Ölümünün 10. yılında Attila İlhan Nam-ı Diğer Kaptan

"80’li yılların ikinci yarısında İzmir’de toplumcu-gerçekçi sanat anlayışını benimsemiş “Dönemeç” edebiyat dergisi çıkıyordu. Bense hem yazarı, hem emekçisiydim. O sıralarda Attilâ İlhan’ın “Ulusal Kültür Savaşı” adlı kitabı çıkınca tanıtımına katkıda bulunmak için birkaç soru hazırlayıp gönderdim."

Ölümünün 10. yılında Attila İlhan Nam-ı Diğer Kaptan
23 Ekim 2015 Cuma 16:38

Aydoğan Yavaşlı

80’li yılların ikinci yarısında İzmir’de toplumcu-gerçekçi sanat anlayışını benimsemiş “Dönemeç” edebiyat dergisi çıkıyordu. Hüseyin Yurttaş’ın yönetimindeydi. Bense hem yazarı, hem emekçisiydim. O sıralarda Attilâ İlhan’ın “Ulusal Kültür Savaşı” adlı kitabı çıkınca tanıtımına katkıda bulunmak için birkaç soru hazırlayıp gönderdim. Fakat Kaptan’dan gelen yanıtlar şaşırtıcıydı. Bana; “Yavaş gel Yavaşlı!” dedikten sonra “Sahi, sen kitabı okuduğundan emin misin?” diye soruyormuş gibi yapıyordu. Daha da ileri gidip “Havlularla çarşafları karıştırmış olmayasın” diyordu. Hiç tereddüt etmeden aynen yayımladık. “Dönemeç”in bir dahaki sayısında bu kez ben “Hangi Attilâ İlhan?” başlığında sorularıma verdiği yanıtlarla bir zamanlar genç yazar ve şairleri yüreklendirmek için yazdıklarını arka arkaya koydum, güya çelişkilerini göstermek istedim.
Bir süre sonra H. Yurttaş’la birlikte İstanbul’a gidip kendisini ziyaret ettik. O zamanlar “Cönk” adlı bir derginin başındaydı. “Cönk”ün Babıâli Yokuşundaki bürosunda üçümüzün dışında Alev Alatlı, Ülkü Karaosmanoğlu, Piraye Şengel ve Esra Zeynep vardı. Dönemeç’teki polemik konusu hiç açılmadı. Kaptan, orta masanın başında oturmuştu. Sağında H. Yurttaş, solunda ben… Dergilerden, kitaplardan ama en çok da İzmir’den konuşuyorduk. Özellikle Karşıyaka’dan!

‘BIÇAĞIN UCU’
Bir ara fırsatını bulup, “Abi, ‘Bıçağın Ucu’nu altı kez yazdığınız söyleniyor; doğru mu?” diye sordum. Attilâ İlhan güldü mü, iki gözünden iki kılıç fırlardı. “Yok canım” dedi, “olur mu hiç öyle şey. Ben her gün bir sayfa yazarım, ama mutlaka yazarım. Bu da yılda üç yüz altmış beş sayfa eder; sence yetmez mi?”
Gerçekten de öyleydi: Disiplinli ve çalışkandı. Birçokları, özellikle şairlerin dağınık, sallapati, düzensiz yaşam biçimlerini onların “sanatçı kişiliğine” verir. Oysa Kaptan aynı fikirde değildi. “Bizim yazar ve şair takımının iki büyük kusuru var,” dedi. “Biri kültürsüzlük, diğeri alkol. Alkolün başında geçirdikleri saatleri okumaya verseler…”
“Peki ama abi,” diyerek aldım sözü, “romanlarınızda hemen bütün içkilerin adı geçiyor, ama hepimiz biliyoruz ki siz içki içmezsiniz. Dahasını söyleyeyim: Romanlarınızdaki tiplerin neredeyse hepsi özellikle cinsel yönden açlık, acı çeken
-ayıptır söylemesi- sapkın tipler. Zaten orada burada sizin için de filan…”
Benimki otuz dört yaşındaki edebiyatsever fakat cehalet cesuru birinin sözleri. Gülümsedi. Bakışlarındaki ışıktan iki kılıcını gördüm: “Yahu Yavaşlı” dedi, “cinayet romanlarının yazarı hani şu ünlü Agatha Christie vardır bilirsin, o katil miydi sence? Katil olup denedikten sonra mı yazdı o kitapları?” Diyecek hiçbir şey bulamadım tabii. Sohbetimizin bir yerinde bir ara “Önümdeki zaman, arkamdaki zaman kadar değil Yavaşlı” dediğini hatırlıyorum. Ziyaretinde bulunduğumuz o birkaç saat içinde çok şey öğrenerek döndük İzmir’e.
Ölümünden altı ay (Nisan 2005) önce kitap fuarı için gelmişti İzmir’e. Söyleşileri lebalep doluydu. “Dip dalgası”nı anlatıyordu. İmza standının önünde uzun kuyruklar vardı. “Aydınlar Savaşı”nı uzatıp adımı söyledim. Duyar duymaz neşeyle güldü: “Oooo Yavaşlı, nasıl gidiyor?” dedi. “Nasıl olsun, devam abi!” dedim. Meğer Kaptan’ı son görüşümüzmüş.
Bilinir: Attilâ İlhan’ın uzun yılları İzmir’de geçmiştir. İzmir’de “Demokrat İzmir” gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yaptığı yıllarda genç yazar ve şair adaylarının elinden tutmuş, onları yüreklendirmiştir. Gazetenin kültür ve sanat sayfasını onların ürünlerine açmıştır.
Attilâ İlhan, şiirlerinin yanı sıra yaptığı kalem tartışmaları ve farklı düşünceleriyle ilgi çekmeyi başarmış ender sanatçılardan biridir. Bu bakımdan “Hangi” dizisi dâhilinde yazdığı “Hangi Sağ”, “Hangi Sol”, “Hangi Batı”, “Hangi Atatürk” gibi kitapların hepsi, birer başucu eserlerdir. Attilâ İlhan, bunu hemen ve açık açık söyleyelim, ulusal kurtuluşçu ve bağımsızlıkçıydı. Atatürk’ü en doğru biçimde anlayan bir Kuvvacı, bir toplumcuydu. Şairdi, romancıydı, sinemacıydı, yayıncıydı, gazeteciydi, düşün insanıydı ama en önemlisi yurtseverdi. Onu yakından tanımış olmanın onurunu taşıyorum. 

Etiketler; #Atilla İlhan

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.