Rus içişleri bakanının gizli mektubu: 1915’e giden ‘kanlı yol’

Mektup, Taşnakların savaştan çok önce isyan hazırlıklarına başladığını ve Ermeni meselesinin büyük devletlerin elinde uluslararası bir alet haline geldiğini gösteriyor

Rus içişleri bakanının gizli mektubu: 1915’e giden ‘kanlı yol’
08 Şubat 2015 Pazar 15:20

Doç. Dr. Özlem Kumrular / Dr. Mehmet PerinçekTaşnaklar ve Ermeni milliyetçileri I. Dünya Savaşı’ndan önce Türkiye’nin paylaşılacağının hesaplarını yapmaya başlamıştı. Bu temelde isyan hazırlıklarına ve silahlı birlikler oluşturulmasına girişilmişti. Diğer taraftan da Batılı devletlerin ve Rusya’nın Türkiye’ye müdahalesini sağlamak için uluslararası arenada faaliyet yürütülmüş ve emperyalist planlarda rol talep edilmişti.

1913 yılının Ocak ayında Rus İçişleri Bakanı Nikolay Alekseyeviç Maklakov’un (1871-1918) Çarlık Dışişleri Bakanı Sergey Dimitriyeviç Sazanov’a gönderdiği mektup bu olguya işaret eden belgelerden biri. Aralık 1912-Haziran 1915 tarihleri arasında görevde bulunan ve Ekim Devrimi sonrası kurşuna dizilen Maklakov’un mektubu, 27 Ocak 1913 (günümüz takvimine göre 9 Şubat 1913) tarihini taşıyor. “Gizli” ibareli mektup, İçişleri Bakanlığı antetli kağıda yazılmış. Aynı içerikli bir mektubun Rus Bakanlar Kurulu’nun Başkanı Vladimir Nikolayeviç Kokovtsov’a gönderildiği de not düşülmüş. Mektup, Rusya Federasyonu Devlet Arşivi’nde (GARF) fond 102 DOO liste 1913 dosya 300 yaprak 9-13, 9 arkası-12 arkası numaralarıyla kayıt altında bulunuyor.

Taşnakların 1912 yılının son aylarındaki faaliyetlerinin aktarıldığı mektup, Ermeni milliyetçi partisinin savaştan çok önce isyan hazırlıklarına giriştiğini ve silahlı birlikler oluşturmaya başladığını gösteriyor. Taşnaklar, buna bağlı olarak da Türkiye’nin beklenen savaşta olası düşmanlarıyla çok öncesinden işbirliği içinde bulunuyor.

Rusya tarafından uzun yıllar terör örgütü olarak görülen Taşnaksutyun’un mektubun yazıldığı dönemde tehdit algısından çıkarıldığı ve Rus makamlarında olası savaşta Taşnakların Türkiye’ye karşı kullanılabileceği fikrinin geliştiği anlaşılıyor. Ancak buna rağmen hâlâ Taşnaklara ihtiyatlı yaklaşılıyor. Mektup, Ermeni milliyetçiliğinin işbirlikçi karakterini yansıtırken emperyalist güçlere dayanma politikasını da net bir şekilde ortaya koyuyor. Ayrıca Taşnakların kendi içlerinde Rusya’yla işbirliği politikasına karşı çıkanları baskı altına aldığını da gözler önüne seriyor. Mektup, Ermeni meselesinin büyük devletlerin elinde nasıl uluslararası bir alet haline geldiğini gösteriyor.

İlerleyen süreçte yukarıda işaret edilen eğilimler hızlı bir şekilde artacak ve 1915 olaylarına giden yolun taşları bu şekilde döşenecektir. 27 Mayıs 1915 tarihli Sevk ve İskân Kanunu’nun (tehcir) haklı gerekçelerinden birini görmek açısından aşağıdaki mektup anlam taşımaktadır.

Mehmet Perinçek’in arşivden bulduğu mektubu emekli Albay Necdet Doluel, Rusçadan çevirdi. Dünyada ilk kez yayımlanan mektubun özetini sunuyoruz. Ara başlıklar bize aittir: 

“SİLAH, İNSAN VE PARA TOPLUYORLAR”

Sergey Dimitriyeviç [Sazanov] Hazretleri,

İçişleri Bakanlığı’nın sahip olduğu bilgilere göre “Taşnaksutyun”, Balkan Yarımadası’ndaki olaylara ilişkin olarak, Türkiye’deki Ermenilerin mücadelesi için olabildiğince büyük miktarda silah, insan ve para toplama görevini önüne koydu. Bu parti, düşen itibarını kazanmak adına dindaşlarını Kürtlerden korumak ve Slavların Türkiye ile savaşı durumunda başarılı olması maksadıyla isyana hazır olmak için Türkiye Ermenistanı’nda birlikler oluşturma işine koyuldu. Aynı zamanda, Ermenilerin önde gelen isimleri, Rusya karşıtı parti faaliyetlerine son verilmesi ve savunmasız Türkiye Ermenilerine Rus hükümetinin ve toplumunun dikkatinin çekilmesinin gerekliliği konusunu gündeme getirdiler.

