Balkan Savaşı ne provasıydı? -(TAMAMI)


Seyyit Nezir

Seyyit Nezir

Okunma 10 Kasım 2012, 18:14

Ömer Seyfettin’in günlüğünden Balkan Savaşı acılarına dair cümleler (Aydınlık, 28.10.2012) ilgiyle karşılandı. Kepirtepe’den çocukluk arkadaşım Cavit Deniz, yazıyı kimi yerel gazetelerde de yayımlatmış... 68’liler Birliği Vakfı yönetimi olarak İstanbul Barosu’na yaptığımız yeni yönetimi kutlama ziyaretinde, Baro’dan Hüseyin Özbek de Ankara’daki Cumhuriyet Buluşması öncesinde aceleyle okuduğu bu yazıya yeniden döneceğini söyledi... Birçok okurdan, Balkan Savaşı’nda Osmanlı ordusunun “kuvve-i maneviyesinin nasıl ve niçin bu kadar kötü olduğuna dair” sorular geldi. Celil Vardar, yazarın, 30 Ekim 1912 tarihli, “Artık Rumeli bir daha yapışmamak üzere Türk ilinden kopmuştur. Avrupa’nın orduları gelip Sırp ve Bulgarları buradan çıkaramaz ya!” sözlerinin altını çiziyor, “Ömer Seyfettin’in alaycı bir anlatımla ima ettiği hep Batı’dan medet umma psikolojisinin gitgide mandacılığa vardığına” dikkat çekiyor.

2 Aralık: “Görice’den beri devâm eden ishâli hiçbir ilaçla kesemiyorum. ... Kolordumuzun kumandanı Sait Paşa, Fraşar’da beylere: -Ordumu Avlonya’ya götüreceğim. Oradan İngiliz vapurlarıyle ya İzmir’e yahut İstanbul’a atacağım... demiş.”

12 Aralık: “Dört beş gündür Şark Ordusu’nun muzafferiyetine dâir işitmediğimiz efsâne kalmadı. Nihayet dün bir İndepandans nüshası buldum.

“İyi muzafferiyetler...”

“Meyûs olmamak için bütün tafsilâtı okumadım. Yunan kralının Selanik’e nasıl girdiğini, İstanbul’un ümitsizliğini, Çatalca hattının düşmek üzere bulunduğunu, Bulgarlardan bizim mütâreke istediğimizi, onların kabul etmediklerini, Sultan Mehmed’in hükümetle beraber Bursa’ya gideceğini yazıyordu.”

15 Aralık: “Bugün birisi dedi ki: Bu mesele bütün Şark Meselesi’dir. Avrupa bunu halletmek isteyecek.”

18 Ocak 1913: “Bir saatten beri, olduğumuz yere belki bin gülle düştü. İhtiyatlar ve bütün tabur geri çekilmeye başlamış.

“Ölmeyen askerler kaçıyorlar. Ben yalnız kaldım. Ben de gidiyorum. ... Kaçamadım. Yirmi bir neferle esir düştüm.”

Balkan Savaşı ve emperyalizm

Balkan Savaşı’nın bozgunla sonuçlanmasının elbette birçok iç ve dış nedeni var. Rusya ve Avrupa ülkeleri yüz yıldır Balkanlar üzerinde sürdürdükleri egemenlik paylaşımını tamamlamak istiyor. İstanbul’da İngiliz denetiminin kurulması, Osmanlı ülkesinin ve ardı sıra Anadolu’nun parçalanarak Ortadoğu petrollerine giden yolların ele geçirilmesi, Ömer Seyfetttin’in de günlüğünde andığı Şark Meselesi’ni çözme yolunda zorunlu duraklardı. Balkan Savaşı, paylaşımı bitirmek üzere başlayacak I. Dünya Savaşı’nın provasıdır. Nitekim Osmanlı’nın yenilgisi ardından Balkan devletlerinin birbirine düşmesi, yalnızca kendi tutkularının sonucu değildir; arkalarında emperyalist mihverler vardır. Bu kapışmada taraflar birbirini sınadıktan sonra, 23 Eylül 1913’te yapılan barış anlaşmasının üzerinden bir yıl geçmeden, 6 Ağustos’ta Dünya Savaşı patlar.

Bozgunun iç siyasal ve askerî nedenlerini Mustafa Kemal, daha İttihat ve Terakki’nin (İTC) 1909 Kongresi’nde dile getirmiş, önerilerini sıralamış, İTC’nin partileşmesini istemişti. Bozgun sonrasında ise hükümeti İTC’nin bir askerî darbeyle devirmesindense, halk ayaklanması düzenlemeyi öngörür. Ne ki İTC yönetimi entrikayı örgütçülük sanma huyunu terk etmez, 23 Ocak 1913’teki ünlü Babıalî Baskını’yla hükümeti ele geçirir; buysa emperyalistlerin işini kolaylaştırır.

(Kaynak: Başlangıç olarak, “Atlas Tarih” Dergisi’nin “Rumeli’ye Veda / 100. Yılında Balkan Savaşları” özel sayısı önerilir.)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.