‘İki Mehmet’in iflah olmaz kavgası

1990’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetle ilgili davada sanık Mehmet Ağar ile ‘tanık’ Mehmet Eymür arasındaki çatışmanın nedeni MİT’e, Emniyet’e ve yeraltı dünyasına kimin egemen olacağı

‘İki Mehmet’in iflah olmaz kavgası
12 Nisan 2015 Pazar 13:43

Hikmet Çiçek 

ANKARA Gazeteciler Cemiyeti’nin Çevre Sokak’taki lokâli tarihi bir buluşmaya tanık oluyordu. Yıl 1987. Geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz gazeteci Ünal İnanç’ın oğlu Özgür’ün sünnet düğünü yapılıyordu. “Ünal Baba”nın oğlunun düğününde bakanlar, milletvekilleri, gazeteciler, MİT mensupları ve polis şeflerinin çokluğu göze çarpıyordu. 1984-88 arasında Terör ve Asayişten sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olarak çalışan Mehmet Ağar da oradaydı. O dönemde MİT’te şube müdürü olarak görev yapan Mehmet Eymür de. Ağar, Eymür’ün yanına yaklaşarak “Nasıl yazarsın o raporu” diye çıkışıyor. Eymür cevap veriyor. Düğün neredeyse bir kavgaya sahne olacak. “İki Mehmet”in bir araya geldikleri son buluşmadır bu. Artık kılıçlar çekilmiştir. 

Ağar’ı öfkelendiren, 2000’e Doğru dergisinin unutulmaz kapaklarından “MİT Raporu”dur. Turgut Özal’ın talimatıyla Hiram Abas, Mehmet Eymür ve Kenan Evren’in damadı Erkan Gürvit tarafından hazırlanan rapor, Özal’ın siyasi rakiplerini ve bu arada Mehmet Ağar’ı hedef alıyordu. 

2. MİT RAPORU 

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 21 Eylül 1996 günü bir basın toplantısı yaparak, dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın “özel ekibinin cinayet, uyuşturucu kaçakçılığı, gasp, haraç ve tehdit eylemleri” hakkında 2. MİT Raporu’nu, Çiller Özel Örgütü’nü basına açıklıyordu. Rapor gene Mehmet Eymür tarafından hazırlanmıştı. 

ÖLÜM LİSTESİ” 

Şimdi ise Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden 1990’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetle ilgili davada Mehmet Ağar bir numaralı sanık, Eymür ise “tanık”tı. Eymür, Tarık Ümit’in kendisine PKK’ya yardım eden Kürt kökenli işadamlarının pasifize edilmesi için üst makamlardan emir alındığı anlattığını söylüyor, o dönemde Aydınlık Dergisi’nde konuya ilişkin haberlere dikkat çekerek, “Aydınlık Dergisinde yazan şeylerin çoğu, bizim kendi kayıtlarımızda olan bilgilerdir” diyordu.  

ÇİLLER’İN KONUŞMASI 

Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in 4 Kasım 1993 tarihinde İstanbul Holiday Inn Oteli’nde şöyle diyordu: 

“Türkiye, milis hareketi niteliğine dönüşmüş ve yaygınlaşmış bir terör hareketiyle karşı karşıyadır. PKK’nın haraç aldığı işadamları ve sanatçıların isimlerini biliyoruz, hesap soracağız.” 

Çiller’in ne kadar ciddi olduğu iki ay sonra anlaşıldı. “Faili meçhul cinayetler” peş peşe işlenmeye başladı. Yöntem hep aynıydı. “Polis” yazan yelekleri, ellerinde otomatik kısa namlulu silahları ve telsizler bulunan sivil kişiler. 

Mehmet Eymür’ün açıkladığı infaz listesi ne? Gerçekten böyle bir MGK kararı var mıydı? Evet, var!  

Ergenekon davasında “devlet sırrı” gerekçesiyle açıklanmayan belgeler arasında sözü edilen karar da bulunuyor. MGK kararı, elbette bir “ölüm listesi” değil. Kararda, PKK’nın finans kaynaklarıyla “etkin bir şekilde mücadele” edilmesi yer alıyor. Ve burada adı geçen kişilerin kamu ihalelerinden men edilmesi isteniyor. 

