Kozmik albaya şema sorgusu

F tipi örgütün tertiplerinin çökmesinin ardından TSK içindeki tertipçilerin ne zaman tasfiye edileceği sorusu gündemdeyken Genelkurmay ilk soruşturmayı açtı. Köse, Yurtsever askerlerin tutuklanmasına ve kozmik odaya girilmesine yol açan düzmece şemayı savcılığa göndermişti

Kozmik albaya şema sorgusu
19 Haziran 2016 Pazar 11:11

Hikmet Çiçek
[email protected]

Genelkurmay Başkanlığı, eski Genelkurmay Adli Müşavir Muharrem Köse hakkında ceza soruşturması başlattı. Adli Müşaviri Hakim Tuğgeneral Hayrettin Kaldırımcı, Ergenekon sanığı Avukat Kemal Kerinçsiz’in başvurusu üzerine, kamuoyunda “Danıştay şeması” olarak bilinen belge hakkında Genelkurmay Askeri Savcılığı’ndan soruşturma açılmasını istedi.
Tuğgeneral Kaldırımcı, Kerinçsiz’in 20 Mayıs 2016 tarihli dilekçesine, 10 Haziran 2016 günü şu yanıtı verdi:
“İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/191 esas sayılı dosyasında yer alan ve kamuoyunda ‘Danıştay Şeması’ olarak geçen belgeye yönelik iddialarınızı içeren dilekçeniz incelenmiş ve ilgili kanun uyarınca soruşturma yapılmak üzere Gnkur. Askeri Savcılığına gönderilmiştir.”
Askeri yargılama usulüne göre, Genelkurmay Askeri Savcılığının res’en ceza soruşturma açma yetkisi bulunmuyor. Ceza soruşturması Genelkurmay Başkanı’nın emriyle açılıyor.

ŞEMAYI KÖSE GÖNDERDİ
Ergenekon tertibinde yargılanan isimlerden ve sonradan gizli tanık olan Ümit Sayın’ın Genelkurmay’dan bazı subaylarla irtibatı olduğu yönünde ifade vermesinden sonra 13. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın dosyasını Genelkurmay’dan istemişti. Gönderilen belgeler arasından Danıştay saldırısıyla ilgili bir şema çıktı. Şemayı gönderen, dönemin Adli Müşaviri Muharrem Köse’ydi. Danıştay cinayeti, bu şemaya dayanarak Ergenekon davasına bağlandı.

KİMLER VAR
Şema, dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve dönemin Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu’nun tutuklanmalarından sonra 22 Haziran 2012 tarihinde mahkemeye ulaştırıldı. Ergenekon savcıları esas hakkında mütalaada bu şemaya “Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan şema” başlığı altında yer verdi.
Şema, Danıştay saldırısının Ergenekon davasıyla birleştirilmesine dayanak yapıldı. Şema, Muzaffer Tekin merkezli hazırlanmıştı. Tekin’in adının altında “Milliyetçi çevreleri yönlendiriyor. Firari” yazılmıştı. Danıştay cinayeti 17 Mayıs 2006’da işlenmiş, Tekin 19 Mayıs 2006’da arandığını öğrenince teslim olmuştu. Şemanın 17-19 Mayıs günleri arasında F tipi tarafından imal edildiği anlaşılıyordu.
Şemada,Veli Küçük, Doğu Perinçek, Sevgi Erenerol, Kemal Kerinçsiz, Levent Temiz, Doğu Aktulga, Hüseyin Görüm, Ümit Sayın gibi isimler yer alıyordu.
Savunma avukatları mahkemeye başvurup şemayla ilgili resmi yazı talep etti. Mahkemenin talebi reddetmesi üzerine sanıklardan Kemal Kerinçsiz’in avukatı Mehmet Demirbilek 3 Temmuz 2013 tarihinde Genelkurmay’a dilekçe göndererek resmi bilgi istedi. Genelkurmay Başkanlığı ise Ergenekon davasının karar verildiği 5 Ağustos 2013 tarihinden 6 ay sonra 17 Ocak 2014’de cevap yazısı gönderdi.

