Astroloji Türkiye’de hâlâ bilim sanılıyor!

Tevfik Uyar

Tevfik Uyar



Okunma 23 Ağustos 2015, 18:46

Ece Kırbaş

Biraz kendinizden, eğitimizden bahseder misiniz? Bu alana yönelmeniz nasıl oldu?
Aslında ben bir uçak mühendisiydim. Yüksek lisansım sırasında örgütsel davranış üzerine çalıştım. Şu an işletme doktorası ve sosyoloji lisans öğrenimime devam ediyor, havacılık sektöründe uçuş emniyeti yönetiminde çalışıyorum. Uçuş emniyetinin en zayıf halkası olan insan, profesyonel işimin merkezinde yer alıyor. İnsan neden hata yapar? İnsan neden aldanır? Neleri gözden kaçırır? Hem akademik hem de profesyonel olarak uğraştığım konular bunlar.

Astroloji alanında araştırma yapmaya sizi hangi nedenler itti?

Çocukluğumdan beri bilime, özellikle de astronomiye karşı büyük bir sevgi ve tutku besliyorum. Pek çok dergide çeşitli yazılar yazıyordum ama “Açık Bilim” dergisini kurarak ve bir “Yalansavar” yazarı olarak, bilim yazarlığını ciddi bir uğraş haline getirmiş oldum. “Yalansavar”da pek çok hurafeyle düzenli olarak mücadele ediyorduk zaten.

“Açık Bilim” dergisinin kurucularından ve “Yalansavar” grubunun üyesisiniz. Biraz bahseder misiniz? Türkiye’de bu tip bilim dallarını, eğitim sistemiyle birlikte değerlendirecek olursanız ne dersiniz?

Türkiye’de yeteri kadar bilim üretilmediği için onu kitlelere aktaracak popüler bilim faaliyetleri de çok yaygın değil. “Açık Bilim”i kurmaktaki amacımız, gazetelerdeki bilim haberciliğinin yetersiz olması ve kötü icra edilmesi, tarafsız, bağımsız bilim dergilerinin bir elin parmağını geçmeyecek sayıda olmasıydı. Kötü bilim haberciliğinin yanı sıra, internetin kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte kulaktan dolma ve gerçek dışı bir ton bilgi her yeri işgal etti. Önce e-posta zincirleriyle yayılmaya başlayan gerçek dışı içerikler sosyal medyayla birlikte boyut değiştirdi. Işıl Arıcan ve Cüneyt Özdaş tarafından kurulan “Yalansavar” da bu duruma bir tepki olarak doğdu.
Eğitim sistemi sorgulayan nesiller yetiştirmediği için bu “kötü bilim haberciliği” gençlerimizi bilimden ziyade astroloji, nümeroloji gibi sözdebilimlere, “kuantum” kelimesini ağzına sakız etmiş yeniçağ safsatacılarına yönlendiriyor. İlla ki bilim sahasında böyle oluyor değil. Biraz düşünen, etrafını gözleyen insan şu gerçeği çok net bir biçimde görüyor: Türkiye’de algı, basın yayın üzerinden yaratılıyor, kitleler de yaygın medyada yazılıp çizilenlere sorgusuz, sualsiz inanıyor.

‘ASTROLOJİ BÜYÜK BİR BALON’
Kısaca ne anlatıyor “Astroloji’nin Bilimle İmtihanı”?
Astrolojinin büyük bir balondan ibaret olduğunu anlatıyor. Tamı tamına bunu anlatıyor; tartışmıyor ya da öne sürmüyor. Ortada tartışılacak bir şey dahi yok. Batı dünyası astrolojiyle hesabını çok eskilerde gördü. Türkiye’de hâlâ “astroloji bilimdir” sanrısı çok yaygın.

İnsanlık tarihinde neden hurafeler hep gerçeklerden ve bilimden daha fazla ilgi görür? Nasıl bir ihtiyaçtan kaynaklanır bu durum ve değiştirilebilir mi?
Nedenini bilmediğimiz pek çok şeyle karşılaşıyoruz. Çıkarım yapmak ise en temel reaksiyon biçimimiz; zira hayatı öğrenme, sosyal ilişkilerimizi sürdürme gibi pek çok faaliyetimiz çıkarım yapma kabiliyetlerimize bağlı. İşte aklımızı karıştıran, tuhaf ya da ilk etapta anlamsız görünen olaylarla karşılaştığımızda beynimiz hızlı bir çıkarım sürecine girer. Hurafeler genelde bu sorunları çok basit ve rahatlıkla çözebileceğimiz gerçekdışı açıklamalardır. Bir gizemi hakkıyla çözmek, gerçeği araştırmak çaba gerektirir; ama hurafeler hiçbir çaba sarfetmeden tüm dertlerimize ilaç olur.
Örneğin günümüzde -doğal olarak- insanlar çocuklarına yedirdikleri, içirdikleri şeyler konusunda kaygılanıyorlar. Bir gün birisi dişlerini fırçalarken diş macunu tüpü üzerinde renkli bir kare görüyor. Bu karenin ne olabileceğini araştırmak yerine, bunun onun organiklik derecesi olduğunu düşünüyor. Biraz da ilgi çekmek için gidip internette bir hurafe yaratıyor. Oysa arkadaş biraz araştırsa, bir bilene sorsa, tüp kesim makinelerinin tüpü nereden keseceğini bilmesi için konulmuş bir işaretten başkası olmadığını öğrenecek. Tabii eğer “organik diş macunu” adlı bir ürünü pazarlamaktan kişisel bir çıkarı yoksa... Zira bu tür hurafeler bazen ticari nedenlerle yaratılıyor. Astrolojik inançlar için de aynı şeyler geçerli. Bir ilişkide neyin ters gittiğini araştırmak, hele ki kendi hatalarımızı teşhis edip onları düzeltmeye çalışmak çok zor. O yüzden “Bizim zaten burçlarımız uygun değildi” demek müthiş rahatlatıcı olmalı. Ya da dengesiz davranışlar gösterme keyfini sıklıkla yaşıyorsanız bunu düzeltmek gibi bir zahmete girmek yerine “Ben ikizlerim” deyip geçebilirsiniz. Ve elbette astrolojide de muazzam bir pasta var. Seans ücretleri 1000 TL olan astrolojik danışmanlar duyuyoruz.

