Türkiye’nin unuttuğu topraklar

Bu hafta Hollanda Türk ve Arap Dünyası Araştırmaları Merkezi Başkanı Mehmet Tütüncü ile sohbet ettik. Türk-Osmanlı tarihinin kayıp izleri peşinde dolaşan gerçek bir maceraperest!

Türkiye’nin unuttuğu topraklar
07 Aralık 2014 Pazar 19:38

gokbilimci

EÜ Rektörü, dünya çapında saygın bilim insanı için hiç tereddüt etmeden ‘yargılanmalı’ fetvası verdi. Yetmedi, yeni bir dava için gerekli belgeyi de üretti

Astrofizik uzmanı Prof. Dr. Rennan Pekünlü’nün hapis cezasına çarptırılmasıyla sonuçlanan davada kullanılan , AYM tarafından iptal edilmiş yasa maddesini geçerliymiş gibi gösteren genelgenin mimarı Ege Üniversitesi (EÜ) Rektörünün başka bir marifeti daha ortaya çıktı. Rektörün, Cumhuriyet Savcısına gerçekleri yansıtmayan beyanda bulunarak ürettiği sahte kanıtla Pekünlü hakkında ikinci bir dava daha açılabilmesine olanak sağladığı ileri sürüldü.

Rektör Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, Prof. Dr. Pekünlü hakkında öğrenim özgürlüğünü engellediği iddiasıyla açılan ikinci davanın hazırlık soruşturması sırasında ve Cumhuriyet Savcısına gerçekleri yansıtmayan beyanda bulundu. Şöyle ki, Pekünlü hakkında açılan ilk davanın temyiz sonucunun beklendiği günlerde, bu kez başka dört öğrenci İzmir Cumhuriyet Savcılığına Pekünlü’yü şikayet ederek dava açılmasını talep ederler. İzmir Cumhuriyet Savcılığı, dava açmadan önce rektörlükten izin almadan bir soruşturma açar. Bu soruşturmada Pekünlü, kendisinin Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) genelgeleri ve Rektörlük talimatlarına göre hareket ettiğini ifade eder. Savcılık, bu yanıtı alınca Rektörlüğe döner ve şu soruları sorar: Türbanın yasak olduğuna ilişkin üniversite kurullarınca alınmış bir karar var mıdır? YÖK tarafından gönderilen herhangi bir talimat ve bunlar doğrultusunda zanlıya verilmiş herhangi bir görev var mıdır?

BİRER YIL ARAYLA FARKLI TALİMATLAR

Gelen yanıt mealen “yoo, biz katiyen türbanlı öğrenci sokmayın demedik” şeklindedir. Resmen aktarmak gerekirse, EÜ Rektörünün İzmir Cumhuriyet Savcılığına gönderdiği 21 Kasım 2012 tarihli yanıtta, “Üniversite yetkili kurullarınca öğrenciler hakkında türbanlı bir şekilde üniversite içine girme ya da derslere katılma yasağına yönelik alınan herhangi bir karar bulunmamaktadır.” denilmiştir. Oysa, 23 Mart 2011 tarihli yazısında, aynı Rektör, tam tersi talimatı içeren genelgesini EÜ’ye bağlı fakülte ve yüksek okul yönetimlerine göndermişti...

Rektör, böylece bilerek Prof. Dr. Pekünlü’yü üniversitede kargaşa çıkartan kanunsuz biri olarak gösterdiği gibi, sahte kanıta dayanarak yargıyı etkilemeye girişmiş oldu. Rektörün “burada türban yasağı yok” raporu suç gerekçesi oldu.

ORTAÇAĞ KARANLIĞI İÇİN SAHTE GENELGE

Ege Üniversitesi Rektörü’nün Prof. Dr. Rennan Pekünlü’nün 2 yıl 1 ay hapse mahkum edildiği süreçteki rolü 17 Kasım 2014 tarihli Aydınlık’ta yayımlanmıştı. Haberde, EÜ Rektörünün sahte genelge ile türban yasağını kalkmış gösterdiği bilgisi ve belgesi yer almıştı. Prof. Dr. Pekünlü, Danıştay, AYM ve AİHM kararlarını ve bunlara dayanan rektörlük ve YÖK talimatlarını yerine getirdiği için bu sahte genelge ile ortaçağın karanlık güçlerine ve cemaat basınına hedef gösterilmişti.

