12 Eylülcüler bile cesaret edemedi

Adnan Serdaroğlu

Adnan Serdaroğlu



Okunma 02 Şubat 2016, 15:37

Tarık Tekgözli

Çalışma hayatının son dönemde en çok tartışılan başlıklarından birini de kıdem tazminatı oluşturuyor. Ortada henüz bir taslak olmasa da hükümet cephesi konuyla ilgili açıklama yapmaktan geri durmuyor. En son Çalışma Bakanı Süleyman Soylu, sendikaların kırmızı çizgisi olan kıdem tazminatını fona devretmek istediklerini net olarak açıkladı. Doğru olmadığı vurgulansa da fon sistemine geçiş için gerekçe olarak çalışanların yüzde 86’sının bu haktan yararlanamaması gösteriliyor. Üzerinde çok durulmasa da kıdem tazminatı kadar önemli iki başlığı da özel istihdam büroları ile esnek çalışma oluşturuyor. İşçi-işveren ilişkilerini değiştirecek bu düzenlemeleri Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu ile masaya yatırdık. Kıdem tazminatının 1950’lerden beri sermayenin ve hükümetlerin değiştirmek için zorladıkları bir mesele olduğunu hatırlatan Serdaroğlu, “12 Eylülcüler bile kıdem tazminatını kaldırmaya cesaret edemedi” diyerek hükümeti uyardı. Serdaroğlu’nun sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

| Hükümet cephesi, çalışanların büyük kısmının kıdem tazminatını almak konusunda bir sorun yaşadığını ileri sürerek sosyal taraflarla görüşerek bir düzenleme yapacaklarını söylüyor. Ne amaçlanıyor?
İşveren açısından en fazla yük oluşturan kalemlerden birisi kıdem tazminatı. İşveren yasal olarak her ay kişi başına düşen kıdem tazminatını mutlaka hesaplamalar içerisinde tutması gerekiyor. Yani bu yüzde 8’ler civarında bir orana tekabül ediyor. İncelemelerde onun karşılığını göstermek zorunda. İşverenler bundan kurtulmaya çalışıyor. Siz hükümetin uygulamış olduğu politikalara baktığınız zaman buna yatkın olduğunu görüyorsunuz. AKP Hükümeti, sağlık konusunda olsun, özelleştirmeler konusunda olsun, sürekli yeni liberal politikaları ülkede hayata geçirmeye çalışıyor. Şimdi liberal bir gözle bakan hükümetin bu tür talepleri def etme şansı yok. Çünkü onu oraya birtakım sermaye grupları getirmiş. İster ulusal sermaye deyin ister uluslararası sermaye deyin, sizi oraya getirmişler ve diyorlar ki; bizim üzerimizdeki bu yükü kaldırın. TOBB’un hazırlamış olduğu taslak vardı. O taslağı, Faruk Çelik Çalışma Bakanı olduğu dönemde hükümetin önüne koydular. Dediler ki bunu uygulayacaksınız. O fonda çok önemli hak kayıpları ortaya çıkıyordu. Biliyorsunuz kıdem tazminatı 30 gün üzerinden hesaplanıyor, 15 güne düşürülmesi söz konusuydu.

| Ne kadar bir kayıp söz konusu...
Yarı yarıya hak kaybı olacaktı 15 güne düşürülmesi durumunda. Ama fona devredilmesinde kayıp çok daha büyük şekilde ortaya çıkıyor. Daha önceki taslağa bakıp değerlendirirsek fonda işçinin kıdem tazminatı alacağı bir kere soyut bir duruma geçiyor. Siz bir banka hesabı oluşturuyorsunuz. O banka hesabında bugüne kadar ödemelerin, işverenin sizin adınıza ödemiş olduğu oran yüzde 4’lerin altına düşüyor. Ve sonra işverenlerin birtakım ödeme zorunlulukları geriye çekiliyor. İşte İşsizlik Sigortası gibi. Kıdem tazminatının hesaplanmasında bir sürü değişiklikler ortaya çıkıyor. Saf ücretten kaynaklanan bir hesaplamaya dönüştürüyorlar. Başka kazanımların da kıdem tazminatı içerisinde değerlendirilmesinin önünü kesiyorlar. Yani işçinin alacağı bugünkünden yarından daha az. Hatta yüzde 30-35’lere inen bir kıdem tazminatı fon içerisinde oluyor. Yüzde 70’e yakın bir kayıp.

‘HÜKÜMETİN AYIBI’
Gelecekle ilgili başka sorunlar çıkıyor kıdem tazminatı konusunda. Yani Fona aktarıldı. Türkiye’deki fonların akıbeti belli. O fonları kullanan şirketlerin ne kadar devlet garantörlüğü var? Yarın onlar batarsa işçinin parasını kim karşılayacak? Bunların hepsi muğlak şeyler. O günkü kıdem tazminatının fona dönüştürülmesi taslağının kesinlikle işçilerin aleyhine bir durum olduğunu söyledik, karşı çıktık, mücadele verdik. Şimdi en büyük kullandıkları gerekçe; “Türkiye’de çalışanların yüzde 90’ı kıdem tazminatı alamıyor.” Bu hükümetin ayıbı. Siz bu ülkede yasayı uygulatamıyorsanız, işçilerin kıdem tazminatını işverenlerden alamıyorsanız, o yasayı işverenlerin kullanabileceği bir esneklikte veya muğlaklıkta bıraktıysanız bu sizin hatanız.

