HİKMET ÇİÇEK/ Milli takım fişleniyor! -(TAMAMI)

PDFYazdır

 

Geçtiğimiz hafta Galatasaray-Kayserispor maçında Arena’da bir pankart açıldı. “Adamsınız” yazılı pankartın her iki tarafına Selçuk İnan ile Burak Yılmaz‘ın resimleri vardı. Sarı-Kırmızılı taraftarlar, milli takım kadrosundan çıkarılan ve haklarında “bilerek oynamadılar” diye yalan haber yapılan Selçuk ile Burak‘a “Adamsınız” diyerek destek verdiler. Milli takım kadrosuna alınmayan ilk futbolcular Burak ile Selçuk olmadıklarına göre bu yepki nedendi? “Adam olmayanlar” kimlerdi? Milli takımda neler oluyor?

“Bizden - bizden değil”, “Sunni - Alevi”, “Müslüman - Laik”, “Muhafazakar - solcu”... Türkiye, devletin çeşitli kurumlarında polis teşkilatında, üniversitelerde, yargıda, çeşitli bakanlıklarda bu türden ayrımcılığa, fişlemelere yıllardır tanık oldu, oluyor... Nice yurttaşımız bu akıldışı, hukuk dışı, fişlemelerle işinden oldu... Ama milli takımın da fişlendiğini, futbolcuların yeteneklerine, başarısına, form durumuna göre değil de “bizden - bizden olmayan”a göre seçildiğine ilk kez tanık oluyoruz.

Alevi misin, yoksun

Türk futbolunun son yıllardaki en yetenekli isimlerinden Selçuk İnan‘a karşı Avcı’nın mesafeli duruşunun arkasında, Selçuk‘un Hataylı bir Alevi (Nusayri) yurttaş ve Atatürkçü oluşunun hiç rolünün olmadığını mı sanıyorsunuz? Peki, Selçuk‘un yakın dostu, kamplarda oda arkadaşı Burak neden kesiliyor dersiniz? Ya pırlanta gibi bir futbolcu olan Fenerbahçeli Gökhan Gönül? Gene Fenerbahçeli Caner Erkin yerine Türkçe bile bilmeyen “gurbetçi” Sercan Saraer neden tercih ediliyor? Hangi yeteneğiyle? Örnekleri çoğaltmak mümkün.

“Grubun” adını koyalım

Türk milli takımı 20 yıldan beri hiç bu duruma düşmemişti. Dünya kupası elemerinde dört maçın sonunda iddiasınu kaybetti. Brezilya’ya gitmek mucizelere kaldı.

Romanya ve Macaristan maçlarındaki kötü futbol spor kamuoyunda çok tartışıldı. Herkes bir şeyler söylüyor. Suçu, Saracoğlu stadının zemininde arayanlar bile çıktı. Ancak meselenin özüne değinen neredeyse hiç yok. En açık eleştiri, takımın “kaptanı” Emre Belözoğlu ile teknik ekibin (Abdulah Avcı ve yardımcıları Okan Buruk) takım içinde “bir grup” oluşturduğu biçiminde. Ancak bu grubun adı bir türlü söylenemiyor.

Adını koyalım. Bu gurp, “Fethullah Gülen cemaati”dir. Onca tecrübeli teknik direktör varken, İstanbul Büyükşehir gibi seyircisi olmayan bir takımdan gelen Avcı’nın başa getirilmesiyle o “gruplaşma” başlamıştır. Uzun zamandır Türk futbolunda egemen olmak isteyen, bunun için Fenerbahçe’ye karşı “3 Temmuz” operasyonunu yapan cemaat bundan sonra milli takıma el atmıştır.

Kurtulmadan olmaz

2002’de dünya üçüncüsü, 2008’de Avrupa Şampiyonası’nda yarı final oynayan bir takımdan söz ediyoruz. Federasyon Başkanı Yıldırım Demirören, Abdullah Avcı’ya “devam” garantisi veriyor. Federasyonun Milli Takımlar Sorumlusu Selim Koray da “2023’e kadar uzayacak bir süreç. Şimdi kolları sıvarsak ancak toparlanırız” diyor ve Avcı ekibine güvendiğini söylüyor. Zaten Avcı da istifayı düşünmediğini söylüyor. Emre Belözoğlu da teknik direktörüne sahip çıkıyor. “Bu ülkenin evladıdır. Türkiye evladına sahip çıkmak zorundadır” diyor.

Cemaatin gitmeye niyeti yok. Ama onlar gönderilmeden de milli takım “milli takım” olmayacak.

 

 

Son Güncelleme: Cuma, 09 Kasım 2012 14:41
 

Kategorideki tüm içerikleri görmek için tıklayınız

Son Köşe Yazıları