doğalgaz ticaretini kapsamıyor ve ABD’nin de bu yönde bir beklentisi bulunmuyor. AB’nin Rusya’dan gelecek gaza ihtiyacı olduğunu herkes biliyor. Gelecekte de gazın AB’ye Türkiye üzerinden veya Bulgaristan üzerinden gitmesi ABD için fark etmez. ABD Türkiye’nin stratejik müttefikidir ve çok yakın, olumlu işbirliğimiz bulunmaktadır. Bunun gelişerek süreceğini düşünüyorum.

EL SIKIŞMALARI YETERLİ

- Projede son durumu nedir? Gerçekleşme şansı nedir?

Ben projenin hayata geçme olasılığını çok yüksek görüyorum, çünkü boru hattının sınırlarından geçeceği başka üçüncü ülke yok. Rusya ve Türkiye’nin el sıkışması yeterli. Anlaşmanın hayata geçmesinde önemli bir etken de finansman konusu.

Burada da bir sorun görmüyorum, çünkü gerek Rusya gerekse Türkiye bu projeye finansman temin edebilecek güce sahip iki ülke. Zaten Rus-Türk işbirliği ile gerçekleştirilecek olan bu yeni boru hattı projesi, iptal edilen Güney Akım projesine kıyasla ekonomik olarak da çok daha avantajlı. Gazprom’un Güney Akım Projesi’nde AB’li şirketlere ait tüm hisseleri almak üzere hissedarlarla anlaşmış olması çok önemli bir gelişme. Bu noktadan sonra projeyi hayata geçirecek somut adımların biran önce atılmasında fayda var. Gördüğüm en önemli risk, AB’nin Türkiye’nin sağlayacağı stratejik avantajdan rahatsız olup Güney Akım’ı tekrar hayata geçirmek üzere hamle yapma olasılığıdır.

- Projenin hayata geçmesi durumunda Türkiye’ye bir kayıp yaşatır mı?

Bu tamamen AB ile ilişkilerin nasıl yönetileceğine bağlı bir durum. Türkiye AB ilişkilerinde yaşanacak olan kırılmanın hangi yöne doğru olacağı belirleyici olacak.

Olumlu yöndeki bir kırılmadan hem Türkiye hem de AB kazançlı çıkar. Dolayısıyla kırılmanın normal şartlar altında olumlu yönde olması gerekir. Ama bu süreç iyi yönetilmez ve olumsuz yönde kırılma yaşanırsa her iki taraf da kaybeder. Dış ticaretimizin yaklaşık olarak yüzde 40’ı AB ülkeleri ile gerçekleşiyor. Türkiye’nin AB’den 60 milyar doların üzerinde ithalatı ve AB’ye 50 milyar doların üzerinde ihracatı var. Bu işbirliğini daha da geliştirecek, Türkiye’nin AB’ye entegrasyonunu sağlayacak adımların atılması her iki taraf için de olumlu olacaktır.

- Türk Akımı projesi hakkındaki olumlu görüşleriniz Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği (IAEE) içinde de biliniyor mu? Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

IAEE içerisinde benim Güney Akım’ı olumsuz karşıladığım zaten bilinirdi zira Güney Akım projesinin ekonomik olmadığını, başka alternatiflerin düşünülmesi gerektiğini ve Türkiye’nin daha avantajlı bir güzergah teşkil ettiğini yıllardan beri söylerdim. Söylediklerimin arkasında hep bilimsel bir dayanak, sağlam temellere dayanan çalışmalar olduğu için de fikirlerimi savunmakta hiç zorluk çekmedim. Güney Akım’ın Türk Akımı ile ekonomik olarak yarışması mümkün değil.

Biz IAEE olarak politikadan uzak, bünyesinde ekonomik açıdan objektif değerlendirmeler yapılan bir kuruluş konumundayız. Yaşadığımız bu örnekte siyasi gelişmeler ekonomik açıdan savunulabilir Türk Akımı projesini öne çıkarmış oldu. Genellikle tam tersi olur, ekonomik çıkarlar dünya siyasetine yön verir. Dolayısıyla öncelikle Güney Akım projesinin ekonomik gerçeklere rağmen niye ortaya atıldığını ve nasıl bu kadar yol aldığını da düşünmek gerekir.

RUSYA: BORU HATTININ YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRECEĞİZ

Rusya Enerji Bakan Yardımcısı Kiril Molodtsov, Putin’in  Türkiye ziyaretinden sonra Moskova’da bir bilgilendirme toplantısında konuştu

 ve şunları söyledi: “Projelendirme çalışmalarının 1-1.5 yıl süreceğini tahmin ediyoruz. Ardından Karadeniz’e boruların döşenmesine geçilecek. Bu aşamanın da bir yıl devam edeceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla yönünü Türkiye’ye çeviren boru.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.