YALÇIN KÜÇÜK/ 3 G: Gül & Gülen & Gülerce-(TAMAMI)

PDFYazdır

Tevrat ile Kuran arasında “Ismael” ve “Isak” farkı ve hatta ihtilafı var; Tevrat, kurban edilecek olanın Ismael olduğuna katılmıyor. Tevrat’ta güzel bir epizod okuyoruz; Rab Sarah’a, Hacer’i Abraham’ın yatağına sokmasını söylüyor. İbrani adının İngilizce transliterasyonu “Hagar” olmaktadır, Hacer söyleyebiliyoruz, ama “Agar” veya “Ağar” telaffuzu da mevcuttur. Sarah şaşırıyor, O Rab, “Ishmael “ diyor, “İşmael” okuyoruz, bendeki sözlükler “God will” karşılığını veriyorlar. Ismael, İbrani bir sözcük olmakla, “diyor” anlamındadır. İsak’a gelince, İngilizce transliterasyonu Isaac olmakla, “he will laugh” demektedir, “gül” ve türevleri “gülen”, “güler”, “gülerce” buradadırlar. Öyleyse, “gül” kökü ile “gülen” ve “gülerce” türevleri ve İsak, ki “gül”, “gülerce” karşılığıdır, arasında onomastique bağ kurabiliyoruz. “3 G” bağı diyebiliyoruz, hızla çekiyoruz.

İsimlerin İbranileştirilmesi

Benim “İsimlerin İbranileştirilmesi” çalışmamda, “Itzak” ve Ishak” girişi var, Gülen, Güler, Besim, Gülman, Gülsüm, Hande, Gülse, Güllü, Gül, karşılıklarını buraya koyuyorum. “Hande”, farisi olup, “Gülüş” demektir, daha çok İbrani asıllılar taşıyorlar.

Devam ediyorum, Abdullah Gül Beyefendi’nin bana yazılmış bir mektubu oldu ki, Milliyet’in birinci ve tam sayfasında yayımlanmıştı. Bu bir, Canan Arıtman’ın, Gül’ün kökeninde Ermenilik olduğu görüşlerine ve Soner Yalçın’ın, aile ağacı yazılarına hiç katılmadım, ek bilgiler Fitne’de yer alıyor. Öte yandan, Ankara Emniyet eski müdürü Cevdet Saral, Fethullah Gülen’in kardeşinin adının “Mehdi” değil, “Mesih” olduğunu resmi raporuna koymuştu, binnetice, polislik mesleğini söndürdüler. Gülen, Erdoğan’ın Gazze’ye Marmara Seferi’ne karşı çıktı ve Tevrat ile Kuran arasında bir yakınlık araştırmaktadır. Öte yandan, şimdi Star’da yazan Nasuhi Güngör, Akepe’nin kuruluşu sırasındaki her adımda Israel temas ve teşhisleri olduğunu ortaya çıkaran bir kitap yazmıştı, biliyoruz. Buna göre Gül, bağı kurandır.

Gülen, Doğan ve Kılıçdaroğlu siparişi: Gül

Fethullah Gülen, Aydın Doğan ve Kılıçdaroğlu ile birlikte, Gül’ü cumhurbaşkanı yapmak istiyordu ve Tayyip Bey, nagehan, Abdullah Gül’ün politik kariyerini sona erdirdi. Gül’e şimdi Amerika’da lame duck, “topal ördek” diyorlar, etkisiz iki yılı kalmıştır, anlamındadır. Fethullahi Parti artık kaybedendir, çok çaresiz ve çok kızgın, şedit bir haldedir; Gülerce, kaybeden psikoza ilaveten, pek talihsiz bir sefere çıkmış görünüyor.  “Güler-çalar”, -ce ekini “çalar” biliyoruz, uygundur, çok acemi görünüyor. Fethullah Hoca Efendi bir adam bulmalıdır; Küçükefendi Dedem’in hayrına, yardıma hazırım, buluruz.

Gülerce’nin yalvarışları

Fethullahi dershane sahibi Güler-çalar, “Abdi İpekçi- Soner Yalçın” nam tırşık tenceresinde, “tırçık” Kırmanci “türlü” anlamındadır, Soner’i, “Prof. Yalçın Küçük’le birlikte Türkiye’de Yahudi düşmanlığını körükleyen, sabetayist histerisini başlatan, insanları soy-sop avcılığına teşvik eden, Cumhurbaşkanı’nı, Başbakan’ı ve nice değerli insanı ‘dönme’ ilan etmeye kalkanlarla birlikte aynı saftaki adam” olarak tarif ediyor. Aslında tarif etmiyor, Israel’e yalvarıyor, “imdat” demektedir. Pek defeatist bir hali var.