‘KİM ÇİZDİ TESPİT EDEMEDİK’
Genelkurmay’ın cevabında, şemanın kurumlarında hazırlandığını gösteren herhangi bir evrak numarasına veya benzeri bir kayda rastlanmadığı, hangi kişi veya kurum tarafından Genelkurmay Başkanlığı’na verildiğinin tespit edilemediği ifadelerine yer verildi.
Danıştay cinayeti ile ilgili düzenlenmiş şema, Genelkurmay arşivine nasıl ve kimler tarafından sokulmuştu? Şema hangi kurum ya da kişilerce hazırlanmıştı? Avukat Kemal Kerinçsiz, tahliye olduktan sonra bu tertibin peşini bırakmadı. 20 Mayıs 2016 tarihli dilekçesine 20 gün sonra olumlu yanıt aldı. Köse hakkında Genelkurmay Başkanlığının talimatı üzerine Askeri Savcılık tarafından soruşturma başlatıldı.

İHBARCI KÖSE’YE 350 METRE MESAFEDE
“Bülent Arınç’a suikast yapılacaktı” iddiasıyla Türkiye’nin gündemine oturan kozmik oda soruşturmasından eski Genelkurmay Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse çıktı. Hakim ve savcılar hakkında soruşturma yapan HSYK Başmüfettişi Ali Rıza Karakan’ın hazırladığı raporda çok önemli bilgiler yer aldı. Karakan’ın raporuna göre, kozmik oda ihbarını yapan kişi ile Muharrem Köse’nin evi arasında sadece 350 metre mesafe vardı. İhbarcı, Keçiören’deki bir telekom firmasına ait sabit telefondan polisi aradıktan hemen sonra Köse’yi de aramıştı. Köse’nin telefonu bu görüşmenin ardından ulaşıma kapandı. Raporda Köse’nin, ihbarcıyı tanıdığının anlaşıldığı vurgulandı.

İHBARI KÖSE Mİ YAPTI?
Köse hakkındaki soruşturma “FETÖ üyesi olmak”, “Askeri casusluk ve devletin güvenliğine ilişkin bilgileri açıklamak” suçlamalarıyla yürütülüyor. Soruşturmayı yürüten savcılık Köse’nin ya ihbarcıyı yönlendirmiş olabileceği ya da ihbarcının ta kendisi olabileceği ihtimalini değerlendiriyor. Köse’nin ihbarcı olabileceği ihtimali de şöyle değerlendirildi: Köse, cep telefonunu yanına almadan evden çıktı. Evinin 350 metre uzağındaki Telekom firmasına giderek buradan Emniyet’i aradı. Kozmik oda için asılsız ihbarı yaptı. Ardından kendi telefonunu aradı ve evdeki şahıstan bu telefonu kapatmasını istedi. O dönem soruşturmayı yürüten F tipi polisler, ihbarın sahte olduğunun anlaşılmaması için ihbarcının kimliğinin tespit edilemediğini ileri sürmüş ve dosyanın üzerini kapatmışlardı.

FETÖ ÜYELERİYLE İSTİŞARE
FETÖ’nün TSK’daki en etkili isimlerinden olan Köse’nin, örgütün diğer üyeleriyle birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, “devlet sırrı belgelerin ifşasına” neden olduğu raporda anlatıldı. Aydınlık Kasım 2014’te Köse’nin FETÖ bağlantısını gündeme getirmişti. Köse ile Askeri Yargıtay Başkanı ( askeri yargı imamı) Ahmet Zeki Liman’ın sürekli istişare halinde oldukları ve kumpaslarda ortak hareket ettikleri ortaya çıkmıştı.

2 EVRAKTA AYNI NUMARA
Köse’nin, sahte evrak düzenlediğinin tespit edilmesi de rapora eklendi. Farklı tarihlerde yazılmış 2 ayrı evrakta aynı sayı numarasının yer alması sahteciliği açığa çıkardı. Köse, kozmik odadan ele geçirilen belgelerin devlet sırrı olup olmadığına ilişkin soruya da iki ayrı yanıt vererek müfettişleri yanılttı. Köse bir yanıtta “Söz konusu belgeler Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’na gönderildiği 2012 tarihinden itibaren sır olma niteliğini kaybetti” derken başka bir soruya da “2013 yılında Seferberlik Tetkik Kurulu’nun kapatılmasıyla birlikte belgeler devlet sırrı niteliğini kaybetti” yanıtını verdi.

