Ölümünün 5. yılında Yarbay Ali Tatar: Bir Cemaat cinayeti

Her şey İstanbul Emniyeti’ne gönderilen isimsiz ihbar mektubuyla başladı. Asılsız iddialar nedeniyle ikinci kez tutuklanmasına karar verilince canına kıydı. Adım adım intihara sürüklenerek katledildi

Ölümünün 5. yılında Yarbay Ali Tatar: Bir Cemaat cinayeti
19 Aralık 2014 Cuma 15:14

Hikmet Çiçek

Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit’in önüne bir dosya konulduğunda tarihler Ağustos 2009’u gösteriyordu. Dosyada “amirallere suikast” yapılacağı iddia ediliyordu.

İstanbul Emniyeti Elektronik Şube Müdürlüğüne, 15 Temmuz 2009 günü gönderilen isimsiz ihbar e-postasında bir muhbir, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Deniz Harp Okulu’nda örgütlenmiş bir “karanlık organizasyonu” ihbar ediyordu. O günlerde Cemaat’in bütün tertipleri bu tür bir ihbarla başlıyordu.

Soruşturma sonunda bazı deniz teğmenleri tutuklandı. “Uyuşturucu ve fuhuş çetesi” diye başlayan operasyon önce “Amirallere suikast”a, daha sonra da başka dosyalarla birleştirilerek “Poyrazköy Davası”na dönüştü.

Soruşturmanın başındaki savcı ve şimdi Yargıtay üyeliği yapmakta olan Süleyman Pehlivan’dı.

Soruşturmanın polis ayağını ise şu anda Silivri’de tutuklu olan İstanbul TEM Şube Müdürü Yurt Atayün yürütüyordu.

PERİNÇEK’İN ‘KURYESİ’ ALİ TATAR

Poyrazköy iddianamesi akıllara zarar bir metindir. İddianameye göre Perinçek’in Silivri’den gönderdiği talimatları, teğmenlere ileten “kurye” Yarbay Ali Tatar’dı!

Ali Tatar, “Beşiktaş Terör Örgütü”nün özel yetkili savcıları tarafından 5 Aralık 2009 günü gözaltına alındı. Tatar’ın hedef seçilmesinin en önemli nedeni Alevi olmasıydı. Bu yolla ordu içinde görev yapan Alevi kökenli Atatürkçü subayların tasfiyesi amaçlanmıştı.

Ali Tatar hakkında ilk suçlamalar www.dersim.iphox.com  isimli internet site şöyle yazıyordu:

“Yüzbaşı Ali Tatar; Alevi olup, (Sivas’ın Gürün ilçesinin Yuva köyündendir.) Yuva köye yörede PKK’lı yatağı ve anarşist yuvası olarak bilinmektedir. Aynı köyden yakın akrabası Hüseyin Tatar, anne: Elife, baba: Halife, bölücü örgüt üyesi olmaktan sabıkalıdır.”

Yarbay Tatar hakkında tek “delil” buydu.

TATAR TUTUKLANIYOR

Aynı gün Savcı Süleyman Pehlivan, Tatar’ı, “Silahlı terör örgütü üyesi” olduğu gerekçesiyle tutuklanması talebiyle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk etti. 10. Ağır Ceza’nın nöbetçi hakimi Davut Bedir, Tatar’ın tutuklanmasına karar verdi.

Yarbay Tatar’ın tutuklanması kararına avukatı İhsan Nuri Tezel itiraz etti. Tezel tahliye talebinde, askeri bir birliğin içinde, Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı’nda, komutanın bilgisi dışında “illegal bir toplantı” yapılmasına imkan olmadığına dikkat çekiyordu. Ayrıca Mayıs 2008’de yapıldığı iddia edilen bu toplantıya Perinçek’in katılması da mümkün değildi. Çünkü Perinçek o tarihte tutukluydu. “Belge”nin sahte olduğu açıktı.

29 Haziran 2009 tarihli ihbar mektubunda Ali Tatar’ın “dayısı Hüseyin Tatar ve akrabası Süleyman isimli şahsın PKK’lı olduğu” iddia ediliyordu. Oysa Ali Tatar’ın Hüseyin Tatar isimli bir dayısı veya amcası yoktu. Babasının adı Hüseyin Tatar’dı, o da çoktan vefat etmişti. Süleyman isimli hiçbir akrabası da yoktu.