Abdi İpekçi’nin ölümü

Şu Fethullahiler bir hoş olmuşlar, Abdi İpekçi “kaos” yaratmak için öldürülmüş; daha bilgisizini ve daha ölçüsüzünü bulmak zordur. Bir, 1975-1980 arasında günde 20 kişi öldürülüyordu. İki, Rektör Bedri Karafakioğlu, Profesör Ümit Doğanay, Cavit Orhan Tütengil, Bedrettin Cömert ve pek çok değerli insan bu tarihte öldürüldüler. Mahalleler bölünmüş, kadın-erkek silahlı nöbet tutuyorlardı. Üç, İpekçi’nin öldürülmesine ihtiyaç yoktur. Dört, öldürülmesinden hemen sonra Milliyet satıldı. Tartışmalıdır, burada duruyorum.

Bu tırşıkçı Güler-çalar, Soner’in bir de İpekçi’ye “sabetayist” dediğini buyuruyor; a, o tarihlerde Türkiye’de bu sözcük kullanılmıyordu, 2000 yılından sonra ben çıkardım, “dönme” sözcüğüne göre daha kibardır; b, Abdi İpekçi’nin Selanikli olduğu ise hep bilinir, önce Yalçın ve ben bu meseleyi bilimselleştirdik; c, ben ısrarla sabetayistler olmasa Cumhuriyet’i kuramazdık diyorum; d, başka kapıya, biraz çalışın diyorum.

Yeni rüyalar, yeni davalar

Burada bitiriyorum, “ilginçtir, Doğu Perinçek, Yalçın Küçük, Soner Yalçın üçlüsü, 1989-1994 arasında çok hızlı Apoculuk yapıyor” buyuruyor ve bu yetmiyor,  herhalde bu “üçlü”, Abdi İpekçi’nin sabetayist olduğu propagandasını ve Hrant Dink’in de Ermeniliğini öne çıkararak, ölmeyi hak ettiklerine dair alçakça ve sinsice bir provokasyon” yapmıştır, diyor. Çok güzel, herhalde bu Güler-çalar, ya çok korkmuş ya da arkası açık uyumuştur; çok kötü rüyalar görüyor. Olmadı, “yeni davalar” hayal ediyorlar, Tayyip Erdoğan’a sunuyorlar.

Buna herkes güler

Rab; ‘Sarah, Abraham’ın koynuna gir’ buyurmuştu; Sarah, “ama yüz yaşındayım” demiş ve utanmıştı; “Itzak” dedi, herkes “güler” anlamında, İngilizce everybody laughs, telaffuz ediyoruz. Çocuğa Itzak -biz İsak ve İshak çağırıyoruz- dediler ve işte “Güler-çalar” adını burada buluyoruz, bağlıyoruz.

Doğruları olmayanlar

Doğruları yoktur, Sarah’ya benzemiyorlar, Hrant Dink ile Muhsin Yazıcıoğlu ölümlerini birleştirip, bize yüklüyorlar. Bir, “Bre Güler-çalar”, Hrant’ı öldürenlerin Yazıcıoğlu gençleri olduğu kayıtlıdır. İki, “Bre Güler”, Yazıcıoğlu’nun öldürüldüğü bir rivayettir ve henüz bilmiyoruz. Üç, “Bre”, buradan, mümkünse, Ordu’ya bir komplo daha çıkartmaya çalıştıklarını biliyoruz. Dört, Trabzon’da Rahip, Malatya’da misyonerler, İstanbul’da Dink cinayetleri birliktedir ve bu nedenle üstleri örtülmektedir. Gürültüsünü ilk kez, Gül’ün Alamanya’da patlattığını hatırlıyoruz. Üçü de Hristiyan’dılar ve Alamanya büyük bir Hristiyan devletidir. Şaşırtmaca var.

Bunlar laughing-çalar’dırlar. “Three G” diyebiliriz, “Gül” diyorlar. Gülemiyoruz, kökünü kazıyorlar.

Son Güncelleme: Cuma, 10 Şubat 2012 12:39
 

Kategorideki tüm içerikleri görmek için tıklayınız

Son Köşe Yazıları