Murat Özenalp şehit ilan edilsin!

Murat Özenalp şehit ilan edilsin!
04 Nisan 2015 Cumartesi 10:51

Hikmet Çiçek / Sezim Özadalı 

Ergenekon sanıkları tahliye olmuş, Balyoz davasından yargılanan komutanlar da Yargıtay’ın onama kararının ardından cezaevinde Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararı bekliyordu. 2014’ün Nisan ayının son açık görüşünde Mamak Cezaevi’nde de buruk bir heyecan vardı. “Tahliyeden önce belki son kez cezaevine gidiyoruz” umuduyla sabahın erken saatlerinde Sema Özenalp, yanında çocukları Duru ve Batu’yla cezaevinin yolunu tuttu.  

Cezaevindeki babaları Albay Murat Özenalp de her zamankinden daha heyecanlıydı. Görüş saati geldi çattı. 1 saatlik sürede eşiyle ve çocuklarıyla vakit geçirdikten sonra birden yere düştü Murat Albay. “Bana ne oldu?” diye sordu anlamsızca. Eşi Sema Özenalp, “Bir şeyin yok, sadece bayıldın” dedi elinden tutarken. Sonra gözleri kapandı ve 4 günlük yaşam mücadelesini 1 Mayıs günü kaybetti. 

Biz de yazı dizimizin ikinci bölümünü teamüllere göre Tümamiral olması gerekirken Albaylıktan emekli edilen Murat Özenalp’in ailesine ayırdık...  

Evlerinde konuk değil, bir günlüğüne ailenin bir parçası olarak gördük kendimizi... Eve gittiğimizde mis gibi yemek kokuları vardı, sofra hazırlanmıştı. Hep birlikte yemeğimizi yedikten sonra Duru ve Batu odalarına çekildi. İkisinin de ders çalışma saatleri gelmişti. Sema Özenalp’in en çok önem verdiği konu buydu. 

HER GÜN PLANLI 

Sabah 6.20’de kalkıyor. 6.30’da Duru’yu kaldırıyor ve hazırlanmasına yardımcı oluyordu. 7.00’de Duru’yu okula gönderdiğinde bu sefer Batu’nun saati başlıyordu. Bir taraftan üzerini değiştirirken bir taraftan da 7.15’te Batu’yu kaldırıp ona kahvaltı hazırlıyordu. 8.00’de iş başı yapıp akşam 17.30’da evde olabiliyordu. Geldikten sonra bu sefer de akşam telaşı başlıyordu evde.  

Yemek yedikten sonra da Duru’nun ödevlerine yardımcı oluyor; 22.30’da uyuduktan sonra Sema Hanım kendine vakit ayırabiliyordu. Her gün böyle geçiyordu. Çocuklarına hem anne hem de baba olmaya çabalıyordu.  

Murat Albay’ın annesi Samiye Hanım da onlarla birlikte yaşamaya başlamıştı. Ve bir de Barny... Özenalp’in ölümünden 1 hafta sonra ailelerine giren İngiliz cinsi köpek... O da ailenin bir bireyi gibiydi. Duru, odasına geçtiğinde haftasonu yapılacak doğum günü partisi için pastacıyı arayarak nasıl bir şey istediğini anlatınca Sema Hanım şaşırdı.  

Çok hırslı bir çocuk olduğunu ve bu konuda babasına çok benzediğini söyledi hemen. Gözleri uzaklara bakarak “Murat da çok hırslı ve çok başarılı bir adamdı. Gittiği bütün kursları ve akademiyi birincilikle bitirdi” dedi. 

DURU ASKER KIYAFETİ GİYECEK 

Duru’nun henüz bir enstrüman çalamamasına rağmen 23 Nisan’da okulun bandosunda majörlük yapacağını anlatarak devam etti Sema Hanım. Okulda yaşadıklarını şöyle anlatmıştı annesine: “Hep bir erkek aramışlar. Ama benim içimdeki erkekten haberleri yok. Asker kızıyım ya. Asker kıyafeti de giyeceğim!” 

Sema Hanım sadece “O da görmeliydi” diyebildi, gözleri yaşlı... 

GÖNÜL YORGUNLUĞU 

Murat Albay, Duru’nun okula gittiğini göremedi. Sema Hanım bir gün görüşe okul kıyafetiyle götürdü onu. Babası çok duygulanmıştı. Murat Albay’ın annesi Samiye Hanım atıldı söze hemen. “Benim torunumun hakkı değil miydi babasının elinden tutup okula gelmek” dedi.  