Savcı Pehlivan Tatar’ın tahliye talebine karşı çıktı. Ancak 11. Ağır Ceza Mahkemesi yargıcı Bülent Akasma, savcı Pehlivan gibi düşünmedi. Tatar’ın tahliyesine karar verdi. Ali Tatar, 16 Aralık 2009 günü Hasdal Askeri Cezaevi’nden tahliye edildi.

PEHLİVAN YENİDEN HAREKETE GEÇİYOR

Ancak Tatar’ın çektiği çile bitmemişti. Savcı Pehlivan, Tatar’ın peşini bırakmayacaktı.

Yarbay Tatar’ın tahliyesinden bir gün sonra, 17 Aralık 2009 günü savcı Süleyman Pehlivan, 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tahliye kararına itiraz etti. Tatar’ın tahliyesine karşı çıktı ve Tatar hakkında “yakalama emri çıkarılmasına” karar verilmesini talep etti.

Özel yetkili İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 18 Aralık 2009 günü, oy çokluğuyla Tatar’ın yeniden tutuklanmasına karar verdi. Mahkeme üyesi Oktay Açar, karara muhalif kaldı.

AMA ALİ TATAR ‘ELE GEÇİRİLEMEDİ’

Tahliyesinin üzerinden daha 48 saat geçmemişti. Eşiyle, çocuklarıyla hasret giderememişti. Ruhu evinde kaldı, cansız bedeni “ölü muayene tutanağı” için Adli Tıp morguna kaldırıldı.

Yarbay Tatar’ın cenaze törenine katılan dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit, “Amirallere suikast” yalanına hiçbir zaman inanmadığını söyleyecekti. Tatar’ın cenaze töreninde savcı Pehlivan’a beddua edilecekti.

SUÇ: KASTEN ADAM ÖLDÜRMEK

Ali Tatar’ın kardeşi Ahmet Tatar, 25 Kasım 2014 günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Ahmet Tatar, kardeşi hakkında hukuka aykırı olarak gerçek dışı suçlamalar içeren fezleke düzenleyen ve hakkında hiçbir somut ve hukuki bir delil yokken tutuklayarak ölümüne neden olanlara dikkat çekti. Başta İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün olmak üzere çok sayıda polis şefi, soruşturma savcısı Süleyman Pehlivan ve Ali Tatar hakkında tutuklama kararı veren 10. ve 11. ağır ceza mahkemelerinin üyeleri hakkında “Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüt üyesi olmak, adil yargılamayı engellemek, suç atmak, sahte evrak tanzim etmek ve kasten adam öldürmek” suçlarını işledikleri için dava açılmasını talep etti. Soruşturma devam ediyor.

SON MEKTUP

Ali Tatar, ailesine bıraktığı veda mektubunda şöyle diyordu:

“İçim buruk. Bana bu oyunu oynayanlara ve sahip çıkmayanlara kırgınım. Yaşadıklarımı ikinci defa kaldırmam mümkün değil (...) Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız. Şunu bilin ki, en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.

“Sizlerin başını eğecek hiçbir şey yapmadım. Başınızı dik tutun. Ben, bana yapılan bu haksızlık ve hukuksuzluk sonucu o deliğe bir daha girmektense mezara girmeyi tercih ederim. Bu şekilde ölmeyi hiç istemezdim. İnsanın kendi eliyle hayatını sonlandırmasına önce ben karşı çıkardım. Kader böyleymiş, hakkınızı helal edin.”

Yarbay Ali Tatar intihar etmedi, öldürüldü!

Yarbay Tatar’ın ölümünü, “haksız suçlamalara dayanamayarak onuru için intihar eden bir subayın trajik sonu” olarak değerlendirmek yanlıştır. Ali Tatar adım adım intihara sürüklenmiş, katledilmiştir. Katilleri bellidir, hâlâ hesap sorulmamıştır. Hesap sorulmadan Tatar’ın ruhu huzur bulmayacaktır.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adem Kara - 5 yıl önce
yarbay alitatarin katilleri bugün onursuzca basin özgürlügünün arkasina saklanmaktadirlar