BİLİMİ SEVDİRME ÇABASI
Kitapta astrolojinin neden bir bilim dalı olamayacağı meselesini ele alıyorsunuz? Kısaca bahsedecek olursak en önemli sebep nedir?
En önemli sebep temel varsayımlarının dahi yanlış olması. Yıldızların ve gezegenlerin karakterimiz, iş ve eş seçimimiz, başarımız, zenginliğimiz üzerine herhangi bir etkisi yok. “Neden etkilemesi” gerektiği sorusunun bir açıklaması yok. Bu etkileri ispat eden bir astrolog çıkmadığı gibi, bilim insanları tarafından yüzlerce kez çürütüldü.

Kitabın bir özelliği de soğuk ve mesafeli bir dili olmaması.
Ben ve arkadaşlarım bilimde soğuk ve mesafeli dilin bilimi sevdirmeye bir faydası olmadığını düşünüyoruz. Çabamız bilimi sevdirmek. Bu kitapta da bu çabaya uygun olarak açık ve anlaşılır bir dil kullandım. Bilim ayrı bir kurum değil; bir insan ürünü. Ayrıca son derece de heyecanlı ve eğlenceli. Okurlar da bu açıdan olumlu geri bildirimlerde bulunuyor. Hemen hemen hepsinin söylediği ortak şey okurken bir konuşmacıyı dinliyormuş gibi hissetmeleriydi.

‘AKREP BURCUYUM AMA KİN TUTMAM!’
Kitabın oldukça ilgi gördüğü söylenebilir. Şaşırttı mı bu sizi? Neye bağlıyorsunuz?
Bu kadar ilgi beklemiyordum açıkçası... En büyük korkum da “kendimiz çalıp kendimiz oynarız” korkusuydu; ama öyle olmadı. Her kesimden insan kitabı aldı, sevdi. Bilimin genel prensiplerini anlamış olan, ancak astrolojiye şüpheyle bakan insanlarla, astroloji konusunda tartışırken daha donanımlı olmak isteyenler daha çoğunlukta gördüğüm kadarıyla...

Tamamen inanmasak bile burçlar üzerine konuşmayı severiz; şimdi siz diyorsunuz ki, “Burcunuz gerçek burcunuz değil!” Bunu biraz açar mısınız? Çevrenizden hiç bununla ilgili bir tepki geldi mi?

Bugün 21 Şubat ila 21 Mart arasında doğanlara hâlâ Balık burcu deniyor. Evet... M.Ö 600 yılında 10 Mart’ta doğsaydınız Balık olacaktınız ama dünyanın presesyon hareketi nedeniyle günümüzde Güneş 11 Mart’a kadar Balık burcunda değil Kova burcunda bulunuyor. Yani aslında martta doğanlar artık Kova burcundalar diyebiliriz. Diğer burçlar da yaklaşık 20 gün kadar kaymış durumda. Kitabımda “yeni burcunuz” tablosu var. Kitabı bitirip de hâlâ inanmak isteyenler için!
Çevremden gelen tepki... Sanırım çevremde astrolojiye şiddetle inanan birileri yok, varsa da söylemiyorlar herhalde. Fakat astrologlarla tartıştığım oluyor. Onların bu husustaki savunmaları tek ve sabit: “Burçların takımyıldızlarıyla alakası yoktur; gök 360 derecedir, 30 derecelik 12 parçaya bölünmüştür” vs. vs. Astrolojinin takımyıldızlarıyla (doğal olarak burçlarla) alakası olmadığını iddia etmek, astrolojinin temel varsayımını reddetmek anlamına geliyor! Bunu söylüyorlar. İnternette şimdi aratın bakın, gerçekten de bunu söylüyorlar! İnsan hayret ediyor. Ve sonra yarattıkları fallarda “Mars burcunuzda olduğu için” demeye devam ediyorlar. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

Burcunuzu sorsak... Yaygın inanışa göre nedir “özelliğiniz”?
Akrep burcuyum ben. Fallara “Benimle ilgili güzel şeyler söyledikleri ölçüde inanıyorum” deyip bir skandal yaratayım mı? Şaka bir yana; Akrep burçlarının şüpheci, güçlü sezgileri olan ve kin tutan insanlar olduğunu söylüyorlar. Hayatta kimseye kin tutmuşluğum yok. Sezgiye inanmıyorum. Ama çok sağlam şüpheciyim. Bakın 3’te 1’ini tutturmuşlar. İyi oran hakikaten...
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.