İstiklâl Savaşı’nda gizli Japonya-Ankara temasları

İstiklâl Savaşı’nda gizli Japonya-Ankara temasları
16 Kasım 2014 Pazar 09:28

zamantrenijaponya
Prof. Dr. Selçuk Esenbel, Japon arşivlerinde yaptığı araştırmada savaş yıllarına ait yeni belgelere ulaştı. Buna göre 1921’de İngilizler, Ankara hükümetiyle Japonlar aracılığla toprak müzakeresi yaptı
Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Esenbel’le Japonya Dışişleri Bakanlığı arşivinde 3 ay boyunca yaptığı yeni araştırması üzerine konuştuk. Esenbel, I. Dünya Savaşı ve ardından İstiklâl Savaşı döneminde Türk-Japon ilişkilerini bilinmeyen yeni belgelerle Zaman Treni’ne anlattı.
- Japonya ne zaman bir dünya gücü oldu ve Osmanlı-Japon ilişkileri nasıl başladı?
Osmanlı-Japon ilişkileri, 1873’e kadar gider, Japonya’nın dünyaya açılmasıyla bağlantılıdır. Japonya, 1600-1853 yıllarında dışa kapalı bir rejimin altındaydı. Bu, 1868’de Meiji Restorasyonu’yla değişti. Yeni modern bir devlet kurmak ve dünyaya açılmak için genç bir kadro iktidara geldi. Osmanlı da dünyanın önemli ülkelerinden birisi olarak Japonların ilgisini çekti. 1870-1873 yıllarında Japonya özellikle modern Batı medeniyetini incelemek için bir heyet görevlendirdi. Genç bir diplomat da İstanbul’a geldi. Japonya, 1858’de Amerika’nın baskısıyla kapitülasyonlar imzalamak zorunda kalmıştı. Amaç, aynı durumdaki Osmanlı’nın ne yaptığını, geleceğe yönelik planlarının neler olduğunu anlamak idi.
- Osmanlı’nın tecrübelerinden yararlanmak için...
Tam olarak öyle. Daha sonra 1886’da Prens Komatsu gelecek. Ona karşılık II. Abdülhamit de Meiji İmparatoru’yla ilişkileri yakınlaştırmak için 1889’da Ertuğrul Fırkateyni’ni yollar. Dönüş yolculuğunda, biliyorsunuz, gemi büyük bir fırtınada batar.
ULUSLARARASI EMPERYAL HUKUK DÜZENİ
- İmzalanan bir antlaşma var mı?
İlişkiler gayri resmi düzeyde kalır, bir antlaşma imzalanamaz. Büyük Batı emperyal güçlerinin kurduğu uluslararası ilişkiler hukuku o kadar hâkim ki, bunun dışında bağımsız olan iki ülke -Osmanlı ve Japonya- ilişki kuramıyor. Ya kapitülasyon imzalayacaksın ya da Avrupa ülkeleri arasında yer alıp devletler eşitliği ilkesine dayalı olarak bir ilişki kuracaksın. Bunun dışında üçüncü bir yol yok. Antlaşma, ancak Lozan’dan sonra 1924’te imzalanacaktır.
‘DÜNYA SAVAŞI JAPONYA’YA YARADI’
- Dünya Savaşı’na giden süreçte ilişkiler nasıl?
Japonya, Osmanlı ile dostane ilişkileri sürdürüyor ama unutmamamız gerekir ki Tokyo İngiltere taraftarı. 1902’de İngiliz-Japon ittifak anlaşması imzalanıyor. Japonya, Dünya Savaşı’na İngiltere’nin tarafında giriyor. Ayrıca arşivlerde yeni bulduğum veriler Almanya’nın Japonya’ya derhal savaş ilan ettiğini gösteriyor. Çünkü İngiltere ve öbür müttefikler Almanya’nın Doğu Asya’daki küçük kolonileri Japonya’ya söz veriyorlar. Ve derhal gidiyor işgal ediyor. Pasifik Okyanusu’nda çok geniş bir sahada hâkimiyet kazanıyor.
Japonya, savaştan müthiş avantajlı çıkıyor. Akdeniz’deki müttefikler donanması, bütün silahları, özellikle mermileri Japon fabrikalarından alıyor. Silah sanayisini İngilizler kurduğu için, tüfekler ve mermiler aynı spesifikasyonda. Japon ticareti müthiş yararlanır savaştan.
JAPON ELÇİSİ İSTANBUL’DA
- Japonya’nın savaşın çok içine girmeme, bundan faydalanma gibi bir yönelimi var. Sevr sürecinde tavrı nasıl?
