1. Dünya Savaşı sadece topla tüfekle yapılmadı: Propaganda savaşları

1. Dünya Savaşı sadece topla tüfekle yapılmadı: Propaganda savaşları
03 Mayıs 2015 Pazar 10:19

Hazırlayan: İlkin Başar Özal 

1. DÜNYA Savaşı’nda, propaganda da kendine önemli bir yer bulur. Bu topyekün savaşta İtilaf devletlerinin uyguladığı propaganda, hem ulusal hem de uluslararası boyutta kamuoyunun kontrol altına alınması için ortaya konulan ilk sistemli girişimdir  

Propaganda; bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma olarak tanımlanmaktadır. Savaş meydanları kadar sivil yerleşim alanlarının, cephedeki asker kadar cephe gerisindeki sivilin de bir parçası haline geldiği 1. Dünya Savaşı’nda, propaganda da kendine önemli bir yer bulur. Bu topyekün savaşta İtilaf devletlerinin uyguladığı propaganda, hem ulusal hem de uluslararası boyutta kamuoyunun kontrol altına alınması için ortaya konulan ilk sistemli girişimdir.  

İNGİLİZ PROPAGANDA TEKNİKLERİ 

İngiltere’nin en önemli propaganda ajansı Charles Masterman’ın başkanlığına getirildiği Wellington House’dur. Masterman, dönemin önde gelen 25 İngiliz yazarı ile görüşerek kendilerinden hükümetin bakış açısını yansıtacak eserler yaratmalarını ister. Savaş sırasında propaganda amaçlı olarak üretilmiş olan Kraliyet mesajları, kitaplar, broşürler, resmi yayınlar, konuşma metinleri gibi çeşitli yazılı kaynaklar İngiliz kurumları tarafından yurt içinde ve dış ülkelerde dağıtılır. Haziran 1915 itibariyle, Wellington House tarafından çeşitli dillere çevrilerek dağıtılan propaganda belgeleri 2,5 milyon kopyadır. Mart 1916’da sayı 7 milyona ulaşır.  

Gelibolu Cephesi’ndeki etkinlikleri dikkate alındığında İngilizler, Osmanlı devletine göre teknik ve altyapı bakımından daha ileri propaganda imkanlarına sahiptir. Kullanılan materyalle içeriğinin, propaganda uzmanları ve istihbarat subaylarının denetiminden geçtikten sonra Arapça ve Türkçe hazırlandıkları anlaşılmaktadır. Cephe hattında taşa sarılı kağıtlar, sigara paketlerine iliştirilmiş resimler, uçaktan atılan broşürler hatta Anzakların 7 metre ilerisindeki Türk siperlerine seslenmelerine kadar geniş bir yelpazede propaganda faaliyetinde bulunurlar. Esir düşenlere yapılan iyi muamele ve onlara sunulan imkânların anlatıldığı broşür ve beyannamelerin fotoğraflarla desteklendiği görülmektedir.  

1. Dünya Savaşı’nda, Osmanlı Genelkurmayı müttefiki Almanya’nın da desteğiyle bir kısım etkinlikleri hayata geçirmeyi başarır. Savaşın ilerleyen sürecinde çeşitlenen bütün Osmanlı propaganda faaliyetleri Harbiye Nezareti tarafından örgütlenir ya da yönlendirilir. En büyük kozu da Çanakkale Cephesi’dir.  

OSMANLI PROPAGANDA ÇALIŞMALARI 

Öncelikle cepheye gönderilen fotoğrafçılarla anti propaganda çalışmasına girişilir. Görsel propagandayı güçlendirmek amacıyla savaş alanlarının filme çekilmesi de amaçlanır. Fotoğraflar Servet-i Fünun, Tanin, Tasvir-i Efkar gibi yerli ve Fremdenblatt, Neue Freie Presse, Lokal Anzeiger, Tages Zeitung, Berliner Tageblatt, Fussischer Zeitung yabancı gazeteler ile Harp Mecmuası, Donanma Mecmuası, Yeni Mecmua gibi dergilerde yayınlanırken filmler de uygun salonlarda gösterime girer. Cephe gerisinde savaşın haklılığını kanıtlamaya yönelik etkinlik ve çabaların en önemlileri Seddülbahir ve Anafartalar bölgelerine gelerek Çanakkale Savaşları’nın cephe hatlarını gezen, askerle sohbet eden ve komutanlarla görüşüp buradan edindikleri izlenimlerini halkla paylaşan heyetlerdir.  