Ekim ayı ile birlikte Tiflis’te yayımlanan ve “Taşnaksutyun” partisinin yayın organı olan Ermeni gazetesi “Orizon”, Rusya ile uzlaşmacı yönde makaleler yayımlamaya başladı, örneğin şu şekilde: “Ermeniler, Rus hükümetine karşı uygarlık savaşı vermiş olsa da Ermeniler Rusya’da yaşayarak, dünyanın en iyi halklarından birinin nüfuzu ve en iyi edebiyatının etkisi altında bulundu. Türkiye Ermenistanı da sadece geçmişte olduğu gibi onların ağır şartlarının sona ermesini dileyen Rusya’nın etki alanına dâhildir. Eğer Rusya karşıtları Rusya’nın sadece kendi çıkarlarına uygun hareket edeceğini söylüyorsa; o zaman Ermeniler için en iyi olan, nihai çıkarlarının güçlü Rusya’nın çıkarları ile tamamen örtüştüğüdür.”

Aynı gazetenin Kasım ayının ileriki sayılarında Ermenilerin bütün umutlarının yalnız Rusya tarafından gerçekleştirilebileceği, ancak öyle ki Türkiye Ermenilerinin durumundaki iyileşmenin Berlin Antlaşması’nı imzalayan büyük devletlere de bağlı olduğu, Rusya Ermenilerinin Rusya vatandaşı olarak herkesten önce Rusya’dan talep etmesi, onun olurundan sonra Avrupa’ya başvurması gerektiği yazıldı.

Bundan kısa bir süre önce “Mşak” gazetesinde, Tiflis ve diğer şehirlerde, Ermeni halkının temsilcilerince, Türkiye Ermenilerinin zulüm ve adaletsizlikten korunması için Ermeni Katolikosundan İMPARATOR HAZRETLERİNE ricada bulunması yönünde karar alındığından; Katolikosun kendi cemaatine uyarak talebine son derece dostça yaklaşan Rus hükümetine başvurduğundan, fakat hükümetin aynı zamanda Berlin Antlaşmasını imzalayan diğer devletlere de başvurulması gerektiğini belirttiğinden bahsedildi.

“KANLI YOL”

Aralık ayında elde edilen bilgiye göre, Kafkas Ermenileri arasında iki akım daha canlı göze çarpmaya başladı: Ermenilerin Rusya’nın himayesine tabi olmasını savunanlar, diğerleri ise Türkiye’deki Ermenilerin durumunun iyileştirilmesi için Rusya’nın müdahalesinin faydasız olacağına inananlar. İkinci akım, Türkiye’deki diğer muhalefet partileriyle birlikte siyasi bir ihtilal gerçekleştirmeye çalışıyor, sonrasında, Türkiye’de Osmanlılarla eşit olarak özgür vatandaşlık haklarından faydalanacaklar.

12 Aralık 1912 tarihli “Orizon” gazetesinde Ermenilerin kendi milli menfaatlerini koruması için yapılması gerekenler konusunda şöyle yazıyor: “Türkiye Ermenilerinin güvenliğinin sağlanması için iki yol var: Bu yollardan biri St. Petersburg’a ya da Londra’ya götürüyor; diğeri ise şu anda öz savunma için silahlı Ermeni birliklerinin oluşturulduğu kanlı bir yere.”

“YALVARIYORUZ”

22 Aralık 1912 tarihli “Mşak” gazetesinde, Paris’teki Ermeni diasporasının kıdemli papazı Vramşabuy Kibaryan’ın yeni takvime göre 21 Aralık’ta kendi cemaati adına İMPARATOR HAZRETLERİNE şu içerikte bir ricayla başvurduğu belirtiliyor: “Avrupa devletlerinin temsilcilerinin Doğu sorununun yeni aşamalarını ele almaya hazırlandıkları bu zamanda, Paris’teki Ermeni diasporası, bakışlarını Doğu Hristiyanlarının asırlardır koruyucusu olan YÜCE EKSELANSLARININ tahtına çeviriyor ve yakın gelecekte Berlin Antlaşması’nı imzalayan devletler tarafından yönetilecek bu toplantılarda MAJESTELERİNDEN KENDİ temsilcilerinin Ermeni sorununun çözümünün öncüsü olmasını emretmeye teveccüh etmesini içtenlikle rica ediyor.”