İngiltere ve Fransa’dan farksız. Çünkü bu onların gözünde Avrupalıların savaşı. Ancak Japon hükümeti, 1921’e gelindiğinde birden bire tavır değiştiriyor, çünkü artık Boğazlar Komisyonu kurulmuştur. Komisyon, sadece Boğazlar’ı değil, İstanbul’u da idare edecektir. Bu, Japon arşivinde açık şekilde karşımıza çıkıyor. İngiltere, bu işgali temelli yapmak niyetindedir. Bunun üzerine Japonya, Boğazlar Komisyonu’na yüksek komiser yollamak istediklerini beyan ediyor. “Temelli olacaksa biz de boğazlarda olmalıyız”, diyorlar. Rusya’ya karşı o bölgede olmayı arzuluyorlar. Diğer taraftan İngilizler, Japonların Rus İç Savaşı’na müdahalesini imparatorluklarını kurmak için kullandıkları düşüncesinde. Tedirginler. Tam bu noktada Nisan 1921’de Sadatsuchi Uchida İstanbul’a geliyor.
İSTANBUL VE ANKARA’YA EŞİT MESAFE
- Japon elçisi Uchida Ankara hükümetine nasıl bakıyor?
Japon arşivlerinden anlaşılan şu: İngiltere zaferi kazanmış, ama yorgun ve Bolşevik Devrimi’ni hiç hesap edememiş. Dünya değişiyor ve İngiliz hükümetinin bunu kontrol etmekte zorlanacağı aşikâr. İstanbul’a gelmeden önce Londra’da önemli bir konferans yapılıyor. Buraya hem Yunanistan’ın hem de İstanbul’un temsilciler gidiyor. Ankara’dan da Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey gönderiliyor. Uchida da dâhil olmak üzere herkes orada.
Telgraflardaki tavrından anlaşıldığı üzere başından beri teknik olarak iki tarafla da konuşuyor, Ankara’yı düşman kabul etmemiş. Londra’da hem Bekir Sami Bey’le hem de Tevfik Paşa’yla dost oluyor. İstanbul’a Nisan’da geliyor. Tabi ki bütün öbür ülkelerin temsilcileriyle, Ermeni ve Rum patriğiyle de görüşüyor. Vahdettin’i de ziyaret ediyor.
Uchida, Sıraselviler Caddesi’nde, 26 numarada kalıyor. Bekir Sami Bey, Avrupa’daki müzakerelere İstanbul’dan gidiyor. Giderken gelirken mutlaka Uchida’ya çay içmeye uğruyor. Ofisin ikinci müdavimi herkes tarafından Ankara hükümetinin temsilcisi olarak değerlendirilen Kızılay Cemiyeti Başkanı Hamit Bey. Sık sık görüşüyorlar. Uchida, Ankara ve İstanbul’a eşit bir tavır sergiliyor.
İNGİLTERE’NİN TEKLİFİ
- Japon arşiv belgelerinde ne tür ayrıntılar var?
1921 ile 1922 arasındaki telgrafları inceledim. Uchida’nın şöyle bir rolü var: İngilizler, Ankara’yla doğrudan görüşemiyorlar. İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold, artık Uchida’yı kullanıp Ankara’ya mesajlar yollamaya başlıyor. Uchida’nın kendisi de bu rolü benimsiyor, çünkü Tokyo’ya gönderdiği telgraflarda “Biz İngilizlerin çizgisinden biraz bağımsız olmalıyız” diyor. “Eğer Ankara’yla dostluğu daha önceden kurarsak, gelecekte Ortadoğu’da daha avantajlı oluruz. Çünkü yeni kurulacak olan hükümetin destekleyicisi ve dostu olacağız.”
Rumbold, Uchida üzerinden iki kritik mesaj gönderiyor. Derdi şu: O dönemde Hindistan’da Müslüman Hintlilerin başını çektiği, Ankara’nın da desteklediği büyük bir hilafet, protesto hareketi var. Ankara’yla Hindistan’daki hilafet hareketi arasındaki ara bulucu ise Halide Edip Adıvar. Bu tam “Hint altınları geldi” denilen dönem. Rumbold şöyle diyor: “Bu hilafet hareketi çok can sıkıyor. Eğer Ankara hükümeti onlara nasihat edip de bu hilafet hareketinin İngiltere aleyhindeki faaliyetlerini durdurmasını sağlarsa, Misak-ı Milli üzerinde konuşabiliriz.”
İNGİLTERE YUNANLARI ‘SATIYOR’
- Ankara’nın cevabı ne oluyor?
“Savaş halinde olmak gibi bir derdimiz yok, ama Misak-ı Milli ilkelerimizi kabul etmeleri gerekir”, diyorlar. Orada küçük bir toprak müzakeresi oluyor. Uchida bunu söyleyince, Rumbold “Tamam, biz Yunanlıların rahatlıkla İzmir ve Batı Anadolu’yu vermelerini sağlarız” diyor.
- İngiltere hemen Yunanlıları “satmış”...
Ben Yunanlılara acıdım. Çünkü daha iki sene savaşacaklar orada. Rumbold diyor ki, “İzmir, Batı Anadolu hiç sorun değil. Ama Trakya için henüz bir karar veremeyiz”. Bu telgrafı okuyunca dünyanın bugün de olduğu gibi reel politik bir dünya olduğunu görüyorsunuz. Müthiş bir satranç oyunu var! Ankara hükümeti de akıllıca yanıtlar veriyor.