Harbiye Nezareti Çanakkale’de yaşananları ölümsüzleştirmek ve askerle halkın motivasyonunu yüksek tutmak amacıyla sanatçılardan oluşturulan Heyet-i Edebiye’nin cepheyi gezmesini sağlar. Bu heyette; Ağaoğlu Ahmet, Ali Canip (Yöntem), Celal Sahir (Erozan), Enis Behiç (Koryürek), Hakkı Süha (Gezgin), Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Hıfzı Tevfik (Gönensay), İbrahim Alaaddin (Gövsa), (ressam) İbrahim Çallı, Mehmet Emin (Yurdakul), (eski Tanin gazetesi muharriri gazeteci) Muhiddin (Birgen), (maarif müfettişi ve ressam) Nazmi Ziya (Güran), Orhon Seyfi (Orhon), Ömer Seyfeddin, (eski Darüleytam Müdürü) Selahaddin (Öksüzcü), (bestekâr) Rauf Yekta (Madran), Yusuf Razi (Bel) yer almaktadır. Ayrıca heyette fotoğraf çekme ve filme alma işleriyle görevlendirilen Makis Herdel ve Arakisyan Efendi de bulunmaktadır. 

4. Ordu Kumandanı Cemal Paşa da Suriye, Filistin ve Lübnan’daki ilim irfan sahibi kişilerden bir heyet oluşturulmasını sağlayarak İstanbul ve Çanakkale’ye ziyaretler gerçekleştirmeleri için önayak olur. Üyelerinin çoğunluğu “şeyh” unvanı taşıyan bu heyet, cephe ziyareti sırasında kendileriyle ilgilenen, yaralılar için kendileriyle birlikte dua eden ve askerini her şeyin üstünde tutan Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal’den etkilendiklerini beyan ederler. İstanbul’a dönüşlerinde heyet adına Şeyh Muhammed Efendi padişah huzurunda yaptığı konuşmasında Çanakkale’de yaşanan başarıda en büyük payın “Anafartalar Kahramanı, Büyük Kumandan” olarak nitelendirdiği Mustafa Kemal’e ait olduğunu belirtir. Mebusan Meclisi tarafından gönderilen Milletvekilleri Heyeti ve Sivas’tan gelen heyet de cephede incelemelerde bulunur. Arıburnu mıntıkasında bu iki heyeti de bilgilendiren gene Mustafa Kemal olur. Ayrıca adamları, Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa beş kez, şehzadelerden Veliaht Yusuf İzzeddin Efendi, Osman Fuad Efendi, Abdurrahim Efendi, Abdülhalim Efendi, Şerafeddin Efendi, Ayan Meclisi üyelerinin yanı sıra yabancı erkan da cephe ziyaretlerinde bulunurlar. Çanakkale cephesine götürülen bu kişiler dışında Harbiye Nezareti tarafından gazeteci Hüseyin Cahit, Çanakkale Cephesi’nin savaş alanlarında gezdirilir. Bütün bu ziyaretlere ve elde edilen izlenimlere basın geniş yer verir. 

ANAFARTALAR ZİYARETİ MECLİS’TE 

Mebusan Heyeti ile Anafartaları ziyaret eden Kütahya Mebusu Abdullah Azmi Bey’in Meclis’teki konuşmasından: 

“Anafartalar’da Mustafa Kemal Bey’in Karargâhına gittiğimiz vakit, kendisi 18 kişilik heyetimizi siperlere sokmayarak bir tepeye çıkardı. Oradan düşmanın 27, 28 parça kadar saydığımız gemilerini görüyorduk. Düşman böyle gemilerinin ateşi altına sığınmış bir haldeydi. Mustafa Kemal Bey’in gösterdikleri cesaret ve başarı nedeniyle kendi ismi verilen Kemal Yeri tepesinde bizi savaş hakkında bizzat bilgilendirdi. Bu kadar önemli işleri arasında yediğimiz yemekte heyetimizin 18 üyesinin her birinin adına sadece 12 saat içerisinde çizdirdiği savaş alanı haritalarını bizlere sundu. Bu haritaları tabaklarımızın üzerinde bulmuştuk. Yemek yerken mızıka takımı Carmen operetinden bir parça çaldı. Bunu anlatmadaki amacım Mustafa Kemal Bey’in vazifesindeki dikkatinin bir örneğini size göstermektir.” 

GAZİLERİN HUZURUNDA UTANIYORUM’ 

Heyet-i İlmiye üyesi Uryanizade Ali Vahid, “Böyle fedakâr gazilerin huzuruna varmaya kendimde bir liyakat göremiyordum. Vallahi onlardan utanıyor, sıkılıyordum. Öyle onların büyüklüklerine karşı ben ne yüzle, hangi bir fedakârlığımla vatana istihkak iddiasında bulunabilecektim. Bu grubun kahramanı Mustafa Kemal Bey’e bu büyük kumandana bütün İslamlar ve müttefiklerimiz medyun-u şükrandır. Anafartaların en nazik bir zamanında Mustafa Kemal Bey’in aldığı tertibat ve tertip ettiği bir hücum sayesinde Boğaz büyük bir tehlikeden kurtulmuştur.” 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.