Fransa Cumhuriyeti Başkanı Armand Fallières’e de aşağıdaki taleple biten benzer bir başvuru yapıldı: “Balkan Savaşı’nın yarattığı tüm sorunların çözümü için, yakın gelecekte bir konferans başlayacak. Berlin Antlaşması’nı imzalayan tüm devletlere sesleniyoruz. Bay Başkan, size insanlık adına, Doğu medeniyeti ve dünyası adına Ermeni meselesinin önümüzdeki konferans gündemine dâhil edilmesini sağlamanız için yalvarıyoruz.”

VALİNİN RET YANITI

Hatta aynı gazetede, bu taleplerin bizzat aynı din adamı tarafından Ekselanslarına ve Bakanlar Kurulu başkanına yapıldığı belirtiliyor.

Elde edilen bilgilere göre, “Taşnaksutyun” partisinin Ermeni meselesine Rus iktidarının müdahalesine karşı duran Tiflis, Erivan ve Bakü komiteleri, Ermeniler üzerindeki etkisini yitiriyor ve Ermeni toplumsal gruplarının eğilimi, Türkiye Ermenistanı hakkındaki meselenin çözümünde yardım almayı bekledikleri Rus hükümetiyle olası yakınlaşmaya meylediyor.

YÜCE İMPARATORUN Kafkasya’daki Genel Valisi, Kafkas Ermenilerinin herhangi bir faal desteği (Türkiye Ermenilerinin silahla veya cephaneyle donatılması ya da silahlı insanlarla desteklenmesi) konusunda olumsuz görüşünü belirtti, bunun mümkün olmadığını söyledi.

Bu bilgileri Ekselanslarına bildirmekten onur duyuyorum.

Derin saygımı ve içten sadakatimi Siz Zatıâlilerinize, gösterme imkânından faydalanmak isterim.

RUS KARŞITLARINA DAYAK

Geçen yılın 25 Kasım’ında İstanbul’da “Taşnaksutyun” partisinin düzenlediği ve 500 civarında kişinin katıldığı bir miting yapıldı. Bu mitingde, Ermeni Katolikosunun görüşlerine ve partinin Cenevre’deki Batı Bürosu’nun direktifine uygun olarak, Türkiye Ermenilerinin durumunun iyileştirilmesi için Rusya’nın beklenen çıkışı hakkında konuşuldu; bundan başka, partinin şu anda Rusya’ya karşı hiçbir harekette bulunulmaması yönünde yeniden bir karar almasına karşılık, her zaman Ermeni milli bilincinin uyandırılmasına yönelik her hareketi ezmiş olan Rusya’nın buna benzer bir tutum takınmasının yarattığı şaşkınlık ifade edildi. Merkez denetim kurulu üyelerinden biri, topluluğa Türkiye Ermenilerine yardımı hakkında Rusya’nın içten tavrıyla ilgili partinin St. Petersburg’daki temsilcisinden mektup aldığını ve eğer Rusya sözünü tutarsa, Ermenilerin sadece kendi evlerini değil, kiliselerini bile İMPARATOR HAZRETLERİNİN ve hâlihazırdaki bakanların portreleriyle donatacaklarını söyledi, kapanışta katılımcıların “yaşasın” sesleriyle birlikte İMPARATOR HAZRETLERİNİN ve VELİAHTININ sağlığı için temennide bulunuldu. Bundan sonra Gabriel Karakaşyants ve Levon Aslanyants Rusya’ya karşı konuşmalar yaptı, ancak onları susturdular ve fena dövdüler.

RUS İŞGALİNİ İSTEYEN OSMANLI MEBUSU

Ocak ayının başında Türk Parlamentosunun eski mebusu Onnik    Dertsakyan Vramyan, Van’dan (Türkiye Ermenistanı) Tiflis’e geldi. Ziyaretinin başlıca amaçları şunlardır:

1- Rus birlikleriyle Türkiye Ermenistanı’nın işgali veya Ermenistan üzerinde Rusya’nın himayesinin kurulması meselesi hakkında Rus iktidarının tavrının öğrenilmesi.

2- Türkiye Ermenistanı’na Rusya’dan silah ve cephane teslimi meselesine ilişkin Rus iktidarının tavrının öğrenilmesi.

3- Ermenilerin Türkiye’de olası isyanı ve insan, silah, cephane ve para takviyesi anlamında maddi desteğin düzeyi meselesine ilişkin olarak Kafkas Ermenilerinin tavrının öğrenilmesi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Perinçek - 4 yıl önce @Güner-İzmir
hem belgede türkiye olarak geçiyor hem de o dönemde artık yurtdışında da "türkiye" olarak anılıyor.
Avatar
Güner-İzmir - 4 yıl önce
hep türkiye yazmışsınız ,osmanlı imparatorluğu'nun kimliğini bir yerde vurgulamışsınız,neden?henüz türkiye'nin kurulmasına 7 yıl varken adını böyle önemli belgede geçirmek neden?