Duru da babasını merak ediyordu. 5 yaşındaydı babası “gizli göreve” gittiğinde... Böyle demişlerdi ona. Ve babasının öldüğü gün Balyoz gerçeğiyle de yüzleşmek zorunda kaldı.  

Annesine “Babam beni hiç döver miydi?”, “Sürekli kullandığı gözlüğü var mıydı?” diye sorular soruyordu. Atatürk hayranı olduğunu öğrendiğimiz Duru, bir gün “Anne keşke babam 10 Kasım’da ölseydi” demişti. Babasını Atatürk’le özdeşleştirmişti. Sonra “Ama olsun” dedi, “ 1 Mayıs’ta güzel değil mi? İşçi Bayramı. Çok özel bir gün...”  

Sema Hanım’la hava almak için balkona çıktığımızda “Ağır bir gönül yorgunluğu var içimde” dedi. Hayata çocukları için devam ediyordu...  

Batu ise 12 yaşındaydı babasını ondan aldıklarında. Ergenliğe girdi. Bıyıkları çıkmaya başladı. Sema Hanım tıraş olmak istediğini Murat Albay’a söylediğinde çok üzüldüğünü anlattı. Batu’nun ilk tıraşı için komşusunu çağırmak zorunda kalmıştı. “Batu’nun telaşını, Murat’ın yüzünü görmeden yaşadıklarımızı anlamak mümkün değil. Yaşananlar bunlar da gizli” dedi. 

BU SONUÇ İÇİN 5 YIL MI GEREKTİ’ 

Genelkurmay’ın tavrını sorduğumuzda Murat Albay öldüğünde telgraf gönderdiklerini söyledi Sema Hanım ve şöyle devam etti:  

“Şimdi ‘Beklediğimiz sonuç buydu’ demişler. Bu sonuç için 5 yıl mı gerekiyordu. Benim babam da kayınpederim de kocam da askerdi. Ben askeriyenin içinde doğdum, 1 Mayıs’a kadar da orada yaşadım. Artık benim için bitti. Genelkurmay’ın üzüntülerini belirtmesinin benim için kıymeti yok. Murat’ın ölümü bana göre doğal değildi. Murat Özenalp olduğu için tutuklanmadı. Ortada suç yoktu çünkü. O dönemde Kurmay Albay olması, geleceğin komuta kademesinde yer alacak olması, ülkesine bağlı, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı Cumhuriyetçi bir subaydı; engeldi bir yerde. O yüzden tutuklandı Murat. Dolayısıyla bunun bir görev olduğunu ve kurumu da ilgilendirdiğini düşünüyoruz. Murat dayanamadı ve şehit oldu içeride. Esirken şehit oldu. Bizim adımıza Genelkurmay’ın yapacağı bir şey var; Murat’ı şehit ilan etmeli. Çünkü Murat gerçekten şehit oldu. Bu şerefi çocuklarına yaşatmak zorunda. Genelkurmay çocuklarımızı onure etmek zorunda. Çocuklarımın hayatı boyunca yaşayacakları gururla taşıyacakları payeyi Murat’a vermek zorundalar.” 

HAKİMLERİN ELİ KANLI!’ 

Murat Albay’ın annesi Samiye Hanım da Balyoz davasına bakan eski özel görevli 10. Ağır Ceza Mahkemesi hakimlerine ve onların verdiği kararı onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin eski üyelerine öfkeliydi. “Koskoca Türkiye’nin ümit bağladığı Yargıtay’ın kini neydi de 16 seneyi onadılar” diye veryansın etti. “Şimdi utanmıyor mu o hakimler?” diye sordu gözlerimizin içine bakarak. Anne Özenalp şöyle devam etti: “Hepsinin eli kanlı. Hepsinin bize vereceği bir borcu var. Temenni ediyorum, diliyorum, sebep olanlar aynı acıyı çeksin. Koskoca hakim olmuşsun, yüksek hakim olmuşsun, Yargıtay’a gelmişsin. O yollardan geçene kadar kaç defa yemin etmişsin. Vicdanı, merhameti olan bu yolu doğru giderdi. Benim oğlum vatan haini değildi. Vatanını satmadı. Helaline haram katmadı. 32 sene, evini çoluğunu, çocuğunu inkar etti, vatan için çalıştı. Elbirliğiyle benim oğlumun ölümüne sebep oldular.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.