YANMAK’ GÖKBİLİMCİLERİN YAZGISI

Prof.Dr. Rennan Pekünlü, aydınlanmacı bir bilim insanı. Hayatı boyunca gökyüzünün bilinmeyenlerini bilinir kılmak için uğraş vermiş, fizik ve matematiğin altın kuralları dışında hurafelere, bilinmezlere yüz vermemiş.

Bilimsel çalışmalarının en verimli döneminde üniversiteden uzak bırakılan Prof. Dr. Pekünlü, şimdi de hapis cezasını çekecek.

Teslim olmasını günler kala bir açıklama yapan Prof. Dr. Pekünlü, kamuoyuna şöyle seslendi:

“Yanmak”, gökbilimcilerin yazgısıdır. Üzerinde çalıştıkları yıldızlar, gökadalar en soğuk olanından en sıcağına dek yanar; gözlemevleri yanar; iğrenç bir zorlamayla engizisyon önünde diz çöküp pişmanlığa davet edilirler, yürekleri yanar; kafaları kazınır zindanlara atılırlar, hem kendileri hem de yakınları yanar. Yazgısı yanmak üzerine çizilmiş olan gökbilimciler, bir anlamda üzerinde çalıştıkları cisimlerin yazgısını öykünürler.

Ancak bu, bilinçli, kendini “tüketici” bir öykünmedir. Çevresini aydınlatabilmek için kendisini tüketmesi gerektiğini üzerinde çalıştığı yıldızdan ve kendisine örnek olan ozanından, Nazım Hikmet’ten öğrenmiştir:

Ben yanmasam,

sen yanmasan,

biz yanmasak,

nasıl çıkar

karanlıklar

aydınlığa

GERİCİLİĞE KARŞI DÖNÜM NOKTASI

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve gazetemiz yazarı Prof. Dr. Semih Koray, Pekünlü’ye verilen cezayı “Gericiliğe karşı dönüm noktası” diye değerlendirdi. Prof. Dr. Koray, Aydınlık’a yaptığı açıklamada, bu davanın Cumhuriyet değerlerini üniversitelerde hakim kılma davası olacağını söyledi. Prof. Dr. Koray’ın açıklamaları özetle şöyle:

“Pekünlü’ye verilen ceza, onun kişiliğinde bilime, üniversiteye, laikliğe, kısacası Atatürk devrimine kesilmiş bir ceza. Rennan Hoca’nın burada bir tertip olduğu, son derece açık. Rennan Hoca’nın cezaevine girmesiyle bu süreç sone ermeyecek, bir üst aşamaya geçecek. Aslında bu süreç, ancak düzenlenen bu tertibin bütün kamuoyunun gözünde açıklığa kavuşması, tertibi düzenleyenlerin uygulayanların, uygulanmasına alet olanların yargı önüne çıkartılmasıyla sona erer. Sorun, Rennan Hoca’nın kişiliğinde Atatürk devrimine kesilen bu cezanın tam tersine çevrilip bu tertibi düzenleyen gericiliğin tertibin altında ezilmesi lazım.

Biz, İşçi Partisi olarak Pekünlü’ye verilen bu cezaya karşı duruyor, tüm Türkiye’de bir rüzgar haline getirmeye gayret ediyoruz. Rennan Hoca’nın cezaevinde yatmasıyla Rennan Hoca eksilmez, artar. Ama sorun bunun ötesindedir ve bu davayı gericiliğe karşı bir dönüm noktası haline getirmektir. Gericilik, kendi kaldırdığı bu taşın altında ezilecektir.

Füsun İkikardeş


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yakupcemil - 5 yıl önce
tamam da kardeşim, o zaman, sizler hangi nedenle on iki yıldır osmanlı türküleri söyleyen bu adamlardan şikayet edip duruyorsunuz? yoksa siz de mi neoos takımına katılmaya karar verdiniz?vah aydınlık vah!...