Meclisteki muhalefet neyi bekliyor?

Son haftayı Türkiye mutat üzere ipe sapa gelmez beyanlar ve gelişmeler içinde geçirdi. Örneğin Bay Recep Tayyip Erdoğan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e mektup yazıp ülkemizin hava sahasını ihlal ettiği için düşürdüğümüz Rus Savaş Uçağı konusunda yüzde yüz haklı olmamıza rağmen ÖZÜR diledi.

Meclisteki muhalefet neyi bekliyor?
11 Temmuz 2016 Pazartesi 11:00

Oktay Ekşi’yle 3 soru 3 cevap

M. İLKER YÜCEL

1
Değerli hocam tatil denilince akla artık trafik, kaza, yoğunluk, kavga, kuyruk geliyor. Siz
hangisine denk geldiniz? Tatiliniz nasıl geçti?



Ben “tatil kültürü” gelişmemiş insanlardan biriyim. Meslek yaşamım boyunca 10 günü geçen her tatil -ki bu da sanıyorum 3 ila 5 kadardır- benim için azap olmuştur.

| Öğrenciyken?
Öğrenciyken de tatilin üç ay olmasından sıkılırdım. Çünkü 8-10 günde insanların dinlenebileceğine ve sonraki günlerde -eğer o günleri anlamlı uğraşla geçirmiyorlarsa- DİNLENME adı altında vakit kaybettiklerine inanır onlar adına üzülürüm. Hele günümüzde tatile hemen herkesle aynı gün(ler)de arabayla çıkmanın akılla izah edilebilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Bu yıl ben en uzun tatilimi yapmaya niyetliydim. Öncelikli olan bizim her yıl Temmuz ayının ilk Cumartesi günü saat 10’da kendiliğinden (yani kimseye çağrı yapmaksızın) toplanan ve bu yıl 26’ncısını yaptığımız Mesudiye İlçe Kurultayı’na katılmaktı. Bunu gerçekleştirdik.

| Tatilde de çalıştınız yani
İlçenin sorunlarını ele aldık, tartıştık, hangisine nasıl çözüm üretiriz diye kararlar aldık. Böylece asıl amaç hasıl oldu. Elbet planımda sadece İlçe Kurultayı’na katılmak yoktu. Biz ayrıca Köy Kurultayı da yaparız. Herkes belli saatte toplanır aynı şekilde sorunları görüşür, çözüm üretiriz. O nedenle Ordu’nun Mesudiye İlçesine bağlı Aşağı Gökçe köyüne gittim. Orada kaldım. Köy Kurultayı’nı da gerçekleştirdik. Ancak beklenmedik bir takım gelişmeler beni biraz daha hareketli olmaya zorladı. Hesap dışı temaslarım oldu. “Gitmişken yaparım” dediklerimi erteleyip sonraya bıraktığım konuları öne almak zorunda kaldım. Kısaca çevre değişikliği ve oradaki sürprizlerle yetinmem icap etti.
Ve 10 gün yerine 7 günde döndüm. Doğrusu şu ki dönünce nerdeyse nüfusunun yarısı, arabalarının üçte ikisi İstanbul dışına çıkmış bir İstanbul bulmaktan memnunluk duydum. Gidenlere teşekkür borcum var çünkü sayelerinde İstanbul yaşanır hale geldi.

2
Haftanın değerlendirmesini alabilir miyiz?


Son haftayı Türkiye mutat üzere ipe sapa gelmez beyanlar ve gelişmeler içinde geçirdi. Örneğin Bay Recep Tayyip Erdoğan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e mektup yazıp ülkemizin hava sahasını ihlal ettiği için düşürdüğümüz Rus Savaş Uçağı konusunda yüzde yüz haklı olmamıza rağmen ÖZÜR diledi. Gerçi bizim yetkililer “hayır özür dilemedi” türü lafları ağızlarında geveleyip durdular ama, gerçeğin açığa çıkmasına -yani mektup metnini açıklamaya- cesaret edemediler. İşin garibi ana muhalefet, orta muhalefet ve ufak muhalefet partileri “O MEKTUPTA NE YAZDIN, AÇIKLA!” demediler. Kısaca kamuoyunun öğrenme hakkı olan bir gerçek -muhalefet partilerinin görevlerini tam yapmamaları sonucu- ulusumuzdan saklandı.
Sadece o değil, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 5 Temmuz günü Suriye’nin kuzeyindeki Menbiç’in IŞİD’den alınmasıyla ilgili olarak Türkiye-ABD arasında bir GİZLİ ANLAŞMA yapıldığını söyledi, 6 Temmuz günü bu dediğini inkâr etti. Kimse “Nedir bunun iç yüzü? Hiç değilse Meclis’te gizli oturum yapılsın; orada bilgi ver” demedi. Böylece muhalefet o konuda da sınıfta kaldı.
Bay Recep Tayyip Erdoğan tuttu Suriye’den ülkemize sığınan ve sayılarının 2 milyon 745 bini bulduğu resmi ağızlarca açıklanan Suriye’lilere “Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı” verileceğini söyledi. Eğer ikişer cümlelik itirazları saymazsanız kimse ağzını açıp da bunun doğuracağı sakıncaları ortaya koymadı. Muhalefet partileri neyi bekliyor, anlayamıyoruz.
Keşke orada kalsaydı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, NATO savunma paktı ihtiyaçları doğrultusunda kurulan ve o doğrultuda hizmet veren İNCİRLİK üssünü Rus savaş uçaklarına da açabileceğimizi söyledi. Sonra da bu dediğini inkâr etti.Yine kimse hesap sormadı. Böylece ülkemizin sadece tutarlı bir DIŞ POLİTİKASININ olmadığını değil, Dışişleri gemisinde kaptan olmadığını da öğrenmiş olduk. İşin kötüsü muhalefet partisi sıfatlı yolcular da gaflet uykusundan uyanmaya niyetli değil.
Böyle bir ülkenin BÖYLE yönetilmesinde şaşacak ne var? Daha böyle çok örnek var ama uzatmak istemiyorum.

3
Suriyelilerin vatandaşlığa geçişi tartışmalarını yönlendirmek için bir klip hazırlandığını öğrendik. Klip Çanakkale Savaşları’nda birlikte savaştık temasıyla hazırlanacakmış. Nasıl yorumluyorsunuz?


Böyle bir klibin hazırlanacağını sorunuzdan öğrendim ama yaparlarsa şaşmam. Çünkü bu arkadaşlarda “tarih” bilgisi de yok, bilinci de yok.
Madem hazırlayacaklarmış 1917-18’de Suriye cephesindeki ordularımızın kimler tarafından arkadan vurulduğunu da o klibe eklesinler.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.