İKİSİ DE AMERİKANCI 

Devlet, Kürt sorununu “çözmenin” yolunu böyle bulmuştu. Kürt işadamları, kamu ihalelerine girmekten böyle “men” ediliyordu. Ancak, PKK’ya yardım ettiği iddia edilen kişileri kaçırıp öldürenler aynı zamanda “özel bir örgütlenme” içine de girmişler, haraç toplamaya, kendi ceplerini doldurmaya da başlamışlardı. “PKK ile mücadele” adı altında sonradan kendisinin başına da bela kesilecek bir canavarın yaratılmasına yol vermişti.  

Şimdi biri sanık öteki tanık olan “İki Mehmet” arasında kişisel bir husumet yoktur. Daha düne kadar aynı kaptan yemişlerdir. Çatışmanın nedeni MİT’e, Emniyet’e ve yeraltı dünyasına kimin egemen olacağıdır. Yoksa iki taraf da Amerikancıdır ve patronları Atlantik ötesindedir. 

Önce haber sonra eylem 

Gazetelerde bir haber: “MİT uyardı! Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), Şam yönetiminin 7 Haziran seçimleri öncesinde Türkiye’ye yönelik yeni eylem planıyla ilgili özel bir yazıyı geçen Şubat sonunda İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği ortaya çıktı.”  

MİT’in İçişleri Bakanlığı’na yolladığı yazıya göre, Suriye yönetimi Türkiye’de provokatif eylemler gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla adi suçlardan tutuklu yaklaşık 5 bin mahkuma Şam, Lazkiye ve Tartus’ta eğitim vermiş ve bu tutuklulardan 2 bin 400’ünün Şam’daki Adra Hapishanesi’nden şubat ayı içinde salıverilmiş. Yazıda ayrıca; tutuklu ve mahkumlara verilen eğitimler sonrasında bu kişilerin Cilvegözü ve Öncüpınar Sınır Kapıları ile Beyrut üzerinden İstanbul ve Mersin’e gelerek İstanbul, Mersin, Adana, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay, ve İskenderun’un da aralarında bulunduğu 12 farklı yere gitmelerinin planlandığı belirtilmiş.  

SAVCI EYLEMİNDEN ÖNCE 

Dikkat çekici olan nokta şu: Bugün gazetelerin manşetine konu olan MİT’in istihbarat notu, mart ayında Emniyet notu olarak yine gazetelere manşet olmuştu. Gazetelere servis edilen Emniyet notunda da aynı bilgiler yer alıyordu. Notun manşetlere çıkarılmasının ardından, DHKP-C örgütü ve Suriye arasında bağlantılara ilişkin onlarca “istihbarat notu” daha gazetelere servis edildi ve AKP medyasında sayfaları süsledi. Sabah gazetesinin 16 Mart günlü haberinde “PKK, DHKP-C, IŞİD ile birlikte Suriye’nin eli kanlı diktatörü Esad ve örgütleri taşeron olarak kullanan bölgedeki yabancı istihbarat örgütlerinin Türkiye’nin huzur ve istikrar ortamını bozmak için 7 Haziran seçimlerini özellikle hedef alabilecekleri vurgusu yapıldı” deniyordu. 31 Mart günü iki DHKP C’li İstanbul Adliyesi’nde Berkin Elvan soruşturmasını yürüten Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı rehin alma eylemini gerçekleştirdi.  

İSTİHBARAT MI KAMUOYU HAZIRLIĞI MI 

Savcı Mehmet Selim Kiraz ve iki eylemcinin de hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan rehine eyleminden sonra bu kez, DHKP C’nin Suriye’den eğitim kampı için görüşmeler yaptığı haberleri dolaşıma sokuldu. DHKP C’nin elini kolunu sallayarak adliyede savcı vurması türü eylemler, “eylemlerin neden önceden önlenemediği” yönündeki kuşkuları artırıyor. Benzer haberlerin yaygınlaşması, “İstihbarat notu mu, yoksa Gladyo’nun kamuoyu hazırlamak için yaptığı servis mi” sorusunu gündeme getirdi.  



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.