Adalet Günü’nde hesap sordular

Olcay Kabaktepe / Ankara
Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz davasında verdiği hak ihlali kararının 2. yılında kumpas mağdurları Yüksek Mahkeme önünde eylem yaptı. Burada konuşan Av. Şule Nazlıoğlu Erol, “Adalet ancak bu kumpas davalarını kurgulayan hainler ile onların TSK ve yargı içerisindeki işbirlikçilerinin bağımsız yargı önünde hesap vermeleriyle gerçekleşecektir” dedi.
Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz davasında verdiği hak ihlali kararının üzerinden 2 yıl geçti. Kumpas Mağdurları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği de (Kumpas-Der) 18 Haziran tarihine dikkat çekmek için Anayasa Mahkemesi önünde “Adalet Günü” adı altında açıklama yaptı. Açıklamaya kumpas davalarında yargılanıp beraat eden çok sayıda kişi ile birlikte kumpas şehitlerinin aileleri de katıldı. 5 Mayıs 2014 tarihinde cübbesini giyerek Adalet Nöbeti’ni başlatan Av. Şule Nazlıoğlu Erol bir kez daha Yüksek Mahkeme önünde açıklama yaptı. 5 Mayıs 2014 tarihinde cübbeleriyle, bayrakla, adalete sahip çıkmak için burada ışık ve umut olduklarını belirten Erol, “Burada, Beşiktaş Adliyesi’nde adaleti ve hukuk devletini emperyalistlere alçakça peşkeş çeken işbirlikçileri itham ettik. Burada, düşman ceza hukuku ile esir alınan vatanseverlerin yalnız olmadığını gösterdik. Halkımızın desteği ile 18 Haziran 2014’te Anayasa Mahkemesi gerçeği hiçbir şeyin durduramayacağını ilan etti. Bugün geldiğimiz noktada gerçeğin ve adaletin gelişini hala umutla bekliyoruz” dedi.

KOMİSYON KURULSUN
Erol şöyle devam etti: “Adalet ancak bu kumpas davalarını kurgulayan hainler ile onların TSK ve yargı içerisindeki işbirlikçilerinin bağımsız yargı önünde hesap vermeleriyle, TBMM tarafından kurulacak bir araştırma komisyonu aracılığı ile tüm gerçeklerin halkımızın gözlerinin önüne serilmesiyle gerçekleşecek. Adalet ancak, haksız ve hukuksuz olarak yıllarca esir edilmiş, gelecekleri karartılmış, bu karanlık süreçte şehitler vermiş bizlerden özür dilenmesiyle, halen tutuklu olan Murat Eren’in biricik kızı Beren’e babalar gününde özgürce sarılmasıyla gerçekleşecektir.
Devletin namusunun bir daha işbirlikçi hainlere teslim edilmesini engellemek için, kumpas şehitlerini ve daha nice vatan evladımızı unutturmamak için 18 Haziran’ı Adalet Günü olarak ilan ediyoruz.” Açıklamanın ardından yurttaşlar da, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”, “Hak hukuk adalet” sloganlarını attılar.

45 GÜN NÖBET TUTTULAR
Emekli Deniz Kurmay Albay Murat Özenalp’in 1 Mayıs 2014 tarihinde cezaevinde geçirdiği beyin kanaması sonrası yaşamını yitirmesinin ardından 5 Mayıs 2014’te avukatlar cübbelerini giyerek Anayasa Mahkemesi önünde Adalet Nöbeti’ne başlamışlardı. Gece-gündüz demeden tutulan nöbetlerin 45’inci gününde 18 Haziran 2014’te Anayasa Mahkemesi, Balyoz davasında yargılananlarla ilgili hak ihlali kararı vermiş ve bu kararın ardından tahliyeler olmuştu.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.