GARANTİ FONU ÖNERİSİ
| Tüm çalışanların kıdem tazminatı hakkından yararlanabilmesi için fona devretme dışında başka bir formül yok mu?
İki temel talebimiz var. Birincisi, ücret garanti fonunun genişletilmesi. Ücret garanti fonu nedir? Ödeme güçlüğü içerisine giren, iflas eden şirketlerde çalışan işçilerin ücretlerinin ödenmesi... Siz bunu genişletip dersiniz ki; “kıdem tazminatını veremeyen yerlerde ücret garanti fonu kapsamı içerisine alınır” İkincisi; iş yasasında küçük bir düzenleme yapıp “Çalıştığı süre kadar kıdem tazminatı ödenir” dersiniz. Bu tür şeyler yasal düzenlemelerle hayata geçirilebilir şeyler. Kıdem tazminatını gündeme aldıkları anda bu ülkede bizim işyerlerinde kesin olarak en sert tepki verilecektir.

|Tepkinin şekli nasıl olacak?
İşi durdurma. Başka türlü olmaz.

GİZLENEN KÖLELİK BÜROLARI: İŞKUR
| Peki özel istihdam bürolarına işçi kiralama yetkisi verilirse çalışma hayatında işçi ile işveren arasındaki ilişki nasıl olacak? İşçilerin kaybedeceği haklar ne olacak?
Bu işin öncülüğünü zaten İŞKUR yapıyor. İŞKUR ücretini ödediği işçileri fabrikalara gönderiyor. Bir noktada istihdam bürolarının işlevini İŞKUR kısmen yapıyor. İŞKUR’un gönderdiği işçiler... Bunlar sendika üyesi olacak durumda olamıyor çünkü İŞKUR’un üzerine gözüküyorlar. Toplusözleşmeden yararlanamıyorlar. Olumsuz pozisyonlar içerisinde çalışıyorlar. Şimdi istihdam bürosundan giden bir işçinin, hangi işkolunda çalıştığı belli olmayacak. Gerçekten süreli mi, süresiz mi? Ne kadar süreli? Dışardan çalışma mı, yarı zamanlı çalışma mı, tam zamanlı çalışma mı? Öyle bir muğlak bir durum ortaya çıkacak ki Türkiye gibi kuralsız bir sistem içerisinde o kuralsızlık kat kat büyüyecek.

‘KÖLE TİCARETİNİN YENİ VERSİYONU’
Siz kuralsız, azgın bir taşeron uygulamasının olduğu ülkede istihdam bürolarını kontrol altına almanız mümkün değil. Aynı taşerondaki düzen gibi, kuralsız bir düzen oraya yerleştirilecek. İlk etapta tabi kısmi kurallara uyum ortaya çıkmış olsa bile daha sonra bu tamamen fransızlaşacak ve fabrikalarda toplusözleşme düzeninin ortadan kalktığı, örgütlülüğün ortadan kalktığı, işkolu belirlemelerinin ortadan kalktığı, iş güvencesinin ortadan kalktığı bir düzeni kuracaklar. Biz istihdam bürolarının, 18. yüzyıldaki köle ticareti yapan anlayışın yeni bir versiyonu olduğunu düşünüyoruz.

ESNEK ÇALIŞMA: MAKİNENİN DİŞLİSİNE DÖNÜŞEN İŞÇİ
| Esnek çalışmanın yaygınlaştırılmasına ilişkin hükümet ne planlıyor?
Şu anda işverenlerin en çok istediği şeylerden birisi sermaye piyasasındaki katılığın ortadan kaldırılması... Ne demek katılığın kaldırılması? Yani işçiler tam zamanlı çalışır, işçilerin kıdem tazmiantı hakkı vardır, saat 8.00’da işe başlar, 16.00’da işten çıkar, servis verilir, yemek verilir, işverenler bunları hep katılık olarak görüyor. İşverenler bunların esnekleşmesini istiyor. Diyor ki benim bugün işim varsa gelip çalışsınlar. Yarın da çalışsınlar ama öbür gün yarım gün çalışsınlar. Veya ben başka yerde iş vereyim gitsinler orada yapsınlar. Böyle tamamen emek hareketini sermayenin iki dudağı arasına bırakacak bir düzenlemeyi hayata geçirmeye çalışıyorlar. Yani kendisiyle ilgili işçi karar verecek durumda olamayacak, bir sosyal yaşamı olamayacak, bir aile yaşantısı olamayacak. Sana ne zaman ihtiyaç duyuluyorsa senin düşüncen hiç önemli değil. Olur veya olmaz noktasında olamıyorsun. Sadece işverenin ihtiyaçları ne zamansa sen onu karşılamakla mükellef bir makinenin dişlisi haline dönüşüyorsun. Bu da tabi katılığın ortadan kaldırılması, esnek çalışmanın hayata geçirilmesi olarak değerlendiriliyor.

‘ORTAK MÜCADELEYİ HAYATA GEÇİRELİM’
| Saldırılara karşı sendikalara düşen görev nedir?
İstemeyerek de olsa sendikaları ayırmak zorunda kalıyorum. Hükümetin sendikası, sermayenin sendikası, işçilerin sendikası... Kendisini işçilerin sendikası olarak ifade eden bütün sendikaların saldırılara karşı çıkması gerektiğini düşünüyorum. Ben işçinin hak ve çıkarlarını korumak istiyorum. İşçinin ülkede daha huzurlu, daha mutlu bir şekilde yaşamasını sağlayacak şartların yaratılmasını istiyorum. Diğer sendikalar için söylüyorum, aynı düşünüyorsanız gelin ortak bir mücadeleyi hayata geçirelim. Kara deliğin içerisine sokulmaya çalışan işçi haklarını, işçileri, ülkeyi korumamız, kollamamız gerekiyor.  
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.