Daha da ilginci Uchida, İzzet Paşa’ya gidiyor, açık söylüyor: “Biz Ankara’yla konuşuyoruz. Ankara, Hindistan’daki hilafet hareketini durdurabilirse, biz sizin Misak-ı Milli’den istediğiniz Batı Anadolu, İzmir topraklarını geri veririz. Siz bu konuda ne düşünürsünüz?” İzzet Paşa ise “Biz Ankara’yla aynı düşünürüz” diyor.
Burada Bekir Sami Bey’in en son bir telgrafı var. Güzel yazmış. “Biz bunu sağlamaya çalışırız. Ama unutmayın ki İngiliz İmparatorluğu da Hintlilere çok kötü muamele etti. Asya milletleri ve Hintliler İngiltere’ye karşı çıkıyorsa haklı sebepleri var. İngiltere aleyhinde protesto yapılmamasını sağlamaya çalışırız, ama bizi ne kadar dinlerler, çünkü siz haksız bir konumdasınız” diye lafını da koyuyor.
TOKYO’DAN UCHİDA’YA AZAR
- İngilizler Uchida’nın denge politikasından hiç mi rahatsız olmuyor?
Aralık ayında Uchida’ya Japon Dışişleri Bakanı’ndan çok ağır bir telgraf geliyor. Derhal Ankara’yla konuşmayı bırakmasını söylüyor. Tokyo’daki İngiliz Büyükelçiliği’nden yardımcı konsolosun geldiğini, yazılı bir eleştiri mektubu okuduğunu ekliyor. Bu diplomatik ilişkilerde çok ağır bir durumdur. Uchida’ya da artık sessiz kalması, görüşmeleri bırakıp arka plana çekilmesi söyleniyor. “Aktif olalım, barışı biz sağlayalım” politikasını yapamayacakları bildiriliyor.
İSTANBUL’DAKİ JAPON İSTİHBARAT AĞI
Rus-Japon Savaşı (1904-05) sırasında Odessa-Sofya-İstanbul hattında Japon askeri istihbaratının ağı kuruluyor. Amaç, Karadeniz’deki Rus donanmasını takip etmek. Boğazlardan geçecek mi geçmeyecek mi? Nitekim Rus donanması Boğazlar’dan 1904 Ekim’inde teker teker çıkar. Bunun haberleri anında iletilir. İstanbul, Japonya için belli ki diplomatik ilişki kuramasa bile Rusya’yı ve Karadeniz’i izlemek için çok önemli bir yerdi. Ayrıca Akdeniz, Karadeniz ve Balkanlar çevresiyle de ticaret yapmak için önemli bir noktaydı.
TÜRK GAZETECİ JAPONYA’DA
Dünya Savaşı’nın başında Japonya’ya gitmiş bir Türk gazeteci var: Samizade Süreyya Bey. Tokyo’ya neden gittiğini söylemiyor. Bence sebep şu: Japonya’nın savaşa gireceği, Almanya’ya savaş ilan edeceği fakat Osmanlı’ya etmeyeceği aşikâr. Karşı kamptalar, ama savaş ilanı yok. Fakat Almanya’nın savaş ilan edip etmeyeceği, savaşa girip girmeyeceği bilinmiyor. Bence o işi takip için orada.
Japonya’nın ne yapacağı Türkiye için önemli. Süreyya Bey, Japonların hata yaptığını söylüyor. Ama Japonlar da zaten Almanya’ya savaş ilan etmekte gayet tutuk davranıyorlar. Japonların nazarında bu Avrupalıların savaşı. Belgeler buna işaret ediyor. Hükümetin ileri gelenleri sürekli bir tartışma halinde ve “Avrupalıların paylaşım savaşında İngiltere’nin yanında olalım ama elimizi kana bulamayalım, yararlanmaya çalışalım, ama dışında duralım” diyorlar.
JAPONYA’DA MEŞHUR OLAN İNEBAHTI TABLOSU20japon
-  Osmanlı 1571 yılında İnebahtı’da büyük bir hezimete uğradı. 1580 yılında ise 4 Japon İspanya’ya elçi olarak gelir. Geri dönerken bir İnebahtı resmi götürürler...
Bende var o resim. O dönemde çok popüler olur. Büyük bir ihtimal İspanya’dan veya İtalya’dan getirilen yağlıboya bir tablo. Ondan esinlenerek büyük Japon paravanları yapılır. Japonya açısından düşünürseniz, Batı’da egzotik bir savaş olmuş, Türkler denilen birileri yenilmiş vs. İlginç olaylar canlı bir şekilde paravanlar üzerine resmediliyor, oturma odalarında süsleme amaçlı kullanılıyor.
Özlem Kumrular – Mehmet Perinçek


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.