15 Temmuz darbe girişimi


Yavuz Alogan

Yavuz Alogan

Okunma 19 Temmuz 2016, 09:35

Bazı olayların iç yüzünü çok sonra, hatta uzun yıllar sonra öğreniriz. 1962 darbe girişimi sırasında on yaşındaydım. Ankara’da jet uçaklarının basıncı evimizin bütün camlarını kırmış, silah sesleri sabaha kadar sürmüştü. Gün ağarırken Kızılay’dan yükselen “harbiye” marşının şehrin üzerinde nasıl çınladığını hatırlıyorum. Aradan elli dört yıl geçti. O gece Ankara’da neler olduğunu çok sonra, anıları okuyarak, insanlarla konuşarak öğrenebildim. Şimdi bile öğrenmeye devam ediyorum. 12 Mart, 12 Eylül, hatta 27 Mayıs için de aynı şey geçerli değil midir?
Bu yüzden, niyetler ve olaylar hakkında ayrıntılı bilgiye şimdiki zamanda sahip olamayız. Ancak ayrıntıları bilmemek, yaşadığımız olayları anladığımız kadarıyla analiz etmemize engel olmamalı.

UMUTSUZ KADROLARIN AHMAKÇA HAREKETİ
Ordu içindeki Fethullahçı terör örgütünün önderlik ettiği Amerikancı darbe girişimi, Askeri Şura’da tasfiye edileceğini anlayan umutsuz kadroların belki de gaza getirilerek itildikleri, hiçbir darbe tekniğine denk düşmeyen ahmakça bir harekettir; bir kurum olarak TSK’nın zayıflamasına, AKP’nin ise güçlenmesine yol açmıştır.
Bir hükümet darbesinin ilk hedefi doğal olarak hükümet ve onun iletişim imkânlarıdır. En geri zekâlı ihtilalci bile bir darbeyi Boğaz Köprüsü’nü tutarak başlatmaz. PKK’ye karşı canhıraş bir mücadele verilirken, kendisine “Yurtta Sulh Konseyi” gibi manidar bir isim yakıştıran darbeciler, ordunun komuta merkezini devre dışı bırakarak potansiyeli harekete geçirebileceklerini sandılar. Yanıldıklarını anladıklarında, askerî hedef olarak o aşamada hiçbir anlam taşımayan TBMM’yi bombaladılar, helikopterden rastgele ateş açtılar.

TSK’NIN VE HÜKÜMETİN TEPKİSİ
TSK, muhtemelen kendi içinde bir çatışmaya yol açmamak gibi isabetli bir tutumla, darbecileri polisin ve sokakları dolduran AKP kadrolarının önüne bıraktı. Onlar da darbecilerin şahsında TSK’yı yıpratmak ve askerleri aşağılamak için ellerinden geleni yaptılar: ters kelepçeyle polisler arasında götürülen generaller, yobaz kılıklı adamların yere yatırdıkları erleri “allahu ekber” nidaları arasında kayışla dövmesi, erlere ve rütbeli personele yönelik linç girişimleri... Askeri düşman, polisi kahraman gibi göstermenin “demokrasi” olduğunu sanıyorlar.
Hükümetin darbecilerden daha öngörülü ve hazırlıklı olduğunu gördük. Ankara’da F-16’lar terör estirirken, cep telefonuma “70’li yıllardaki gibi millete karşı bir kalkışma”yla mücadele etmemi isteyen RTE imzalı bir mesaj geldi. Fetih suresi okunup cihat selâsı verilen cami hoparlörlerinden ve Ankara caddelerinde dolaşan arabalardan meydanlarda toplanma çağrıları yapıldı.
Hükümetin “tehlike geçmedi, sokakları bırakmayın” diye ısrarla yaptığı uyarılar, “tehlike”den çok “tehlikenin geçmesi”nden kaygılandıklarını gösterdi. Zira tehlike ne kadar sürekli ve büyükse, baskı o kadar meşru görülür.

KARŞI-DARBE
AKP’nin şu anda yapmaya çalıştığı şey bir karşı-darbedir; yaratmaya çalıştıkları “demokrasi efsanesi” sahtedir; polisin başlattığı gözaltı harekâtı aşırı derecede abartılı ve maksatlıdır. Ordu komutanlarını, kırktan fazla generali, yüzlerce yargıcı gözaltına almak; “asker halka ateş açtı,” “darbeci yarbay ölü ele geçirildi” gibi manşetler atmak, komutanlara polis koruması vermek, “FETÖ örgütü”yle mücadelenin sınırlarını aşmıştır ve uzun dönemde bedeli, bugünden hayal edilemeyecek kadar ağır olacaktır.
Sahne gerisinde neler olup bittiğini zamanla öğreneceğiz. Ancak şurası kesin: AKP bu Amerikancı-FETÖ’cü darbe ihanetini anayasal rejimi değiştirmek, diktatörlüğünü güçlendirmek, kadrolarını militanlaştırmak, muhalefeti ezmek ve bütün dünyaya kendisini “demokrasi savunucusu” gibi pazarlamak için kullanacaktır. Türkiye’de “31 Mart Vakası”ndan (1909) bu yana hiçbir askerî kalkışma ve darbe bu kadar kanlı olmamıştır. Darbe girişimine önderlik edenler, AKP’nin “ne istediler de vermedik” dediği, TSK içindeki Kemalistleri tasfiye etmek için CIA marifetiyle kullandığı gizli örgütün kadrolarıdır.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.